Üye Bilgileri.

size uygun bölümden devam ediniz.

sitemizdeki online işlemlerden yararlanabilmek için kayıt olup parolanızla giriş yapmanız gerekmektedir.
Daha önce insan kaynakları için bir parola aldıysanız o parolayı kullanabilirsiniz.

Henüz üye değilmisiniz? Yeni kayıt!

Detaylı Arama.

size uygun bölümden devam ediniz.

site içerisindeki tüm içerikte arama yapılmaktadır. birden fazla kelime aratabilirsiniz.


25 50 75 100

Yayınlanma Tarihine Göre
Eklenme Tarihine Göre
Başlığa Göre
Okunma Sayısına Göre

Başlıkta Açıklamada İçerikte

Aynen girildiği gibi
Kelimelerin hepsi
Kelimelerden herhangi biri
ODA ÇALIŞMALAR KENT GÜNDEMI MESLEKI UYGULAMA YAYIN ÜYELER EĞITIMLER ONLINE İŞL.
08 Şubat 2019

Geri geri gitmez hayat Cumhuriyet ve Atatürk halkla bütünleşti gücümüzün farkına varalım

Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği'nin davetlisi olarak katıldığı etkinlikte “Cumhuriyet İdeolojisi ve Mekan” sunumu gerçekleştirdi.

Etkinliğin açılışını yapan Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Ankara Şube Başkanı Füruzan Bilir,  “Bugün Tezcan Hanımı ağırlamaktan gurur duyuyoruz. Kendisi Cumhuriyet İdeolojisi ve mekan konusundaki bilgi birikimini bize aktaracak. Ankara’nın Cumhuriyet için önemini dinleyeceğiz buna katkı sağladığı için kendisine teşekkür ediyoruz. Kendisini aynı zamanda Ankara için çok iyi mücadele eden bir mimar olarak ta tanıyoruz.  Mücadelesini destekliyoruz ve yanındayız. Çeşitli ortamlarda biz de dernek olarak Mimarlar Odası Ankara Şubesi ile işbirliği içinde oluyoruz. Ankaralılar olarak ta destekliyoruz” diye konuştu.

Candan, “ Bütün Cumhuriyet yapıları da geleceğimiz gibi tehdit altında.  Bu bizim başımıza gelmiş bir afet. Ancak geri geri gitmez hayat. Bu afetin karşısında örgütlü bir yapıda gelişiyor. Yeniden keşif başlıyor. Cumhuriyet tarihinde Cumhuriyet bu kadar sahiplenilmemişti. Hiç kimse Cumhuriyet’in ya da devrimlerin bu kadar farkına varmamıştı. Bize emanet edilenin kıymetini daha iyi anlar olduk Attığımız her adım, söylediğimiz her söz yeniden bir kuruluş süreci için biriktirmedir.   Bütün bu yaşananlar, rejimle hesaplaşma ve öfke yönetimi ile Cumhuriyet ve Mustafa Kemal Atatürk toplumsallaştı ve halkla bütünleşti. Başarabileceklerini asla düşünmüyorum biz yenildikten sonra da ayağa kalkmasını bilip mücadele eden bir toplumuz, gücümüzün farkına varmamız gerekiyor. Cumhuriyetin 100.yılında yeniden kuruluş sürecinin içerisindeyiz ve aktörleriyiz.” dedi.

Ankara Cumhuriyet ideolojisinin mekana nakış nakış işlendiği Başkent ve bir Cumhuriyet uygulamalarının laboratuvardır.

Candan, sözlerine şöyle devam etti:

 “Ankara Cumhuriyet ideolojisinin mekana nakış nakış işlendiği Başkent ve bir Cumhuriyet uygulamalarının laboratuarıdır.  Cumhuriyet kent planlaması açısından Ankara’yı bir laboratuvar olarak ele alıyor. İdeoloji mekana yansır. İdeoloji kendisini önce mekanda gösteriyor.  Sonra bir bakıyorsunuz k çevreniz değişmiş, çevrenizle birlikte çehreniz değişmiş.  Yapılı çevre ve mekan sadece sokaklar, parklar ve binalardan ibaret değil. Mekanların  hepsinin bir ruhu, bize anlattığı şeyler ve bir dili var. Biz o dili anlayabilirsek mekanla aidiyet ilişkisi kurabiliyoruz. Cumhuriyet’te 1923’de ilan edildikten sonra Cumhuriyetin  çağdaşlaşma yaklaşımı kentsel mekan da var edilmiş. Bütün ideolojisi oradan çok rahatlıkla okuyabiliyoruz. Cumhuriyet ideolojisi üretim odaklı. Yaratıcı ve doğurgan bir ideoloji olarak karşımıza çıkıyor dolayısıyla üretim üzerinden bir bakış açısı var. Sanayi ile birlikte gelişiyor. Bütün mekanların kendisinde bir kültürel devrim yaklaşımı var. Çağdaş modern yaşamı inşa ettiğini bütün yaşam alanımızda fabrikalarda, parklarda, bütün mekanların hepsinde görebiliyoruz. Onun içinde inanılmaz  kamusal bir yaklaşımı var. 2. Sanayi Devrimi en iyi anlayan ülkelerden birisi Türkiye, en iyi anlayan liderlerden birisi Atatürk’tür. Bu fabrikalarla kendisini gösteriyor. Ortaya çıkan bütün mekânsal yaklaşımlarda sadece üretim odaklı ve bir ihtiyacı karşılamaya yönelik değil, aynı zamanda bir kültürel dönüşüm yaşanıyor.”

AOÇ Cumhuriyet’in kurucu mekanıdır

AOÇ’nin kuruluşunun çağdaşlaşmanın çok önemli bir mekanı olduğunu vurgulayan Candan, şunları kaydetti: 

“2012’ye kadar AOÇ bir planlama süreci olarak ele alındı,  bir çiftlik, bir yeşil alan olarak ele alındı. Mimarlar Odası Ankara Şubesi olarak  2012 yılında başlayan Kaçak Saray ile birlikte , mekan ve ideoloji bağlamını kurduğumuzda herkes hissettik ki, AOÇ  bir cumhuriyet meşalesi, Cumhuriyet ideolojisinin üretime durdurduğu yerdi.  AOÇ 5 Mayıs 1925’te daha Cumhuriyet 1.5 yaşında iken kuruluyor. Sadece tarımsal üretiminin bir alanı değil. Orada çalışan işçiler için konutlar yapılıyor. Çocuklar için okul yapılıyor. Sadece işçilerin değil çevre civardaki köylülerin okumayan çocukları da getiriliyor. Yatılı olarak okutuluyor. Sosyal tesisler yapılıyor, havuz yapılıyor. İşçilerin sağlık giderleri  devlet tarafından ödeniyor. Şimdiki gibi şehir hastanelerine gidip bütün cüzdanımızı bırakmıyoruz. Siz eğer Cumhuriyet’in parçası iseniz bu Cumhuriyet sizin hizmetinizdedir diyor. AOÇ’de ortak hamam yapılıyor, insanlar ortak ihtiyaçlarını karşılıyor. Lokanta yapılıyor. Eşitlikçi, özgürlükçü, paylaşımcı bir süreçle karşılaşıyoruz. Fabrikalarda olduğu gibi sadece çalışanlarına değil tüm Ankaralılar’a açık. Tüm Ankara Karadeniz havuzunda gelsin yüzsün, Merkez Lokantası’nda gelsin yemek yesin istiyor. Merkez lokantası hem ucuz hem ekonomik hem de eğitici oluyor. Yaşam boyu eğitim merkezi gibi. Ziraat lisesi öğrencileri staj yapıyor, öğrencilerine geceleri de yabancı dil öğretiliyor. Halka yönelik tarım kongreleri yapılıyor. Çiftçiler kongreleri izliyor. AOÇ’nin Cumhuriyet ideolojisinin kendisi olduğunu ifade etmenin çok önemli olduğunu düşünüyorum. AOÇ Cumhuriyet’in kurucu mekanı ve Cumhuriyetin Devrimci Halk Üniversitesidir. Köy enstitüleri daha sonrada kuruldu ama AOÇ, daha 1,5 yaşındayken kurulduğu için bence bir devrimci bir halk üniversitesinin mekansallığını içerisinde barındırıyor. Yaparak, üreterek, paylaşarak, eğlenerek öğrenmenin,  eğitim modeli olarak karşımıza çıkıyor.”

Kamusal alan kavramı Cumhuriyetle gündemimize giriyor

Candan, kamusal alan kavramının Cumhuriyet ile gündemimize girdiğini belirterek, sözlerine şöyle  devam etti:

“Bunlar halk için üretilen mekanlar. Üretim odaklı olarak AOÇ’yi örnek verebiliriz. Parklar. Bulvarlar ve meydanlar Cumhuriyet’in kamusal alan ve demokrasi kavramı ile çok yakından ilgili.  Atatürk Bulvarının ilk hallerini düşünürseniz. Bulvar kavramı tiyatroları, sinemaları, insanların en güzel kıyafetlerini giydiği akşam yürüyüşlerini ele aldığınızda bir sosyalleşme mekanı ele alıyor.  Osmanlı döneminde bütün topraklar padişaha aitti. Orada has bahçeler vardı. Rejim değiştikten hemen sonra saltanata ait olan bütün yeryüzü toprakları bir anda kamusal olarak halka ait alanlar haline geldi. Fabrikalar ekonomiyi ve sanayiyi geliştiren mekansallıklar olarak karşımıza çıkıyor. 15 yılda 1924 yılından itibaren 46 tane fabrika açılıyor. Bu fabrikaların her biri bir kültür, paylaşım ve üretim merkezi. Orda çalışan işçilerin barınmalarına, çocuklarının okullarına ve sosyal ihtiyaçlarına kadar düşünülmüş.  Sadece çalışanlarının değil  mesela şeker fabrikaları , hangi kentte inşa ediliyorsa o kentin kültürel buluşma alanı oluyor.  Atatürk ‘Her fabrika bir kale’ demiş. Bir devrimcileşme alanı oluyor. Orada tiyatrosu oynanıyor, dans pistleri, spor sahaları, misafirhane ve lokaller var. Cumhuriyet’in çağdaş yüzünün mekanları olarak karşımıza çıkıyor. Kente kimlik veren fabrikalar o kente hayat veren kültürel merkezler haline geliyor. Fabrikalar aynı zamanda kültür odaklı planlama süreçlerini ortaya koyuyor. Halkevleri, köy enstitüleri ve AOÇ örneklerinden bunları okuyabiliyoruz. Cumhuriyet sadeliği, ekonomik, ihtiyaca göre ve mütevazi olmayı öne çıkarıyor. Daha akılcı çözümler üretiliyor ve daha eşitlikçi ve laik bakış açısını mekanın kendisinde görüyoruz. AOÇ kadınla erkeğin birlikte havuza girdiği, kadınla erkeğin tarımsal süreçlere birlikte kaktı koyduğu, birlikte ürettiği, birlikte paylaştığı, birlikte eğlendiği mekanlara örnektir. Bugün toplumsal cinsiyet eşitliği için kadınların verdiği mücadelenin ilk tohumlanmasını mekan üzerinden Cumhuriyetle birlikte görüyoruz. Mekanlar da buna göre tasarlanıyor. Baraj Gazinosu kadınla erkeğin eğlendiği, yan yana olduğu ve dans ettiği bir yer.  Çağdaş ve özgürlükçü mekanlar yaşamın ne kadar ileride olduğunu da gösteriyor. Daha bilimsel ve teknoloji ile alıyor. Havagazı Fabrikası’nın, AOÇ’deki tarım teknolojisinin geliştirilmesinde ya da tarım liselerinin kurulmasında bunu görüyoruz.”

 Demokrasi, kültür sanat ve idarenin iç içe geçtiği özgürlükçü alanlar tarifleniyor

“Örnek kentleşme alanları kuruluyor. Köylere kadar planlıyorlar. Ankara’da hepimizin içini acıtan yıkımla hayatımızdan kopartılan İller Bankası, Cumhuriyet’in kentleşme politikasını Türkiye’nin her tarafına yayan, Türkiye’nin her tarafında da kent planlamaları yaparak planlayan merkezdi. Kent planlamasında  demokrasinin varlığını meydan tasarımı ile görüyoruz. Her gittiğiniz kentte mutlaka bir Cumhuriyet Meydanı ile karşılaşabilirsiniz. Meydan demokratik bir yaklaşımın ifadesidir. Bu meydanların yanında mutlaka bir hükümet konağı, park, heykel, halkevi oluyor. Demokrasi, kültür sanat ve idare hepsi iç içe geçmiş bir özgürlükçü alanı tarif ediyor. Kentler de böyle tasarlanıyor” diyen Candan, şöyle devam etti:

“Şimdi o meydan kavramı yerinde camilerin odağında bir toplanma alanı tanımlıyorlar. İller Bankası binasının yıkılarak yerine cami yapılmasının nedeni de budur. Siyasal İslam ideolojisini dayatmasını mekanın kendisinden okuyabiliyorsunuz. Gençlik Parkı herkesin sosyalleştiği bir alan olarak tasarlanıyor. Bugünkü parklara baktığınızda emsal 0,50 ve 3 kat ticari mekanlarla karşılaşıyorsunuz. Cumhuriyet dönemi parklarında sadece kır kahvesine rastlayabiliyorsunuz. Bütün küçük kentlere gittiğinizde en önemli yerinin belediye çay bahçesi olduğunu hissedersiniz. Hem insanları bir arada toplar hem de çok ucuzdur.  Tiyatrolar ve yıkılan baraj gazinosu bir taraftan bir gelişmeyi kültürel bir devrimin uzantıları olarak karşımıza çıkıyor. O dönemin kamu yapıları barındığı mekanlarla size bir yaşam ünitesi sunuyor. Bugün baktığımızda böyle yapılar her şey dahil rezidanslarda olduğu gibi parası olanlar için var. Bir kuruş bile ödemeden yararlandığınız noktadan paranız varsa hepsini alabileceğiniz bir noktaya gelindi.”

Candan, Ankara’da Ulus’tan Çankaya’ya çıkan ve Cebeci demiryolunun paralelindeki aksların çok önemli olduğunu, birinin protokol, diğerinin ise bilim,  sanat ve kültür aksı olduğuna dikkat çekti.

Candan, Ankara’nın Başkent olmasına ilişkin süreci anlatarak şunları söyledi:

“27 Aralık 1919’da Ankara fiili olarak Başkent oluyor.  Atatürk Samsun’da giderken Ali Fuat Paşa’yı Ankara’ya  gönderiyor. O zaman gar yabancı kuvvetler tarafından işgal altında. Atatürk’ün Ankara'ya gelişinde karşılaşma sürecinde işgal kuvvetleri tarafından ölü Ankara olarak nitelendirmelerine karşın  coşkulu bir Ankara ortaya çıkıyor. Atatürk 27 Aralık 1919’da Dikmen sırtlarından Ankara’ya giriyor.  Bu Ankara için bu tarihsel bir süreçtir. 13 Ekim 1923’te de Başkent olarak ilan edildi. Atatürk’ün ölümüne kadar Başkent’in kurumsallaşması süreci geliştirildi. Başkentlik sürecinde Ankara ve İstanbul tartışması hep oldu ve günümüzde de zaman zaman  gündeme getiriliyor.  Ankara  bütün tartışmalara rağmen Başkent oluyor. Daha sonra Başkent’in kurumsallaşma süreci başlıyor. İlk plan 1924-1925 yılında Lörcher planı yapılıyor. 1925 yılında 583 sayılı kamulaştırma kanunuyla 4 milyon metrekare Ankara da kamulaştırılıyor. İlk yapılar yapılıyor. ”

Cumhuriyetin halkın hizmetinde olduğunu yapılardan okuruz

1927 yılında yapılan yarışmayla Herman Jansen planını kabul edildiğini bildiren Candan, şu bilgileri verdi:

 “Bu plan 1932 yılında onaylanıyor. Cumhuriyetin temsil aksı olan  Ulus Çankaya aksı bu planda belirleniyor. Cumhuriyetin temsil aksı üzerinde Cumhuriyetin kuruluş hikayesini anlatan yapılar birbir inşa ediliyor. Ziraat Bankası, İşbankası Binası, Merkez Bankası, Emlak Eytam Bankası, Sümerbank, Cumhuriyetin temeli ekonominin simgeleri olarak mekansallaşıyor. Ulusta bulunan Atatürk Anıtının kaidelerinde  Cumhuriyetin kuruluş  sürecini anlatıyor. Anıtın arka kaidesinde bir çınar devrilmiştir ve içinden bir fidan çıkar. Devrilen çınar Osmanlı İmparatorluğu’dur. İçinden çıkan fidan ise Türkiye Cumhuriyeti’dir. Ulus’tan Çankaya’ya kadar uzanan Cumhuriyetin temsil aksı üzerindeki simge yapılar ve anıtlar ve kamusal alanların hepsinde Cumhuriyetin kuruluşu ve yönelimini mekanlar üzerinden okuyabiliriz. Küçük Tiyatro, İller Bankası, Gençlik Parkı, Enstitüler, Opera ve Sergi evi, DTCF Okullar Cumhuriyet ideolojisinin temelindeki bilimi sanatı ve kültürü işaret etmektedir. Sağlık Bakanlığı ilk yapılan modern binalardandır. Cumhuriyetin hijyen ve arınma üzerinden yeni bir toplum inşasının  mekansal karşılığıdır. Zafer Anıtı’na gelene kadar Cumhuriyet’in kuruluş ideolojisini anıtlarıyla yapılarıyla görürüz. Zafer Anıtı’ndan sonrası ise Cumhuriyet’in kime ve neye hizmet edeceğini ifade eder. Sayıştay, Danıştay Yargıtay, Kızılay, Güvenpark ve bütün bakanlıklar sıralanır. Cumhuriyet halkın hizmetindedir der bütün bu yapıların arka arkaya dizilişi. Bu  halkla iç içe diziliş, bu aks üzerinde TBMM de  Cumhuriyet rejiminde hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir yaklaşımı ile taçlanır. Meclis ile Köşkün arasındaki mesafe ile TBMM’nin üzerinde başkaca hiçbir gücün olmayacağı, köşkün bu iradeyi temsil edeceğinin ifadesi ve zirve yapması olarak konumlanmıştır. Yönetenle ve yönetilen de bu aksa karşılaşacak, çünkü halkın yönetimidir.  Ahmet Necdet Sezer’i, Demirel’i  bir çok kez Atatürk Bulvarında  gördük ve protokol yolu kavramı vardı. Protokol yolu aynı zamanda halkın yoluydu. Atatürk Bulvarı bu kadar köhne değildi , bakımlıydı. Çünkü bu ülkeyi temsil eden Cumhurbaşkanı geçiyordu oradan. Mekanın kendisi bize ne kadar demokratik olup olmadığımızı gösterir. Bu aks üzerinde bir tane ibadethane yoktur. Cumhuriyet’in laiklik ilkesinin mekana yansımasıdır. AKP hükümetinin Cumhuriyetle hesaplaşmasının mekânsal karşılığı bu aksın değiştirilmesi ve aks üzerindeki yapıların izlerinin silinmesi ile belirginleşti.”

Temsil aksı kullanım dışı bırakıldı, Cumhuriyet yapıları yıkıldı

Candan, “Bugün Gençlik Parkı’nın karşısına kocaman bir cami yapıldı. Bu aslında laikliğin ne kadar aşındığının göstergesidir. Mekanın kendisi ideolojiktir ve ne düşünüyorsanız mekan yansıtır. Artık Cumhuriyet’in bütün ideolojisini temsil aksından bütünlüklü okuyamıyoruz. Eksiltilenler var. Cumhuriyet’le hesaplaşmanın karşılığı olarak mekanlarla uğraştılar şimdi içini doldurmaya uğraşıyorlar. Kitap okur gibi bir kenti okunur. Mekan  anı biriktirir, duvardan taştan arınarak ete kemiğe bürünür canlanır ve hayatımızın şekillenişinin bir parçası olur , yani canlanır ve  varlık olur. Hafızamız olur. Bütün bu aks Atatürk Bulvarı aksı değişti. Cumhuriyetin temsil aksı kullanım dışı bırakıldı. Cumhuriyetin temsil aksı yıprandı aks üzerindeki yapıların büyük bir kısmı yıkıldı. Ankara’da neoliberal politikalarla tahrip edildi hem de siyasal İslam’ın, Cumhuriyet rejimiyle hesaplaşmasının savaş alanı haline geldi. AOÇ’deki Kaçak Saray’ın yapılması, camii merkezli kentsel planlamalar,  medrese cepheli okullar inşa ettiler sonra eğitim sistemini 4+4+4 ile değiştirdiler. Yine adliye sarayların cephelerini 2003'te değiştirmeye başladırlar o günde yargının bağımsızlığını kaybedeceği ve siyasallaşacağı mekandan  okunuyordu. Öte yandan baskıcı dayatma mimarlıkla  gelecek kuşakların yaratıcılık hakkını da öldürdüler.  En son devleti temsil eden en önemli yapı olması gereken Cumhurbaşkanlığı binası  kaçak olarak inşa edildi. Temel atma töreni  ve açılışı yapılamadı. Atatürk’ün vasiyeti ve şartlı bağışı ve hukuk ihlal edilerek yapıldı. Cumhuriyet rejiminin yerine  kurulmak istenen rejimin ne kadar kaçak ve zorba olduğunun bu mekanın yapılışından görebilirsiniz” diye konuştu.

Cumhuriyet’in bütün yapıları temsil aksı geleceğimiz gibi tehdit altında 

Candan, sözlerini “Havagazı Fabrikası, Etibank Binası, Kumrular İkamet Sitesi, Danıştay Binası , EGO hangarları,  İller Bankası, 19 Mayıs Stadyumu, Su süzgeci, Marmara Köşkü, AOÇ İşçi Lokantası, Jandarma Karakolu, Çubuk Baraj Gazinosu bunların hepsi Cumhuriyet değerlerini temsil eden yapılardı. Bu iki kırılma noktası arasında 2006 da Havagazı Fabrikası ile başlayan yıkım süreci 2016’da zirve yaptı. Cumhuriyetin temsil aksı üzerinde ve değerleri temsil eden mekanların hepsi tehdit altında tıpkı geleceğimiz gibi. Bütün Cumhuriyet yapıları tehdit altında. Bilim sanat estettik ve teknoloji kavramı olmadığı için yeni bir şey üretemiyorlar. Teknolojiye ve bilime  karşı ayak direyemezler geri geri gitmez hayat. Bunun farkındalar, kültür sanata müdahale etmeye çalışıyorlar. Geçeceksiniz bunları karşınızda çok büyük deha var onun yarattığı ortam, bir rejim ve mekan var” diyerek tamamladı.

TMMOB Mimarlar Odası Ankara Şubesi Basın Birimi

TMMOB Mimarlar Odası Ankara Şubesi
Adres : Konur Sk. 4/3  06650 Kızılay - ANKARA
Telefon: 0.312.417 86 65
Faks   : 0.312.417 18 04
info@mimarlarodasiankara.org

 

/mimarlarodasiankara

/mimodank

/mimodank

Okunma Sayisi : 378
Adres : Konur Sokak 4/3 06650 Yenişehir / Ankara • E-posta : info@mimarlarodasiankara.org
Telefon : 0 312 4178665 • Faks : 0 312 4171804 • GSM Santral : 0 533 4777967
Son Güncelleme : 14.10.2019 - 14:45:33
Şu an 66 kişi online | Hukuki Şartlar ve Gizlilik Hakları