Üye Bilgileri.

size uygun bölümden devam ediniz.

sitemizdeki online işlemlerden yararlanabilmek için kayıt olup parolanızla giriş yapmanız gerekmektedir.
Daha önce insan kaynakları için bir parola aldıysanız o parolayı kullanabilirsiniz.

Henüz üye değilmisiniz? Yeni kayıt!

Detaylı Arama.

size uygun bölümden devam ediniz.

site içerisindeki tüm içerikte arama yapılmaktadır. birden fazla kelime aratabilirsiniz.


25 50 75 100

Yayınlanma Tarihine Göre
Eklenme Tarihine Göre
Başlığa Göre
Okunma Sayısına Göre

Başlıkta Açıklamada İçerikte

Aynen girildiği gibi
Kelimelerin hepsi
Kelimelerden herhangi biri
ODA ÇALIŞMALAR KENT GÜNDEMI MESLEKI UYGULAMA YAYIN ÜYELER EĞITIMLER ONLINE İŞL.
01 Şubat 2013

“Akün ve Şinasi Sahnesi Halkındır, Satılamaz”

Mimarlar Odası Ankara Şubesi ile Akün ve Şinasi Sahnesi Platrformu Ortaklaşa basın toplantısı düzenleyerek, iki sahnenin de satılmasına tepkilerini dile getirdi.

Mimarlar Odası’nda düzenlenen toplantıya, Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Ali Hakkan, Mimarlar Odası Ankara Şube Yönetim Kurulu Sekreter Üyesi Tezcan Karakuş Candan, Mimarlar Odası Ankara Şube Yönetim Kurulu Üyesi Ali Atakan, Kültür Sanat Sen Ankara Şube’den Derya Kayacan, IŞIK DER Başkanı Çetin Atay, TOBAV Başkanı Tamer Levent ve TOBAV’dan Atila Gürçay, Alhan Özdemir, Makbule Kanaç katıldı.

Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Ali Hakkan, Akün ve Şinasi sahnelerinin yok olmasının Ankara için büyük bir kayıp olduğunu vurgulayarak şunları söyledi: “Ankara’da kültür mekanları,birer  birer elden gidiyor, yeni sahne örneğini yakın zamanda kaybettik ve ticarileşerek neredeyse bir markete dönüşmüş durumda. Satılacak olan  bina Ankara’nın en önemli mekanı, 1970’li yıllarda sadece tiyatro ve sinema sahnesi olarak yapılıyor, sonrasında katları ilave ediliyor. Günümüze geldiğimizde böyle alanları çoğaltmak yerine yok etmeye çalışmak üzücü. Kent belleğinde de önemli bir yerde duruyor her iki sahnede. Ayrıca seksen öncesinde toplumsal ağırlıklı filmlerin gösterildiği mekânlardan.  Kültür Sanat mekânlarına Ülke genelinde ve Ankara’da baktığınızda karşılıkları neye denk geliyor, rakamlarla  söylemek gerekir.   Türkiye’de 511 tiyatro salonu bulunuyor, Ankara’da 28 tane salon var, buna kamu ve özel salonlar dahil. Sinema salonlarında, Türkiye’de 1917 salon varken Ankara’da 174 sinema salonu var.  Cami sayısı ise Ankara’da  2817 tane ve giderek artan sayılar, bunu şöyle okuyabiliriz, tabii ki camiye ihtiyaç var buna karşı değiliz ama buradaki “o” ideolojik yaklaşımın altını çizmek için söylüyorum. Ankara’da nüfusla orantılı baktığımızda tiyatro ve sinema salonlarını çoğaltmamız gerekir. Kentlilerin Akün ve Şinasi sahnelerine sahip çıkması, anılarına sahip çıkması anlamına da geliyor.”

Hakkan son dönemde yapılan düzenlemeleri ve Afet yasasını da hatırlatarak, “Artık ülkenin dört bir tarafında ve  kent merkezlerinde yapılan çalışmaların, sadece ve sadece kentsel dönüşüm alanlarına kaynak yaratan çalışmalar olarak karşımıza çıkacağını düşünüyoruz.” dedi.

Mimarlar Odası Ankara Şube Sekreter Üyesi Tezcan Karakuş Candan, AVM’lerle paket yaşamlar sunulduğuna dikkat çekerek, sanata ve kültüre sistemli bir saldırı olduğunu vurguladı. Candan şöyle konuştu: “AKP Hükümeti’nin, kendi tabirleri ile ustalık dönemlerinde yeni bir süreç başlattılar, Cumhuriyet’in modern yaşamına, tarihine doğrudan bir saldırı ve bu saldırıları kültür mekânları üzerinden yapmaya başladılar. Büyük sinema ile Akün arasındaki kültür aksına yönelik bu saldırı bu operasyonunda bir parçasıdır. Eskiden Atatürk Bulvarı, şık giyimli insanların, Büyük sinema’da kuyruk olduğu bir meydan olarak örülmüştü. Akün Sineması, Devlet tiyatroları tarafından sahiplenildi, Akün sahnesi olarak kazandırıldı. Akün ve Şinasi Sahnesinin satılmak istenmesinin sebebi insanları evlerine kapatıp, sadece tek bir ideoloji ile yayın yapan Televizyonlara hapsetme istediğidir diye düşünüyorum. Yaşam alanlarımıza yönelik bir müdahale olarak algılıyorum”

“Paket yaşamlar sunuyorlar”

Candan İstanbul’da Emek Sineması’nın kapatılmasını ve Emek Sineması’nın mücadelesini  örnek vererek,  “AVM’ler içerisindeki küçücük sinemalar, küçücük tiyatrolarla bizleri paket yaşamlara dâhil etmeye çalışıyorlar. Yurt dışında bir sinemaya tiyatroya girdiğinizde devasa salonlarda, sanatın kokusunu hissediyorsunuz. AVM’lerde 20 kişi ile yedi boyutlu sinemaya girip çıkmak değildir sanat. Sanat bir üretim aracıdır, bir kültür aracıdır. Şu anda sanat, bir tüketim aracı bir rant aracı olarak kullanılıyor. AVMlerdeki çakma tiyatro yapıları ve çakma sinema yapıları ile karşı karşıya bırakan bir kültürle yaşıyoruz. Akün sineması kapatılırken aslında o örgütlü mücadelenin sonunda Akün Sahnesi oldu. Yık yap kültürü son dönemin rant kültürü, elbette ki hükümet veya firmalar yeni bir sanat yapısı yapmak isteyebilirler, ama buranın varlığı kente bir kimlik katıyor, mevzu bu kimliğin korunması Çağdaş Sahne ve Şinasi sahne Ankara’ya bir kimlik veriyor, bir sahne yapılacaksa başka bir yerde yapılması anlamlı olur, bir sahne daha kazandırsınlar yıkmak yerine. . Çok önemli bir örnektir, Körfez Lokantası yıkıldı yerine başka bir şey yapıldı altında bir cafe var ve cafenin şu an adını bile hatırlamıyorum. ”  dedi

Candan Eylem planına dair ise “Akün ve Şinasi Sahnesi için yapacağımız eylem planımız, ihale sürecine bağlı olarak devam edecek. 5 Şubat’ta ihalenin olduğu yerde olmak çok önemli, ihale de halkın gözetiminde olmalı. İhale nerde yapılıyorsa saat kaçta yapılıyorsa halkın gözetiminde yapılmalıdır. “ dedi.

“Bizim için mücadele ihalesi”

Candan ihaleye katılacak firmalara çağrı yaparak: “ 5 Şubat’ta ihale yapılacak, ihaleye katılacak firmalar şunu  kabul etsin. Burada bir mücadele yürüyecek, gidip orayı yıkarım, ruhsatı alırım, yaparım yaklaşımı olmasın! Kendileri içinde zorlu bir dönem olacak. Bizim için de bu bir mücadele ihalesidir, mücadeleyi sürdüreceğiz, o binalar o kadar kolay hayatımızdan alınamaz, bunu bilerek ihaleye girsinler. Böyle kültürel mekânların isteriz ki halkın isteği ile belli bir noktaya gelsin. İsteriz ki 5 Şubat’ta yapılacak satılma ihalesine kime girmesin ve bu ihale bitsin. “King”te Rıfkı’yı çekmek kötüdür, ihaleye giren Şinasi ve Akün sahnesini alanlar, Rıfkı’yı çekmiş demektir, elinde kalır” şeklinde konuştu.

TOBAV Başkanı Tamer Levent, ise  “ Bina Emek inşaat tarafından,  ilk önce bir sanat merkezi ve kültür merkezi olarak planlıyor. Emek İnşaat eskiden Emekli Sandığına aitti, şimdi Sosyal Güvenlik Kurumu’na devredildi. Tüm Ortadoğu’ya örnek olacak ülkenin başkenti, kamu için yapmış olduğu bu binayı yıkmak istiyor. İçindeki devlet tiyatroları da var, içinde o da ayrı bir kamu kurumu. Devlet tiyatroları orayı alıp, sadece sahneyi düzelterek oraya 1,5 trilyon masraf yaptı ve halkın hizmetine açtı. Halkın benimsediği ismi değiştirmeme hassasiyetini gösterdi. Şinasi ve Akün Sahneleri tıklım tıklım dolan, sahnelerdir. Emek İnşaat yöneticileri kendileri de itiraf ediyor, üretken sahneler olduğunu. Hatanın neresinden dönülse kardır, yetkililerinde toplumun talepleri konusunda bir karar almasını bekliyoruz. İnsana yönelik bir karar çıkmasını medeni olandan yana bir karar çıkmasını bekliyoruz. İhale şartnamesinde bile bu iki alanın sahne olarak kullanılması gerektiği ifade edilmeliydi.” Şeklinde konuştu.  

“Hipodrum alanında farklı planlar var”

Levent, Devlet tiyatrosu opera ve bale mensupları olarak Ankara’da büyük bir kültür mekanı yapmak için uğraştıklarını ifade ederek, “Hipodrum alanında kültür mekanı yapılması için, Yarışma açıldı ve Özgür Ecevit’in yaptığı çok değerli bir proje kazandı. Yıllardır bu alanda bir bina yapılması için en ufak bir çaba yok. Hatta bu eski hipodrum alanının bir rant alanı olarak paylaşılması için başka planlar olduğunu duyuyoruz.  Ayrıca belirtmek gerekirse,  Oyuncular işlerine aşıktır, oyuncunun elinden bir sahne çıkığı zaman oyuncu bu işi yapacak bir yer daha bulabilir ama kamunun bunlardan yararlanacak kendi yaşamına yön verecek insanların elinden çıktığı zaman kendi yaşam kalitelerinin eksilmesine sebep olur. Bu konu sadece sanat insanlarının problemi değil, ülkemizin derdi, halkımızın derdi, kentimizin derdi. Cumartesi günü platform çatısı altında saat 17.00’de bu konuya duyarlı sivil toplum kuruluşları ile bir araya geleceğiz. Kamunun malı olan bu binanın elden çıkarılmaması için görüşlerimizi belirteceğiz.  Emek inşaat’ın elinde 200 bina var ve bu 200 binayı da satacakmış 200 binayı satacaksa olması gereken bu iki binayı satmamasıdır.”

“Sanat birleştiricidir”

Mimarlar Odası Ankara Şube Yönetim Kurulu Üyesi Ali Atakan konuya dair değerlendirmesinde Mimarlar Odası Ankara Şubesi olarak konuyu çok önemsediklerini ve ses getirecek eylemlikler yürüteceklerini ifade etti. Atakan  “ Tiyatro ve sinema sahneleri olmazsa olmazdır. Siyasal iktidarlar olsun, odalar, STK’lar bu konuda hep teşvik edici olmuştur. Tek tip yapılaşma sanat alanında da görüyoruz, ciddi çalışmalar varken, Tiyatro, heykel, resmin yok edildiğini görüyoruz. Bu yapıları yok ederek, toplumun, gelecekteki bilimsel anlamda da kültürel anlamda da gelişmesinin önünü tıkamak istediklerini düşünüyorum. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı’nın sanatın içine tükürürüm sözleri, diğer taraftan heykellerin yıkılması, böyle bir süreci yaşıyoruz, güzel sanatlar toplumun gelişmesinde, bütünleşmesinde, kaynaşmasında önemlidir. Bunlara set çekerek, toplumda çatışan bir takım şeyleri sürekli ön plana çıkarıyorlar, farklı kültürlerin olduğu bir ülkede bu toplumun birliğini sağlayacak olan sanatın önü tıkanmamalı.” Dedi.

Kültür Sanat Sendikası Ankara Bölge Şube’den Derya Kayacan, “Kültüre yönelik olarak saldırılar arttı, Oyunların içeriğine kadar müdahale var. Kamu ortaklığı olan emek inşaat halkın vergileri ile inşa edilmiş yerlerden, Akün ve Şinasi sahnesi’ni Hiçbir kurumun haberi olmadan satmaya kalkıyorlar. Emek inşaat zor durumda olduğunu bahane ediyor, ama böyle bir şey, halka ait sahnelerin satılmasını haklı çıkaramaz. Ankara’lılar bu sahnelere sahip çıkıyor. Devlet tiyatrolarında örgütlü olan sendikaların, oyuncuların, odaların, vakıfların herkesin bu mücadeleye destek vermesi gerekir. Herkes sahnelerine sahip çıkmalı. “ dedi.

Kayacan, 2 Şubat Cumartesi yapılacak eylemin önemli olduğunu, Akün ve Şinasi sahnesi rantın oldukça yüksek olduğu bir yerde durduğunu, O bölgedeki bir çok otel olduğunu da vurguladı.

Işık Der Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı Çetin Atay ise söz alarak, “ İki sahneyi kaybetmek istemiyoruz, vermemek içinde elimizden ne gelirse yapacağız.” Dedi.

“Çalık grubu ihaleye mi girecek?”

Bir gazetecinin ihaleye girecek gruplardan birinin Çalık grubu olduğu gibi bir söylenti var ne diyorsunuz buna? Birde buradan gelecek paranın AOÇ’de yapılmaya başlanan, Başbakanlık konutuna aktarılması gibi bir söylenti var doğru mu? Sorusuna karşılık Ali Hakkan cevap verdi.

Hakkan; “Çalık grubu duyum olarak var sadece, ama değeri ile ilgili de sıkıntı var. Değeri 40 trilyon düşük bir değer bir kere.  Burada tartışma konumuz bu değil ayrıca, değerini de tartışmamalıyız. O binaların yıkılmasını asla kabul etmiyoruz kültür sanat mekânlarını yaşatmak gibi bir görevi var hükümetin. İhaleye kimler girecek onu da 5 Şubat’ta öğreneceğiz.” Şeklinde yanıt verdi.

Tamer Levent’te gelen soruya karşılık “ Böyle bir ihale başlamadan önce şu firma alacak diye bazı firmaların isminin duyulması çok şaşırtıcı, demek ki bildiğimiz ihalelerden değil.  Şu firma kazanacak nasıl olur böyle bir şey. Böyle şeyler, güvensizlikte oluşturuyor toplumda.” Dedi.

Okunma Sayisi : 10866
Adres : Konur Sokak 4/3 06650 Yenişehir / Ankara • E-posta : info@mimarlarodasiankara.org
Telefon : 0 312 4178665 • Faks : 0 312 4171804 • GSM Santral : 0 533 4777967
Son Güncelleme : 14.12.2018 - 11:50:24
Şu an 60 kişi online | Hukuki Şartlar ve Gizlilik Hakları