Üye Bilgileri.

size uygun bölümden devam ediniz.

sitemizdeki online işlemlerden yararlanabilmek için kayıt olup parolanızla giriş yapmanız gerekmektedir.
Daha önce insan kaynakları için bir parola aldıysanız o parolayı kullanabilirsiniz.

Henüz üye değilmisiniz? Yeni kayıt!

Detaylı Arama.

size uygun bölümden devam ediniz.

site içerisindeki tüm içerikte arama yapılmaktadır. birden fazla kelime aratabilirsiniz.


25 50 75 100

Yayınlanma Tarihine Göre
Eklenme Tarihine Göre
Başlığa Göre
Okunma Sayısına Göre

Başlıkta Açıklamada İçerikte

Aynen girildiği gibi
Kelimelerin hepsi
Kelimelerden herhangi biri
ODA ÇALIŞMALAR KENT GÜNDEMI MESLEKI UYGULAMA YAYIN ÜYELER EĞITIMLER ONLINE İŞL.
25 Şubat 2018

Mimarlar odası Ankara Şube genel kurulu gerçekleştirildi

Mimarlar Odası Ankara Şube Genel Kurulu toplumsal muhalefetin buluşma mekanı oldu

 Mimarlar Odası Ankara Şubesi 45. Olağan Genel Kurulu Devlet Su İşleri Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi. Toplumsal muhalefetin buluşma mekanı haline gelen genel kurula Mimarlar Odası Ankara Şubesi 44. Dönem yöneticileri Tezcan Karakuş Candan, Namık Kemal Kaya, Ali Atakan, Muteber Osmanpaşaoğlu, Tuğba Arslan Konak, Ünal Kara, Songül Özgün, denetleme ve soruşturma uzlaştırma kurulu üyeleri, delegeleri, Prof. Dr. Cemal Taluğ, Prof. Dr. Cevat Geray, TMMOB 25. Dönem Başkanı Yavuz Önen, CHP Milletvekilleri Levent Gök, Murat Emir, Ali Haydar Hakverdi, Necati Yılmaz, Şenal Sarıhan, Bağımsız Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka, HDP Milletvekili Lezgin Botan,  Halkevleri Genel Başkanı Nuri Günay, KHK ile ihraç edilen Veli Saçılık, SES Genel Başkanı İbrahim Kara, Birleşik Kamu İş Sendikaları Konfederasyonu Başkanı Mehmet Balık, Koruma ve Restorasyon Uzmanları Derneği Başkanı Müge Bahçeci, 115 hamile çocuk skandalını ortaya çıkaran sosyal hizmet uzmanı İclal Nergiz, Cumhuriyet Gazetesi köşe yazarı Çiğdem Toker, Hekimhan Belediye Başkanı Ali Seydi Millioğlulları, Çaycuma Belediye Başkanı Bülent Kantarcı,1927 Mimarlar Derneği Genel Başkanı Lale Özgenel, TURMOB Mali Müşavirler Ankara Başkanı Ali Şahin, Harita Mühendisleri Odası Başkanı Özgür Yanıktaş, gazeteci Ali İnandım, iktisatçı Aziz Konukman, Gürsu Köyü Taş Mektep Derneği’nden Beyhan Yıldız, Tiyatro Oyuncuları Meslek Birliği’nden Nurkut İlhan, Yücetepe Mahalle Muhtarı Halil Sağlam ve çok sayıda mimar katıldı.

Mimarlar odası yaşamı yeniden örgütlenmeye ve cesaret ateşini harlamaya devam edecek

Genel Kurul’un açılış konuşmasını Mimarlar Odası Ankara Şubesi 44.Dönem Yönetim Kurulu Başkanı Tezcan Karakuş Candan yaptı.

Candan, şunları söyledi:

“DSİ binasının bizim için bir anlamı var bu bina sadece mimarlar odasının değil, TMMOB’un, İnsan Hakları Derneği’nin geçmişine tanıklık edene bir yapı. Bugün birçok yıkımlar karşı karşıyayız. Bu yapı da yıkım tehdidi altında. Genel kurulumuzu bu yıkıma karşı mimarlık ortamından ve onun dostlarından doğru dur diyebilmek için topladık. 1954 yılında yapılan bu yapı Cumhuriyet’in o kalkınma hamleleri ile birlikte köyüne dağına taşına su götüren bütün yapıları organize eden sürecin tanıklarından bir tanesi. 

Behruz Çinici ve arkadaşları Enver Tokay, Teoman Doruk tarafından tasarlanmış bir modern mimarlık eseri. Bu yapıdan devam edersek 44. Dönem bizim için tam bir yıkımlar süreci ile başladı.  Bu yıkım sadece binanın yıkımı değildi. Çünkü Biz 2012 yılında AOÇ’de birinci derece doğal ve tarihi SİT alanı statüsü değiştirilerek, Kaçak Saray inşa edilmeye başlandığında söylediğimiz çok netti.  Bu sadece bir bina değil, rejimle hesaplaşmanın mekânsal karşılığı demiştik ve o gün Kaçak Saray hangi koşullarda inşa edildiyse bugün yaşadıklarımız onunla eş değer durumda. Hukuk topal olarakda olsa vardı. Mahkeme ‘Siz oraya Kaçak Saray’ı yapamazsınız’ dedi. Yöneticilerin bir hukuku var mıydı o gün Başbakan bugün Cumhurbaşkanı olan Recep Tayyip Erdoğan dedi ki ben mahkeme kararlarına uymuyorum. Güçleri yetiyorsa gelip yıksınlar’ dedi o gün aslında hukuk yerle bir edildi. O gün aslında Türkiye Cumhuriyetinin bir hukuk devleti olmadığı bu ülkenin en başındaki insanlar tarafından ifade edildi. Dolayısıyla Kaçak Saray hukuksuzlukla zorbalıkla etrafında çevik kuvvetle, kapatılmış yollarla birlikte hukuku ve bütün değerlerimizi alt üst ederek inşa edildi. O gün nasıl inşa edildiyse bugün yaşadıklarımız onun tezahürleridir. Hukuksuzluk diz boyu kim sesini çıkarttırsa kim onlar gibi düşünmüyorsa ya akşam ya sabah evinizdeler. Kim memleketi savunuyorsa gözaltına alınıyor. Kim barışı savunuyorsa gözaltına alınıyor. Kim gerçekten bu ülkenin bütün değerlerine sahip çıkıyorsa göz altına alınıyor. İstiyorlar ki biz susalım. İstiyorlar ki kimse konuşmasın. Onlar kendi seslerine aşık insanlar. Başka bir ideolojinin varlığına, başka bir yaşamın varlığına gözlerini kapatıyorlar oysa Anadolu coğrafyası o kadar çok kültürlü ki o kadar zengin ki biz birbirimizle kardeşçe yaşamayı Anadolu topraklarından öğrendik. 

Biz bu ülkede kimsenin mezhebini milliyetini sorgulamadan büyüdük. Çocuklarımıza bunu anlatıyoruz. Biz bu topraklarda bir arada yaşamayı önemsedik. Bunu mekandan okuyoruz bakın Ermeni Adır ustanın elinde şekillenen Halfeti Ulu Cami’nin taşlarından okuyoruz. Augustus Tapınağı ile Hacıbayram Cami’nin birbirine tahammüllü ve hoşgörüsünü mekandan okuyoruz. Diyarbakır Sur’da bütün kültürel varlıklarımı yerle bir edilirken biz oradaki hoşgörüyü dostluğu, kardeşliği, oradaki binalardan dört ayaklı minareden okuyoruz. Anadolu Coğrafyası çok kültürlü, sevgi, kardeşlik, barış ve dostluk dolu. Anadolu coğrafyasının dışında kendilerini her ne kadar milli deseler de gayri milli bir duruş var.  Anadolu biziz, Anadolu hepimiz biz bunu taşından toprağından İller Bankası’ndan, Augustus Tapınağı’ndan, Roma Hamamı’ndan okuyoruz. Bütün bu süreçlerle birlikte ortaya çıkan ve bizim 44. Dönem çalışmalarımızı büyük bir bölümünü OHAL süreci altında geçirmemize neden olan nereden çıktığı belli

olmayan bir darbe ile karşı karşıya kaldı bu ülke. Önce büyüttüler beslediler, sonra anlayamadılar, sonra darbe, sonra bunu bir nimet olarak gösterip başka bir darbe yaptılar ve OHAL ilan ederek aslında bu ülkenin rejimin değiştirilmesine neden olacak bütün uygulamaları hayata geçirdiler. Üniversiteleri ve hocalarımızı, ülkenin yetiştirdiği en değerli insanları tasfiye ettiler. Çünkü başka bir rejim kurmak istiyorlar. Bugün bir kadının başkan olarak konuşması, kadınla erkeğin yan yana oturması, seçme seçilme hakkımızı kullanmamız, Cumhuriyetle birlikte bize sunulan değerlerdir. Onların istediği rejim kadınlar evde oturacak. Onlar kadına, özgürlüğe, çocuklarımıza, barışa, dostluğumuza, kardeşliğimize,  vicdanımıza ve Anadolu’ya düşmanlar. Rejimle hesaplaşmayı ve yeni bir siyasal İslam rejiminin kurulması sürecinde mekanlarla karşı karşıya geldik. İller Bankası’ndan Havagazı Fabrikası’na, Baraj Gazinosu’ndan Marmara Köşkü’ne, Saraçoğlu Mahallesi’nin tehdit altında olmasına, Ulus’tan Çankaya’ya kadar uzanan Cumhuriyet’in temsil aksını ortadan kaldırarak tam da Kaçak Saray’da halktan uzak, etrafı korumalarla çevrilmiş, kapalı, otoriter rejimin inşasını mekandan okuduk biz. Şehir hastaneleriyle birlikte sağlık hakkının nasıl gasp edildiğini, plansız bir süreçle birlikte rant üzerinden şekillenen yapılaşmanın nasıl belediye meclislerinde karar altına alındığını mekan üzerinden okuduk. Türkiye’nin en önemli şehri 80+1 değil, 80 üstü bir olan şehri Başkent’i 23,5 yıl boyunca tahrip

 

eden, modern kentleşme bakış açısını yok eden Melih Gökçek, hesap vermeden evine gönderildi.  45. dönemde sözümüz olsun Melih Gökçek yargı önüne çıkacak öyle bir mücadele yürüteceğiz ki tıp ki Kaçak Saray’daki gibi, Gökçek’in yargı önüne nasıl çıkarılacağını Mimarlar Odası Ankara Şubesi toplumsal muhalefete gösterecek. Tam da baskının yoğun olduğu bir dönemde  referandum süreciyle birlikte elimizden alınan bütün süreçlerde hepimiz aslında umudun yeniden nasıl yeşereceğini düşünürken Adalet yürüyüşü bize nefes oldu. Herkes yürüdü çünkü bu ülkede adalete olan açlık devam ediyor. Mutsuzuz hepimiz mutsuzuz. Yüzde 99 mutsuz yüzde 1 mutlu. Bir otoriter rejim inşa edilmeye çalışılıyor. Bu otoriter rejime karşı Mimarlar Odası Ankara Şubesi olarak Ankara’da ve Türkiye’de, nasıl ki Cumhuriyet Başkent’ten Anadolu’ya yayıldıysa, biz de Başkent’ten Anadolu’ya yayılacağız. Onun için Taş Mektep’te Rize’de boşaltılmış bir köy okulunun duvarlarını  örmek bize görev oldu. Hekimhan’da özelleştirmeden alınıp kamusallaştırılan Demir Çelik tesislerini belediyenin desteğiyle yeniden hayata geçirmek için öğrencilerimiz ve hocalarımızla birlikte  orda olduk, hayat bulduk. Arsuz’da barışı hoşgörüyü bir kez daha keşfettik. 45. dönemde bu ülkede bize emanet edilen Cumhuriyet, demokrasi ile taçlanacaksa bu taçlanmanın projesinin içinde bir taşı da Mimarlar Odası Ankara Şubesi olacak. ‘Saraylar saltanatlar çöker, kan susar bir gün. Zulüm biter menekşeler açılır üstümüzde, leylaklarda güler. Bugünlerden geriye bir yarına gidenler bir de yarın için direnenler kalır.’ Mimarlar Odası Ankara Şubesi mimarlığın yaratıcı ve dönüştürücü gücüyle baskılara karşı direnmeye yaşamı yeniden örgütlemeye cesaret ateşini harlamaya devam edecektir.”

Davetli konuşmacılar ise düşüncelerini şöyle dile getirdi:

Prof. Dr. Cevat Geray: Mimarlar Odası Ankara Şubesi’nin çalışmalarına katılmış bir bilim insanı olarak bu çalışmaları çok doyurucu, çok ileriye dönük ve demokrasinin savaşı veren güzel girişimleriyle gerçekten başarılı bir dopdolu bir çalışma ortamını kurdukları için 44. Dönem yönetim kurulunu ben kutluyorum. Pek çok ülkede başkent yönetimi için özel yasalar çıkartılır. Bizim başkentimiz bundan yoksun üstelik 23 yıl kadar başkent keyfi şekilde yöneten bir belediye başkanının yargılanmadan tek adamın istemesi üzerine görevden alındı. Türkiye’nin içinde bulunduğu bu hiçbir dönemde yaşamadığımız otoriter rejimi yıkmadıkça bizim çalışmalar güme gidiyor. Adalet gerçekleşmiyor. Yargı bağımsız değil her şey tek adamın emrinde toplanmış. Odalarımızın ve özellikle Mimarlar Odası Ankara Şubesi’nin çalışmaları övgüye değer çabalardır. Her ölçekte katkıda bulunmaya çalışıyoruz.

KHK ile ihraç edilen sosyolog Veli Saçılık: TMMOB ile ve Mimarlar Odası Ankara Şubesi ile beraber olmaktan gurur duyuyorum. Kent mekanı ve hafızası dendiğinde bunu en yakından hisseden ve yaşayanlardan birisiyim.  Aylardır TMMOB Ankara Şubesi binasının önünden İnsan Hakları Heykeli’ne doğru yürüdüğümüzde tam 447 kere gözaltına alındık. Yani Mimarlar Odası Ankara Şubesi’nin bende böyle bir kent hafızası var. Ayrıca İnsan Hakları Anıtı odaya 10,15 metre uzaklıkta ve o anıtın etrafı bir çember ve bariyerle çevrilmiş ve tutuklanmış durumda. Bugün neyi yaşadığımızı da simgesel anlamda gösteriyor. Mimarlar Melih Gökçek’e karşı kenti korumaya çalışırken, anıtları korumaya çalışırken bir bir anıtlarımız ortadan kayboldu. Biliyorsunuz Tandoğan Meydanı’ndaki peri heykeli yerinde fincan var. Şu anda İnsan Hakları Anıtı’nı da ortadan kaldırmak planları içindeler. Aslında insan haklarını ortadan kaldırmak istiyorlar. Yüzde 50’yi yüzde 60’lere, 70’lere çıkarmak zorundayız. TMMOB’u ve mimarları takdir ediyorum ben iyi bir mücadele vermişler. Gökçek’in epey canını sıkmışlar. Biz daha çok can sıkmalıyız. Böyle olduğunda ne İnsan Hakları Anıtı ne biz serbest kalacağız. Her gün insanlar toplama kamplarına götürülür gibi götürülüyor. Arkadaşlarımız tutuklanıyor. Buradan Halkevleri Eş Başkanı Dilşat Aktaş arkadaşımıza da selam gönderiyorum. Her sabah kalktığımızda bugün kim tutuklanacak hangi parti hangi kitle örgütüne saldırılacak. Milletvekillerinden birçok arkadaşımıza kadar herkes gözaltında. Korkmuyoruz asla ve asla biat etmiyoruz. Onların bu kent hafızasını yok eden tek tipleştiren, hücre tipi yaşam, tek tip insan hedeflerine karşı duracağız. Mimarların yanında olacağız halka birlikte onlara karşı mücadele edeceğiz.

115 hamile çocuk skandalını ortaya çıkaran sosyal hizmet uzmanı İclal Nergiz: Gündeme ben değil de keşke sadece çocuklar gelmiş olsaydı. Hala gözaltına alınmadım, bazen şaşırıyorum. Bu zamana kadar mesleğimin hep etiğinin gerekleri neyse ona göre davrandım. Geleceğimiz olan çocukları ön planda tuttum. Vatanını en çok seven işini en iyi yapanmış. Ben hep böyle düşündüm. Vicdanen çok rahatım. 2014 Adalet Bakanlığı verilerine göre her ay 650 çocuk cinsel istismar vakası olduğu tespit edilmiş. En azından herkes bu sorunun farkında 15-18 yaş aralarındaki çocuktur evlenemezler haile kalamazlar. Ben bunun sonucunda çok güzel çalışmalar olacağını düşünüyorum. Mimarlar odasına çok teşekkür ediyorum iyi ki varlar.


Cumhuriyet Gazetesi köşe yazarı Çiğdem Toker: Türkiye çok zor dönemde geçiyoruz. Burada yöneticileri muhabirleri 16 aydır, 482 gündür Silivri Cezaevi’nde tutuklu bulunan bir gazetenin de temsilcisi olarak buradayım. Mimarlar Odası Ankara Şubesi Cumhuriyet Gazetesi’nin susturulduğu dönemde gazetemizin yanında oldu. Kendilerine teşekkür ediyorum. Memleket bir duygudur, bir yeri memleket olarak düşünmeniz için bazen ene orada doğmanız ne de büyüyüp yetişmeniz gereklidir. Üniversite eğitimi için 10 yaşında geldiğim Ankara’yı memleket belledim. 30 yılı geride bıraktığım meslek yaşamımın biricik mekanıdır. Mekan gazetecilik hayatımda yaşamsal bir öneme sahiptir ve iyi ki dediğim bir parçası olmaktan sevinç duyduğum bir kenttir Ankara. Ne yazık ki son iki üç yıldır, Tezcan Karakuş Candan’ın temsil aksı olarak nitelediği çok önemli yapılar gözlerimizin önünde yıkıldı bu yıkımda, doymak bilmeyen bir saldırgan rant iştahının yanı sıra, Cumhuriyet’in kurucu değerlerine dönük üstü örtülü bir niyette vardı. Mimarlar Odası Ankara Şubesi bu süreçte gerek hukuki açıdan gerekse takip araçlarını çok iyi kullanarak biziler ide temsil etti. Bizim de sesimiz oldu. Bir yurttaş olarak kendilerine çok teşekkür ediyorum ve 45. Dönemde başarılar diliyorum.

Avukat Turgut Kazan: Bir sonuç ortaya çıktı tek adam rejiminde herkesi susturma en önde gelen plan olduğu için özellikle Mimarlar Odası nezdinde meslek odalarını yok etme adımı atılıyor. Türk ve Türkiye sözcükleriyle ilgisi yok. Asıl amaç ortadan kaldırmak ve odaları susturmaktır.  Mimarlar Odası Ankara Şubesi olarak davalar açtınız mücadele ettiniz bu sonucun doğmasına siz yol açtınız.  Meslek odalarına ilişkin bu girişim durdurabilmek ve püskürtülmelidir. 2019 bir seçimdir ama bir referandumdur. Tek adam keyfi yönetimine mi teslim olacağız yoksa gerçek bir demokrasi, yargı bağımsızlığının gerçek bir hukuk devletine mi ulaşacağız o referandumu kazanmak zorundayız.

 


CHP Grup Başkan Vekili ve Ankara Milletvekili Levent Gök: Bir meslek örgütü olması sıfatıyla Ankara’nın ve Türkiye’de işlenen kent suçlarına karşı en yürekli en ciddi sesi çıkartan bir adının genel kurulunu yapıyoruz. Mesleki sorumluğunu yerine getirirken bir yandan Türkiye’deki anti demokratik uygulamalar karşısında, toplumsal muhalefetin neredeyse öncülüğünü üstlenen bir odanın demokratik bir kongresini gerçekleştiriyoruz. Bu kongrede burada olmaktan sonsuz mutluluk duyuyorum. Şimdi Türkiye’de herkes diyor ki Ankara’ da iyi ki Mimarlar Odası var. Dik duran, sesini yükselten, toplumu bilinçlendiren kendi hakkının savunan bir örgüt. Bir yandan da OHAL’in bütün uygulamaları karşısında susmayan, susmayacağını gösteren bir örgüt. Bu yüzden iktidar Mimarlar Odası’ndan, Türkiye’deki odalardan, barolardan korkuyor.

Ankara Milletvekili Necati Yılmaz: Biz odanın tüm üyelerinin ve yöneticilerinin yaptıkları çalışmalarına ilişkin olarak ben razıyım haklarımı helal ediyorum. İyi bir dostluk süreci yaşadık. İçinde bulunmaktan mutlu olduk keyif aldık. Ankara’yı sahipsiz bırakmadılar. 2019’da bir makas değişikliği bekliyor. Türkiye’yi bu yeni yola sokmak istiyorlar. Biz buna hazırlıklı olacağız. Bizimle büyük bir hesaplaşma istiyorlar. Biz ne korkacağız ne kaçacağız bu kavgayı 2019’da hep birlikte yapacağız. Sadece siyasi partiler değil, meslek ve sivil toplum örgütleriyle başaracağız. O yüzden hedef alıyorlar, yan yana durmaya devam edeceğiz.

 

 

CHP Ankara Milletvekili Şenal Sarıhan: Bir konur sokağın bir sakini olarak buradan seslenmek istiyorum. Bir insanlık tarihi mekanla birlikte büyüyor. Eğer mekanı yok ederseniz insanlığın geçmişini yok etmiş oluyorsunuz ve o geçmişten yola çıkılarak bir gelecek de kurulamıyor.  Konur Sokak’ta barikat altına alınmış bir İnsan Hakları Anıtı var. Bu sokakta Mimarlar Odası Ankara Şubesi’nin kadın başkanı gerçekten Ankara’da önderlik yaptı.  Susturamazlar, durduramazlar, halkın akan coşkun selini.

 

 

 

CHP Ankara Milletvekili Ali Haydar Hakverdi: Saldırı yaşamın her alanında var. Günlük hayatımızda kadınlar kaç çocuk doğuracaklarında, doğurup doğurmayacakların da mesleklerini nasıl icra edeceklerinde ve her yerde var. Bunun adı faşizm ve diktatörlüktür. Her alanda teşhir etmeye devam edeceğiz. Faşizme ve diktatörlüğü karşı da hep birlikte omuz omuza mücadeleyi yükseltmeye devam edeceğiz. Biz adil bir hukuk devletini yeniden kurup Melih Gökçek’i de biz yargılayacağız, onlara ve onların yargısına bırakmayacağız. Elbet biz kazanacağız.

 

 

 

HDP Van Milletvekili Lezgin Botan: Tarihi bir süreç yaşıyoruz. İşin özü dinci, ırkçı, milliyetçi ve gerici bir koalisyon Türkiye’yi radikal, İslamcı teröristlerin üssü haline getirdi. Bun uda örtbas etmek için Kürt nefretini kullanıyor ve haksız bir savaşı dayatıyor. Sivil toplum örgütlerine, TMMOB’a saldırıyor ve bunu da yerli ve millilikle örtbas etmeye çalışıyor. Yerli ve milli olanlar bu ülkenin başkentini parsel parsel satarlar mı? Yerli ve milli olanlar bu ülkenin kültürel dokusunun güzelliklerini barındıran İstanbul’a ve Sur’a ihanet ederler mi? Bu ülkenin çocuklarının tarikat yurtlarında tecavüz edilmelerine seyirci kalır ve üstünü örterler mi? Yerli ve milli olanlar bunu yapmaz. Radikal terörist örgütlerle ittifak yaparak bu ülkeyi ve bu ülkenin 100 yıllık kurumlarının birikimlerini heba etmeye ve yok etmeye çalışıyorlar. Türklere, Kürtler, Lazlar, Türkmenler, Çerkezler ve bu ülkenin 100 yıllık tarihinde alın teri, canı ve emeği bulunan herkes, ırkçı, dinci ve gerici savaşı durduracak demokratik bir ülkeyi inşa etmek namus borcudur.  Bu karanlık faşist çağda TMMOB’un hırsızlık sarayına ve Sur’un yıkımına karşı sesini yükseltmeniz demokratik muhalefete soluk oldunuz. Sadece bu ülkenin 100 yıllık birikimlerini, mimarisini, ekolojisini, insan ve kent sağlığını savunmadınız. Aynı zamanda bu ülkede kardeşçe nasıl yaşadığınızı gösterdiniz. Bunlar bu ülkenin bütün değerlerinin Atatürk’ün, Atatürk’ün tüm yoldaşlarının, CHP’nin, HDP’nin, sanatçılarının, barışı savunanların, ülkenin değerli akademisyenlerinin meslek örgütlerinin,  da düşmanıdır.

Bağımsız Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka: Cumhuriyet düşmanları Ankara’nın değerlerini yok etmeye çalışıyorlar ancak içinde bulunduğumuz bir gerçekliği atlıyorlar. Bu eserleri inşa eden düşünceleri yok edemezsiniz. Mimarlar Odası Ankara Şubesi yıllardır hem bu eserleri ve düşünceleri yaşatmak için yılladır çalışıyor. Bu onurlu yürüyüşle onlarla birlikte olmaktan büyük keyif duyuyorum. Bundan sonrası süreçte de başarılar ve kolaylıklar diliyorum. Bu mücadeleyi kazanacağız. 16 Nisan’da nasıl Hayır çıkarttıysak, nasıl Gökçek’i istifaya zorladıysak bundan sonraki süreçte de kazanacağız. Çünkü haklıyız, güçlüyüz yeter ki yan yana durmayı bilelim.  Yeter ki ortak mücadelemizi büyütelim.

 

CHP Ankara Milletvekili Murat Emir:  Sorun sadece Gökçek değil AKP anlayışı sorundu ve cumhuriyetle hesaplaşma sürecidir. AKP belediyeciliğinin temize çekilmesine de asla izin vermemeliyiz. Ne yaparlarsa yapsınlar her türlü adaletsiz seçim sistemi arayışlarına karşı mücadeleyi büyüteceğiz. Omuz omuza el vererek kazanacağız. Çünkü başka Ankara ve Türkiye yok. En büyük görevimiz Türkiye’ye bir ışık vermektir.

 

 

 

 

Prof. Dr. Cemal Taluğ:  Bu kadar etkinliği bu kadar çalışmayı iki yıla sığdırmak inanılmaz. Ne büyük emek ve sevgi. Ankara’yı, Ankara’nın anlamını, değerlerini, öykülerini sahipleniyorlar. Bunu yaparken Ankara için düşler kuruyorlar. Ankara’nın yarınlarına hazırlanıyorlar. Mimarlar Odası Ankara Şubesi’nin çalışmalarına bakınca bütünsellik ve dürüstlük görüyorum. Sevgi, emek ve cesaret hep birlikte. Bu dönemde bu kadar emek ve böyle bir cesarete bravo. Özü, sözü ve eylemleri tam bir uyum içinde. Her anlamda çalışmalarının içinde olmaktan mutluluk duyuyorum. Ne ekersen onu biçersin. Umutlarımızı canlı tuttukları ve yeşerttikleri için teşekkür ediyorum.

 

Halkevleri Genel Başkanı Nuri Günay: Mimarlar Odası Ankara Şubesi’nin yol arkadaşıyız. Bu kentte tıp ki ülkenin diğer yerlerinde olduğu gibi tarihsel mirasımız talan edilmeye çalışılıyor. Buna karşı büyük bir direniş var. Bunu takdir etmemek bunun yanında durmamak mümkün değil. Bir yurttaşlık ve insanlık görevidir. Bu ülkenin yıkımıyla eşdeğer biçimde sürdürülüyor. Mimarlarla yol arkadaşlığı yapmaya devam edeceğiz. 10 arkadaşımızla birlikte gözaltına alınan Dilşat Aktaş’ın selamını getirdim. Bugünlerde bir saldırı dalgası altındayız. Bizim bu ülkede laiklik, özgürlük, barış ve eşitlik için tek adam rejimine karşı verdiğimiz mücadeleyi, engellemek istiyorlar. Bize yapılanını ülkenin bütün muhalif kesimlerine verilmiş bir mesaj olduğunu düşünüyorum. Bu susun mesajıdır. Susmayacağız, korkmuyoruz. İnsanca yaşadığımız, laiklik. Kardeşlik ve barışın tesis edildiği bir ülke kuracağız.

Birleşik Kamu İş Sendikaları Konfederasyonu Başkanı Mehmet Balık: Ankara’ya geldiğimde ilk tanıdığım kurum Mimarlar Odası oldu. Demokratik kitle örgütlerini bir araya toplayan ve onlara binasını açan Ankara için çalışan bir ekip vardı. O gündür bugündür çalışmalarını yakından takip ediyoruz. Kendilerini tekrar tebrik ediyorum her zaman Ankara için varlar. Demokratik kitle örgütlerine saldılar devam ederken, sendikalar talan edilirken şimdi de, Kamu Sen’e yapılan AKP ve MHP iktidarının yansıması olarak saldırıyla karşı karşıyayız. Cumhuriyetin kurumlarını, demokratik kitle örgütlerin iktidar baskıyla yok etmeye çalışıyor.





Hekimhan Belediye Başkanı Ali Seydi Millioğlulları: İnsanca yaşam ve kentsel bir yaşam için çağrımız oldu.  Mimarlar Odası Ankara Şubesi önderliğinde mimarlık öğrencileri ve akademisyenler ve 11 ilin Mimarlar Odası Hekimhan’da çok değerli çalışmalar yaptılar.  Hekimhan’da 8 adet tescilli yapı varken bu çalışmalarla 15 adet tescilli binamız oldu. Biz de bunu kültür varlıkları koruma bölge müdürlüğüne sunduk aynı zamanda bize 30’a yakın proje sundular. Bu çalışmayı da bu belgesele çevirdiler, kendilerine çok teşekkür ediyorum Halkınızla için içindeyseniz herkes sizin yanınızda olur

 




Çaycuma Belediye Başkanı Bülent Kantarcı: Mimarlar hep çözüm ortağımız oldu. İşbirliği içinde olduğumuz Mimarlar Odası Ankara Şubesi’nin çağrısına bir kardeş evine koşar gibi geldim. Türkiye kentleşme açısından kötü dönemler geçiriyor. Tüm kentlerde kentsel doku giderek bozuluyor. Çaycuma’da kötü kentleşme karşı çalışmalar yaptık. Çağdaş kenti küçük ölçekte hayata geçirmeye çalışıyoruz. Yeşil alanlardan ve sosyal donatılardan taviz vermedik. Bisiklet ve yaya önceliğimiz var. Meydan düzenlemeleri ve akıllı kavşaklar yaptık. Kent olmanın göstergesi trafik lambasıdır. Çaycuma’da içinde bir tek trafik lambası yok. Böylelikle zaman ve enerji tasarrufu sağladık.

Gürsu Köyü Taş Mektep Derneği’nden Beyhan Yıldız:  Başta Taş Mektep projesine öncülük eden Mimarlar Odası Ankara Şubesi ve projeye katkı sağlayan herkese teşekkür ediyorum. Yıkılmaya yüz tutmuş sadece taş bir bina olmayan orada yaşayan insanlar için anıların yaşam bulduğu bir yuvayı kolları sıvamıştık. Sizler sesimize ses verdiniz.

 

 


 

Sol Portal Yazarı Ali Rıza Aydın: “Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarına yönelik bir baskı ve parçalama politikası var. Meslek kuruluşları sivil toplum örgütü, demokratik kitle örgütü değildir. Hükümet içinde bağlı, ilgili, ilişkili kurum da değildir, idari ve mali denetimi devlete ait olan özerk ve kendine özgü kuruluşlar olan meslek kuruluşlarının yasalarının, bir kişinin, bakanlığın, hükümetin ya da çıkar grubunun ihtiyacı ya da keyfiliği içinde değiştirilmez. Meslek kuruluşları anayasal ve yasal güvence altında demokratik kamu örgütüdür. Bu tanım devletçiliği değil kamuculuğu anlatır. Kitleselliği değil kamusallığı anlatır. Kamuculuk, asıl olarak toplumun denetim organı olma sorumluluğudur. Meslek kuruluşları toplumsal denetim organlarıdır. Bu nedenle saldırı altındadırlar. Örgütselliği parçalayarak korkuyu yaymayı ve mücadeleyi kırmayı planlıyorlar. Mesleki disiplin ve ahlakı esnetmek istiyorlar. Bu plana geçit vermemek için meslek kuruluşlarının birlikte mücadele etmeleri ve birlikte direnmeleri gerekir.

Yücetepe Mahalle Muhtarı Halil Sağlam: Anıtkabir’e ilişkin tüm saldırılarda Mimarlar Odası Ankara Şubesi’nin yanında durdum. Ben sizin orada eliniz, kolunuz ve sözünüz olmaya devam edeceğim.                                       

SES Genel Başkanı İbrahim Kara: Dünya Sağlık Örgütü sağlık, ruhen, bedenen ve sosyal olarak tam bir iyilik halidir. Siyasi iktidar sağlık hizmetinin sadece hastanelere sıkıştırarak kışkırtıcı bir süreç izliyor. Böyle bir ülkede tek adam diktatörlüğüne gidilen bir yerde, OHAL ve KHK’ların olduğu bir yerde sağlıktan söz etmek biraz sıkıntılı olsa gerek.  Demokratik haklarımızın kullanımında basın açıklaması yapmak gibi en temel insan haklarımız kullanarak sağlıktan söz edilemez. Sağlık bir bütündür. Koruyucu sağlık hizmeti öncelik verilmeli. Toplumun sağlıklı olması için bu tek adam rejimini ortadan kalkması gerekir. Tek adam diktatörlüğünün Ankara’da nüfuz etme biçimine baktığımızda Mimarlar Odası Ankara Şubesi yöneticileri sadece Cumhuriyet değerlerine, mimarlık süreçlerine sahip çıkmıyorlar. Aynı zamanda kentteki insanların sağlık hizmetine sahip çıkıyorlar.

Konuşmaların ardından 44. Dönem Mimarlar Odası Ankara Şube Sekreteri Namık Kemal Kaya, 44. Dönem Faaliyet Raporu’nu genel kurula sundu.

TMMOB Mimarlar Odası Ankara Şubesi Basın Birimi

Okunma Sayisi : 500
Adres : Konur Sokak 4/3 06650 Yenişehir / Ankara • E-posta : info@mimarlarodasiankara.org
Telefon : 0 312 4178665 • Faks : 0 312 4171804 • GSM Santral : 0 533 4777967
Son Güncelleme : 20.06.2018 - 15:33:29
Şu an 73 kişi online | Hukuki Şartlar ve Gizlilik Hakları