Üye Bilgileri.

size uygun bölümden devam ediniz.

sitemizdeki online işlemlerden yararlanabilmek için kayıt olup parolanızla giriş yapmanız gerekmektedir.
Daha önce insan kaynakları için bir parola aldıysanız o parolayı kullanabilirsiniz.

Henüz üye değilmisiniz? Yeni kayıt!

Detaylı Arama.

size uygun bölümden devam ediniz.

site içerisindeki tüm içerikte arama yapılmaktadır. birden fazla kelime aratabilirsiniz.


25 50 75 100

Yayınlanma Tarihine Göre
Eklenme Tarihine Göre
Başlığa Göre
Okunma Sayısına Göre

Başlıkta Açıklamada İçerikte

Aynen girildiği gibi
Kelimelerin hepsi
Kelimelerden herhangi biri
ODA ÇALIŞMALAR KENT GÜNDEMI MESLEKI UYGULAMA YAYIN ÜYELER EĞITIMLER ONLINE İŞL.
18 Kasım 2021

Mansur Yavaş'ın  TEDÜ ile yaptığı  Kurtuluş Parkı protokolüne mimarlar, akademisyenler ve semt sakinlerinden sert tepki

Kurtuluş Parkı halkındır, özel üniversiteye kullanım ortaklığı verilemez

Mimarlar Odası Ankara Şubesi, mimarlar, akademisyenler ve semt sakinlerinin katılımıyla online forum düzenledi. Forumda 1. Derece doğal SİT alanı olan Kurtuluş Parkı’nın yeniden işlevlendirilmesi için Ankara Büyükşehir Belediyesi ve TED Üniversitesi arasında imzalanan protokol masaya yatırıldı.

Foruma Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan, Mimarlar Odası Ankara Şube Sekreteri Nihal Evirgen, Kırsal Çevre ve Ormancılık Sorunları Araştırma Derneği Başkanı Ahmet Demirtaş, Mimar,  Ulaşım Uzmanı ve Plancısı Erhan Öncü,  Hukukçu ve Yazar Turan Tanyer, Ankara Üniversitesi İdare Hukuku Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Onur Karahanoğulları, Mimarlar Odası Ankara Şubesi Soruşturma ve Uzlaştırma Kurulu Üyesi Mimar Faruk Soydemir, Hacettepe Üniversitesi Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Meltem Yılmaz, Yüksek Şehir Plancısı Ömer Kral,  Şehir Plancısı ve Yazar Prof.Dr.Tarık Şengül, Peyzaj Mimarı Dr. Başak Özer,  İktisatçı Prof. Dr. Aziz Konukman, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Öğretim Görevlisi Mehmet Ayvaz, Çamtepe Mahallesi Muhtarı Nesibe Durmaz, Milli maratoncu Sefa Hat, Tugay Turan mahalle sakinleri ve mimarlar katıldı.

 

Kamusal alanın TED Üniversitesi’ne kullanım ortaklığı ve işlevlendirme yetkisi  verilmesi  hukuka aykırıdır

Forumun açılış konuşmasını Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan yaptı.

Candan, “Bu formun yapılmasının ana nedenlerinden bir tanesi birinci derece doğal SİT alanı olan Kurtuluş Parkı’nın yeniden işlevlendirilmesine ilişkin Ankara Büyükşehir Belediyesi ve TED Üniversitesi arasında imzalanan protokoldür. Bu protokol 29 Haziran 2021 tarihinde imzalandı. Mimarlar Odası Ankara Şubesi olarak bu protokolü Eylül ayında  resmi yazışmalarla 4 ayda elde ettik. Uzmanların ve hukukçularımızın değerlendirmelerinin ardından 8 Kasım’da Kurtuluş Parkı protokolünün iptal edilmesi için yargıya başvurduk. Kamusal bir alan Kurtuluş Parkı’nın yapılacak protokolle halka açık olacak denilse de kullanım ortaklığın 10 yıllığına TED Üniversitesi’ne veriliyor olması kabul edilemez bir durumdur. Parkın kullanımı herkese açıkken sadece TED Üniversitesi’nin  ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde  işlevlendirilmesi için protokol yapılması hukuka aykırıdır ve bu durum özel üniversitenin kamusal alana sızma girişimidir.”



 

Bu bir üniversitenin kamusal alana sızmasının ilk adımıdır

Hukuksal süreci sahiplenecek bir kamuoyu hareketlenmesi önemine işaret eden Candan, sözlerine şöyle devam etti:

“Bizim açıklamalarımıza yönelik cevabı TED Üniversitesi’nin mütevelli heyet başkanının vermesi  ve Büyükşehir Belediyesi’nin bu ifadelerin arkasına sığınması park alanından nasıl vazgeçildiğini gösteriyor.  Bu aslında bir üniversitenin kamusal alana sızmasının ilk adımıdır. Bu kamusal alana sızma hareketi bitmeyecek. Çok katlı otoparkı da bu sürecin içine katmak istediklerine dair duyumlarımız var. Hatta Hıfzıssıhha’yı da. Buraya da bazı kesimlerin ilgilerini olduğunu duyuyoruz. Bütüncül baktığımız zaman bu alanda bir şeyler yapılmaya çalışılıyor. Buralara bir sızma hareketi başladığını görüyoruz”

Büyükşehir inisiyatif alanlarını başka kurumlara bırakıyor. Bütün kentin geleceğini alt üst edecek adımlar atılıyor

Candan Büyükşehir Belediyesi’nin son dönemdeki politikalarını da değerlendirerek, şunları söyledi:

“AOÇ’de Gökçek’in yolu yapıldı, ODTÜ’de Gökçek’in yolu ODTÜ’yü ikiye bölmeye çalışıyor. Kurtuluş Parkı’nın bu protokolle TED Üniversitesi’ne sızmasının yolu açılıyor. Yahudi Mahallesi ve İtfaiye meydanındaki  el değiştirme, yok etme  projelerine hiç ses edilmiyor. Saraçoğlu Mahallesi  Çevre Şehircilik Bakanlığı’nın ellerine bırakılıyor. Atatürk Kültür Merkezi alanlarına hem de belediyenin tam karşısında,  Millet Bahçesi yapılıyor hiç ses çıkarılmıyor. Hatta koruma kurulunda onay veriliyor.  Büyükşehir Belediyesi Ankara’daki inisiyatif alanlarını iktidara bırakıyor.  Kentin geleceğini alt üst edecek adımlar atılıyor.  Büyükşehir bu protokolle kamusal alanlara sızma hareketinin öncülüğünü yaptı. Bunun arkasından sıranın Güvenpark ve Abdi İpekçi Parkı gelmesinden endişe duyuyoruz. Bu kente kim zarar verirse versin, susmayacağız. Bilimsel gerçekleri söylemekten vazgeçmeyeceğiz.”

Candan’ın konuşmasının ardından akademisyenler ve semt sakinleri görüşlerini paylaştı.

Hukukçu ve Yazar Turan Tanyer, Kurtuluş Parkı’nın tarihine ilişki ve fidanlıktan park olmasına ilişkin sürece dair bilgi verdi

Tanyer şunları söyledi:

“1930’lu yıllarda Kurtuluş Parkı’nın bugün olduğu yerde fidanlıkken geçmişte çilek dahi yetiştiriliyor. Çok çeşitli ağaçlar var, fidanlıktan büyütülen ağaçlar Ankara çevre illerine ve köylere dağıtılıyor. 1935 yılında bir de park oluşturuluyor. 180 dönümü fidanlığa ayrılmış geri kalanın büyük bir kısmı da parka ayrılmış. Fidanlık 1930’lu ve 1940’lı yıllarda ilk halini korudu ancak 1950’li yıllardan itibaren biraz kaderine terk edildi. 1950’li yılların sonuna doğru fidanlık tekrar ele alındı. Burası fidanlık olmaktan çıkarıldı ve sadece parka dönüştürülmek istendi. Kurtuluş Parkı’nın hikayesi de bu tarihten itibaren başlar. Yıllarca idare hukukuyla uğraşmış bir hukukçu olarak ortada son derece sakat ve Büyükşehir Belediyesi’nin yasasına aykırı bir protokol var. Bu protokol, Büyükşehir Belediyesi’nin bir park düzenlemekten aciz olduğunu da gösterir. Büyükşehir Belediyesi bir parkı daha yaşanabilir hale getirmekten bilerek ya da bilemeyerek kaçınıyor. 20-25 yıl büyük bir fidanlık parkla birlikte Ankaralılar’ın hizmetinde oldu. O zamanın dar olanakları içinde işi bilen işçi sayımız  az ama park olarak hizmet verdi. Bugünkü belediye bu olanaklarla park olarak bakımını yapamıyor. Bu tam bir kepazeliktir. Burada kötü şeyler oluyorsa güvenlik nerede? Niye önlemiyorlar? Belediyenin takdir yetkisi suiistimal edilecek bir alanı kapsamaz. Takdir yetkisi imece usulüyle bile çözülebilir gelin bize yardımcı olun denir. Bu bir kuruluşta protokolle olacak iş değil, yarın bunu Seğmenler ve Botanik Parkı için de yapacaklar.”

Protokolde yer alan gizlilik maddesi ne anlama geliyor? Halktan ne gizleniyor?

Tanyer, protokolde yer alan gizlilik maddesine de dikkat çekerek, şunları söyledi:

 “Protokolde 13. madde var. Gizlilik maddesinde , ‘Taraflar iş bu protokol süresince ve sonrasında birbirlerine proje ile ilgili kamuya açık olmayan bilgi ve belgeleri tarafların yazılı iznini almaksızın üçüncü kişilerle paylaşamaz’ deniliyor. Kamuya açık olmayan bilgi ve belgeler ne anlama gelmektedir? Kamu kim halk, halka açık olamayan bilgi ve belgeler ne demek, halktan ne gizleniyor, neler yapılmak isteniyor? Bu ayıptır, böyle muğlak ifadelerle protokol oluşturulmaz eğer böyle muğlak hükümler yer almışsa bu kötü bir protokoldür iptal edilmesi gerekir. Biraz da vicdanlı olmak gerekir.”

Kurtuluş Parkı günümüzde ve gelecekte kimseye devredilemeyecek olan işlevleri barındıran bir park

Kırsal Çevre Ormancılık Sorunları Araştırma Derneği Başkanı Ahmet Demirtaş ise, “Ankara’nın ilk fidanlığı AOÇ arazisi üzerinde 1928 yılında kurulmuştur. Ankara’nın ikinci fidanlığı da bugünkü Kurtuluş Parkı’nın bulunduğu yerdir. Kurtuluş Parkı Ankara’daki odunsu bitki türü açısından Fen Fakültesi bahçesinden sonra ikinci sırada yer alıyor. 100’ün üzerinde ağaç ve ağaççık türü barındırıyor. Bunlardan bir tanesi de Kurtuluş Parkı’nın içinde anıt ağaç olarak tescil edilmiş olan bir alıç türüdür. Ankara’da yalnızca Kurtuluş Parkı’nda yetişen Akdeniz ve Ege bölgesine özgü bir meşe türünün de çok güzel örnekleri yer almaktadır. Ankara’da her sınıftan insanının yoğun şekilde kullandığını görüyoruz. Ankara halkı için en kolay ulaşılacak para harcamadan rahatlıkla oturup dinlenilecek ve piknik yapabilecekleri bir yer. Onun için de Ankara halkının vazgeçmemesi gerektiği bir yer. Bu parkı kentin kirli havasının temizlenmesinde hava sirkülasyonun oluşmasında kuru ve nemli havalarda atmosfere nem sağlaması açısından insanların daha kolay nefes almasını sağlayan bir yer olarak ta görmek gerekir. Kurtuluş Parkı günümüzde ve gelecekte kimseye devredilemeyecek olan işlevleri barındıran bir park. Bitki türü açısından da son derece önemli bir parktır. Birçok ağaç türünü sadece Kurtuluş Parkı’nda görebilirsiniz” dedi.

Protokol, Ankara halkının değil üniversitenin ihtiyaçları doğrultusunda şekillenmiş

Demirtaş protokole dair ise şu değerlendirmeyi yaptı:

“Bu özellikteki parkın Ankara Büyükşehir Belediyesi ve TED Üniversitesi arasında imzalanan protokolle başka amaçlara özgülenmeye çalışılması, teknik, hukuksal ve Ankara halkının günlük yaşamı açısından kabul edilemezdir. Ankara Büyükşehir Belediyesi de bu parka gerekli önemi vermediğini daha protokolün birinci maddesinde ‘Mevcut durumun ve sorunların tespiti edilerek parkın yeniden işlevlendirilmesi’ diyerek gösteriyor. Yani iki tarafta daha parkın durumunu ve sorunlarını bilmiyor yeniden değerlendirecekmiş ondan sonra değerlendirmeye geçeceklermiş ki demek ki kendileri de parka yabancı. İkincisi park birinci derece doğal SİT alanı olarak tanımlanmış doğal SİT tanımı yeni koruma statüsü içinde yok biliyorsunuz. Mutlak korunması gereken alanlar kapsamında değerlendirilecek. Protokole başlanmadan izin alınması gerekir ki bu izin de alınmamış. Özellikle protokolün 8, maddesininin d fıkrasında ‘Üniversitenin ihtiyaçları doğrultusunda açık ders ve okuma alanları belirlenecek’ ifadesi yer alıyor. Yani Ankara halkının çevrede yaşayanların ihtiyaçları doğrultusunda değil. Projenin TED üniversitesi tarafından hazırlanacağı belirtiliyor. İlla da bir proje hazırlanacaksa projenin Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından hazırlanması gerekiyor. Parklarda gelişi güzel zaman dilimlerinde değişiklikler yapmak, masaları değiştirmek, park anlayışına ve park kültürüne de aykırı bir durum. 8.maddesinin h fıkrasında sosyal donatı alanları yapılacak deniyor ki, sosyal donatı alanlarının ucu açık nerede ve nasıl yapılacağı gibi konular açıklanmamış. 8.Maddenin i bendinde ise projede okuma sergi ve çalışma alanları yapılacak deniyor. Sık sık üniversitenin eksiklerini giderecek ihtiyaçlarını karşılayacak proje yaklaşımı sergileniyor Devletin politikasını çok iyi biliyorsunuz. Kentin içine sıkışan Ankara Üniversitesi ve Gazi üniversitesine Gölbaşına taşıyalım derken, Ankara Büyükşehir Belediyesi kentin içine sıkıştırılmış bir üniversitenin sıkışıklığını gidermek için kamu alanının vermek istiyor. 1,5 hektarlık parkın içindeki bir alanın düzenlenmesinden bahsediliyor. Parkın peyzaj maliyetinin büyükşehir belediyesi tarafından karşılanacağı söyleniyor. Üniversite altın tepside bir kazanmış olacak. Bu üniversite parayla öğrenci kabul eden bir kuruluş eksikliği varsa yeşil alanı yoksa kendisine İncek’te bir yer verildi, bu alanda bu eksikliğini giderebilir. Protokole birçok şeyi koyduklarına göre iktidarla kesin bir bağlantıları var. Çevre Şehircilik Bakanlığı’ndan izin çıkaracaklarına güveniyorlar. Kurtuluş Parkı bir özel üniversiteye verilemez. Böyle bir iletişim ağı var ki bu protokolü yapıyorlar. Kamu alanı özel bir üniversiteye özgüleniyor. Bu şimdilik bu 10 sene ile sınırlandırılıyor ama ilerde kalıcı hale getirecekler. Burada çok özel hesaplar olduğu ortada. ”

Bir üniversite belediyenin yetkilerini gasp etmeye çalışıyor

Ankara Üniversitesi İdare Hukuku Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Onur Karahanoğulları da, şunları söyledi:

“ Protokol de işletme kavramı geçiyor. Ticarileştirmeyi de protokole koymuşlar. Mansur Yavaş orta ve büyük sermaye gruplarına hizmet ediyor. Üniversite bu alan elit işletmeci olarak girecek bir iki tane ders verme alanı oluşturacaklar. Protokolde onun dışında lüks kafe ve kitap satış yerleri bulunuyor. Bu idari hukuktaki adıyla yetki tecavüzüdür, Bir üniversite bir belediyenin yetkilerini gasp etmeye çalışıyor.  Bir parkın yeniden işlevlendirmesi ne demek, hiç uyumlu değil. Yeniden işlevlendirme değil park işlevine döndürme olabilir içindeki buz patenin çayhanelerin atılması ve trafiğin dışarıya atılması olabilir. Üniversitenin bir parkı yeniden işlevlendirme görevi  yoktur. Bu protokolün iptal edileceği konusunda hiçbir kuşkum yok benim. Bu bir yetki sakatlığıdır.  Bir üniversite belediye görevini üstlenemez Üstlenmeye çalıştığı görevde belediye bütçesi ve örgütlenme becerisi düşünüldüğünde yapılması son derece kolay bir iş. Korumanın dışında bunun kadastro kanununda bir park olarak nitelendirdiğini vurgulamak gerekiyor. Üniversite giderek belediyenin işini yapamaz.  TED’in belediyeye böyle bir hizmet sunması Anayasa gereği olanaklı değildir. ”

Bir üniversite ile başlayıp sonra yandaş şirketlere ve müteahhitlere peşkeş çekilerek bu yeşil alan tamamen yok olacaktır

Mimar,  Ulaşım Uzmanı ve Plancısı Erhan Öncü, görüşlerini şöyle sıraladı:

“Burası sadece bir yeşil alan bir park değil kentin çok önemli bir noktasında farklı aksların birleştiği bir yerdir. İki tane raylı sistemlere komşu ve üç tane üniversitenin orta yerinde kalıyor. Dolayısıyla burası çok önemli bir alan. Bunun içinde sıkışıp kalmış bir üniversite kendine alan açmaya ve etrafı zapt etmeye çalışıyor. En zayıf gördüğü halka olarak ta parkı görüyor. Belediyeye bir yem atıyor burayı biz bakarız düzeltiriz diyor. Belediye de hangi dönemden kalma proje bilmiyorum ama sonuçta katlı kavşaklara para ayırırken,  parkın bakımını beceremediğini kabul edip bir üniversiteye veriyor. Bu üniversitenin bu yeşil alandan etiyle sütüyle yararlanması ortaya çıkıyor. Burası bir kamusal alan belediyenin bile burayı üniversiteye tahsis etme kullandırma yetkisi yok. Kamuya açık olmak durumda burası bir geçiş alanıdır, burasın bir dershane yapılması olacak iş değildir. Düşünün hoca ders anlatıyor dersin içinden simitçi ve mısırcı geçiyor, mümkün değil etraftakileri kandırmaya çalışıyorlar. Bu makyaj ve gerekçe geçerli uygulanabilir bir şey değil. Öte yandan kamusal bir alanı bir üniversiteye tahsis etmek belediyenin yetkisinde değildir. Diğer üniversitelere değil de sadece bir üniversite. Benim önerim protokolün derhal durdurulmasıdır. Eğer bir üniversitenin darlığı varsa  oradaki otoparkı alabilirler. Otomobillerin kent merkezine buraya kadar gelmeleri de stratejik açıdan da yanlış zaten. Ayrıca belediyenin de oradaki yapıları kaldırarak yeşil alanı da yeniden düzenlemesi gerekiyor. Aksi halde Özalcı mantıkla bu alanları başka birilerine vermeye başlarsa ODTÜ Ormanı ve AOÇ gibi, önce bir üniversite ile başlayıp ondan sonra yandaş şirketlere ve müteahhitlere peşkeş çekilerek bu yeşil alan tamamen gidecektir.”

Birinci derece doğal SİT alanında üniversitenin ihtiyaçları giderilemez. Sürdürülebilir koruma bakış açısıyla parkın bakımı yapılmalıdır

Yüksek Şehir Plancısı Ömer Kral ise, “Kurtuluş Parkı 1994 yılında birinci derece doğal SİT alanı ilan edildi. Bu bölge kurulu kararı önemli bir karardır. Bölge Kurulu belediyelerin bu alanları kullanma isteğini de göz önüne alarak, Kurtuluş, Abdi ipekçi, Güvenpark’ı ve Papazın Bağı alanının birinci derece doğal SİT alanı ilan etti. Aynı kararda 23 tane heykel ve anıt tescil edildi. Protokolde hassas alan tanımı var, belediye olaya hakim değildir. Protokolü yapan daire de doğal SİT’ler den sorumlu bir daire değildir. Belediyenin tutumuna da baktığınız zaman birinci derece doğal SİT alanında bir Koruma Amaçlı İmar Planı yapma isteği var. Ancak bir de kentsel tasarım projesi yapmak istiyor. SİT alanlarında kentsel tasarım projesi yapılmaz. Kentsel tasarım projesi aslında imarcı bir yaklaşımdır. Bunun mevzuatta da yeri yok. Bu aslında SİT alanlarına nasıl yaklaşacaklarının zihniyetini gösteriyor. Bu alanlarda koruma projesi yapmak zorundadır. Doğayı korumak sürdürebilir kılan ele alan bir yaklaşım olması gerekir. Birinci derece doğal SİT alanında üniversitenin ihtiyaçları giderilemez. Ankara’nın belediye sınırları içinde bir koruma politikası ve öncelikleri yok. Kurtuluş Parkı’ndaki protokol kapsamında yapılacak işler,  birinci derece SİT ve kesin korunması gereken hassas alan statüler içinde yer alamaz. Sürdürülebilir koruma bakış açısıyla oradaki parkın bakımının ve işletilmesinin yapılması lazım” diye konuştu.

Üniversitenin kamusal alanı talebi etik değil, üniversite kınanmalıdır

Hacettepe Üniversitesi Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Meltem Yılmaz düşüncelerini şöyle paylaştı:

“Etik açıdan büyük bir sorun olduğunu düşünüyorum Bir üniversite nasıl olur da Ankara’nın merkezinde olan canlı olan kullanılan bir alanı üniversite olarak talep eder. Üniversiteler gençleri doğruları öğreten uzmanlıkları alanları doğrultusunda yetiştiren belli ilkeler doğrultusunda eğitim veren bir kurum değil mi? Böyle bir üniversitenin eğitimine nasıl güvenilebilir mekanlarıyla talepleriyle üniversiteler öğrencilere ve topluma örnek olmalı. Bu üniversite kınanmalıdır, belediyenin kamulaştırılmış bir alanı özel bir üniversiteye tahsis etmesi de çok yanlış. Bu kamunun kullanımının da sınırlandırılması anlamına da geliyor.  Üniversite diyebilir ki halk buraya giremez. Herman Jansen 1928 yılında kenti planlarken dört temel ilkeye dikkat ediyor, iktisat, trafik, sağlık ve estetik. Sağlık konusunu da parklara bağlıyor. AOÇ, Kurtuluş Parkı ve diğer parklar, Jansen planıyla oluşturuluyor. Jansen kent sağlığını açık alanlar ve açık alanların yeşillendirilmesine bağlıyor. Dolayısıyla günümüze kadar gelmiş olan Kurtuluş Parkı’nı günümüzden sonra da kesinlikle korumamız gerekiyor. İnsanları rahatlatan doğal ortamlar bunlar ve Ankaralılar boş zamanlarında doğal ortamlara akın ediyorlar. Eymir Gölü kalabalık olmazdı şimdi yürüyecek yer bulamıyorsunuz. Doğal ortamlarda o kadar kullanılmaya başlandı ki onlarında bu aşırı kullanımdan zarar görmesi söz konusu. Çünkü kent içinde doğal ortam kalmadı. Parklar ve yeşil alanlar yapılaşmayla yok ediliyor.”

Protokol, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını koruma yasasına aykırıdır. Oy verirken bu düzenin değişmesini umuyorduk, şimdi bu düzen tekrar önümüze geliyor

Şehir Plancısı ,Yazar  Prof.Dr.Tarık Şengül, şunları kaydetti:

“Bu olay bana o daha büyük ölçekli bir şeydi ama ODTÜ arazisinin Bilkent Üniversitesi’ne verilişini anımsattı. ODTÜ’den Bilkent Üniversitesi’ne bakınca orada eğitimin ötesinde gökdelenler silsilesini, ticari merkezleri, AVM’leri, çeşitli kesimlere yönelik irili ufaklı konut projelerini görüyorum. Orası da büyük ölçüde ağaçlandırılmış ve nefes alanıydı. Buradaki yapılaşmayı da bu süreç başlattı. Kamu arazilerinin bu şekilde değerlendirilmesi düzenin stratejisiydi. Üzücü olan bu yeni dönemede taşındı. Protokol, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını koruma yasasına aykırıdır.  Yol projesi de devir işlemi de bazı şeylerin çok ciddi bir biçimde aynı mantıkla devam ettiğini gösteriyor. Bu çok üzücü bir şey, belediye başkanını bir kez daha düşünmeye davet ediyorum. Gerçekten biz oy verdik, oy verirken de bir değişime oy verdiğimizi düşünmek istedik. Bu değişimi bu noktalarda görmüyoruz. Şehir Plancısı olarak söylüyorum. Burası bir park alanı karmaşık yapısı var ama yeşil alanlarla böyle oynamak suç. Protokolde bir takım sosyal tesisler yapmaktan bahsediliyor. Özel olarak ta yeşil alanlarla böyle oynanmaz o imarı onaylayan arkadaşlar bir daha baksınlar. Ortadan kaldırdığınız yeşil alan kadar bir yeşil alan sağlamadığınız takdirde hapse girecek suçlar haline geliyor. Burada bir de yeşil alanla eklenmiş SİT meselesi de var. Mülkiyeti kullanım olarak düşünüyorlarsa oda sorun, özel kesimlere yönelik bir yeşil alan olmaz. Üniversite öğrencilerine açıyorum derseniz yeşil alan hüviyetinden çıkarmış olursunuz. Yapılan hukuka uygun değil onun ötesinde Ankara’ya söz verilen şeylere de aykırı. Seçim beyannamelerine de aykırı kentin belli yerlerini belli kesimlere kapatacağız demediler. Burada bazı gerçekten alınan kararların hem hukuki hem teknik yönünde sorunlar var. Üzülüyoruz bir düzenin kapanmasını istiyorduk o düzen tekrar önümüze gelecekse bu doğru olmuyor. Biz bilim insanları olarak doğruyu söylemek zorundayız. Üzüntülerimiz ve kızgınlığımızı ifade etmek zorundayız. Bunu Saraçoğlu Mahallesi’nde de yaptılar, nasıl bağımsızlaştırıldığını, çökmeye maruz bırakıldığını gördük, aynı şey Kurtuluş Parkı’nda uzun yıllar bakımsız bırakılarak yapıldı. Biz yerel seçimlerde değişimi o zaman neden istedik ki, biz burada yaşanabilir ve SİT alanı ve yeşil alanı statüsünü koruyacak park düzenlenmesini belediyenin yapmasını istiyoruz. Protokolde yer alan sosyal donatı alanını ne olduğunun farkında değiller sanırım. Sosyal donatı alanlarının içinde o kadar geniş şey var ki, otoparkından karakoluna sağlık hizmetine bunlar belediyenin kamu kurumunun görevi. Üniversite kamu otoritesi gibi davranıyor. Üniversitenin görevlerinin altına yazmışlar. Bu kamu otoritesi görevidir. Birçok açıdan protokolde sıkıntılar var”

Şengül, Büyükşehir Belediyesi’ne, “Kamu statüsünde halkın mülküne sahip çıkmalıdır. Protokol bir an önce iptal edilmelidir ” çağrısında bulundu

Asli kamu hizmetini ben yapamıyorum TED bize yardıma gelsin demek abesle iştigaldir

İktisatçı Prof. Dr. Aziz Konukman ise, “Seçim vaatlerine bakıyoruz ‘Ben yaptım oldu anlayışı değişecek, katılımcılık halka saygı olacak’ söylemlerinin aksini görüyoruz. Biz bir yönetim anlayışı değişsin yeni bir yönetim anlayışla belediyecilik yapılsın diye destekledik kendisini. Hakikaten bu protokol hayal kırıklığı yarattı. Özellikle bakanlıkların asli hizmetlerini bir takım protokollerle yandaş vakıflara devrettiğini görüyoruz.  Milli Eğitim Bakanlığı’nın yüzlerce böyle bir protokolü var. Milli Eğitim Bakanlığı ‘Okullar kapalı olsa milli eğitimi yönetirdim’ anlayışını resmen hukuki zemine oturturmuş. Eğitim Sen, aynı Mimarlar Odası Ankara Şubesi gibi dava yorgunudur ve çoğunu da kazandı. Asli kamu hizmetini ben yapamıyorum parka ben bakamıyorum TED bize yardıma gelsin demek abesle iştigaldir. Bu projenin kabul edilebileceğini düşünmüyorum” dedi.

Parkın yeniden işlevlendirilmesi olamaz, bu kültür varlıklarında olan bir kavramdır

Mimarlar Odası Ankara Şubesi Soruşturma ve Uzlaştırma Kurulu Üyesi Mimar Faruk Soydemir, de, yeniden işlevlendirilme kavramına dair şu bilgileri paylaştı:

“Protokol ve yapılacak olan plan yasal değil. Parkın yeniden işlevlendirilmesi olamaz. Yeniden işlevlendirme kültür varlıklarında olan bir kavramdır.  Bir kültürel miras ya da tescilli bir yapı işlevlendirilerek koruma kurulu kararıyla dönüştürülebilir. Burası birinci derece doğal SİT alanı her türlü müdahale kararı burada yasaktır. Birinci derece doğal SİT işlevlendirme yeni yapılaşma yeni bir düzenleme zaten yapılamaz. Yapılması için prosedürleri vardır. Protokolün arkasında başka şeyler mi düşünülüyor ? Bunu sorgulamak lazım. Doğal SİT alanı derecesini mi düşürecekler? Bunun da olması mümkün değil. Kamusal alanın özel mülkiyete kullanımı söz konusu olamaz Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu onayından geçerken doğal Sit derecesini birden üçe düşürecek başka türlü bunu onaylayamaz.”

TED Üniversitesi alanını, bize versin, kamusal alana çevirelim, alanını parka katsın

Peyzaj Mimarı Doç.Dr. Başak Özer ise, “Kentin içinde büyümesi, büyümeyi durdurması, parkın  nefes alınan bir yer olması aslında bütün sistemleri de koruması ve geliştirmesi gibi her pozisyonu arken bir peyzaj mimarı olarak bir sürü argüman üretebilirken, kamusal alanın kamu kurumu tarafından bir protokolle mülk statüsünün değiştirilmesini düşünüyorum. Bakmamak, sahip çıkmamak, ötekilemek karşısında hepimizin bu düştüğü savunma duygusu beni gerçekten yıpratıyor. Neden savunma halinde kalalım ki, bir parkı neden bu kadar çabuk gözden çıkarabilir bir politika var hiçbir şekilde anlayamıyorum. Bizim kentlerde bir metrekare yeşil alanı kaybedecek lüksümüz yok. Hatta artık temel ihtiyaç noktasındayız. Belediyenin hukuksuzluğu devam ettirerek kendi sorumluluğundaki yeri sahiplenmemesini ve bunu bilinçli bir politika olarak yaptığını düşünüyor olmak gerçekten çok üzücü. Metropolitan kentlerde zamanla kente müdahaleler olur. Ulaşım için araç trafiği için köprüler yapmaya başlarsınız kentte parçalanmalar bölünmeler oluyor. Geçen yollar alt yapılar üst yapılar yaşam alanınızda bir engele dönüşmeye başlar. Sonra yıllar sonra yaptığınıza pişman olursunuz ama dönemezsiniz de atıl kalmış bu yerleri kentte dahil etmenin yollarını ararsınız. Kurtuluş Parkı’nda böyle bir durumda yok. Varlık biçimini başka bir sebeple kaybetmiş olsaydı da geri döndürmeye çalışsak dahi olsak bir üniversite verilmesi yine söz konusu olamaz. Günümüzde bir eğitim kurumu yapısı ve onun peyzaj ilişkisine baktığımızda eğitim kurumları bir  yere sıçramak değil kendi yerleşkesi içinde yeşil alanının artırmak, bulunduğu eğitim grubuna bağlık olarak onun dış mekandaki ihtiyaçlarını karşılamak için var olmak durumundadır. Tek başına yapı olarak kendini devam ettirmemeli. Yoksa mekan değiştirsin. Hatta şöyle bir güzellik yapsın alanını bize versin park yapalım, kamusal alana çevirelim. Madem bir hizmet politikası var. Kentliye Ankaralıya görevimiz diyorlar o zaman bu alanı versinler burayı da  Kurtuluş Parkı’nın bir alanı olarak çevirelim”

Bir soylulaştırma girişi olduğu da ortaya konuluyor

Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Öğretim Görevlisi Mehmet Ayvaz  da düşüncelerini şöyle aktardı:

“Bir TED Üniversitesi çalışanına bu durumun ne olduğunu sorduğumda açıkça bir soylulaştırma girişimi olduğunu söylemişti. Cumartesi günü arkadaşlarla acaba ne yapsak burayla ilgili bir rapor mu hazırlasak düşüncesiyle bir saha gezisi yaptık. Orada alanın bir nevi resmi olmayan bir şekilde işportacıların kontrolü altında olduğunu gözlemledik. Danışıklı dövüş var ve bir işbirliği  söz konusu. Burada buz pateni olsun başka işletmeler olsun mafyatik ve illegal bir durum var. Bu öne sürülerek park melekçe bir bahaneyle dönüştürülmek isteniyor. Halbuki bir protokolle değil kolluk gücüyle yapılacak bir şeydir. Kurtuluş Parkı  Cebeci’deki toplumsal olaylarda polisin bir nevi kısmen denetimi kaybettiği bir alandır. Oranın daha denetlenebilir hale getirilmesiyle ilgili böyle bir okuma da yapmak gerekir. Akay kavşağından İncesu’ya bağlayacak bir tünel yoldan bahsediliyor. Bu yolla bağlantısı önemli. Mansur Yavaş’a oy veren insanlara bir anket yapılsa sorulsa bu durum, ne yapılsın dense eminim yüzde 80’i, 90’ı yapılmasın diyecektir. Burada toplumsal bir baskı oluşturmak için ciddi bir fırsat ta var.  Bunun kullanılması gerekiyor muhalif sayacağımız medyada sadece Kurtuluş Parkı değil birçok alana dair bir suskunluk söz konusu. Ankara’da bir tadımız kaçmasın durumu var. Burada kentsel ekolojik değerinin ötesinde ciddi bir kamusallık söz konusudur. İnsanların kullandığı sayısız bank var, 50 kadar piknik masası var. Trafik Eğitim parkuru var, buz pisti heykeller büyük bir cafe, insanların kullandığı iki tane halı saha var. 10 tane masa tenisi saydım. O tenislerin filelerin kaldırıldığını söylüyorlar, insanlar kendi getirdikleri fileleri kullanıyorlar ya da işportacılardan file alıp kullanıyorlardı. Spor aletleri de var. Kullanılıp kullanılmadığına emin değilim 3 çeşme gördüm. Yani aynı anda çok sayıda insanın kullandığı ve kamusallığı tartışmasız bir alan. Birden bire etrafını çevirerek halkın kullanımından çıkarılacak bir alan değil. Zamana yayılacak şekilde buranın kullanımından halk dışlanabilir.”

Burası bizim nefes alanımız, park düzenlenmeli ve halkın daha çok kullanabileceği bir alan haline getirilmelidir

Çamlıtepe Mahallesi Muhtarı Nesibe Durmaz ise semt sakinlerinin görüşlerini dile getirdi:

Durmaz, “Burası bizim nefes alanımız, park  düzenlenmeli ve halkın daha çok kullanabileceği bir alan haline getirilmelidir. Ancak TED Üniversitesi’ne verilmesini kesinlikle istemiyoruz. Park halkın kullanımında kalmalı. Kurtuluş Parkı’nın yanındaki mahallelerinden bir tanesi ide benim mahallem. Mahalle sakinlerime de bilgi vermeye çalışıyorum. Bundan bir 15 yıl önce Kurtuluş Parkı’nın bir tek ışığı yoktu gece insanlar oradan geçmeye korkuyorlardı, Kapkaranlık bir ormanlık alandı zaman içinde ışıklandırıldı ve kullanmaya başladık. İçinde atıl durumda duran çocukluğumuzda paten kaydığımız alan bir mafya babasına verildi. Yıllarca orayı bir mafya babası devlet içinde devlet şeklinde işletti. Kurtuluş Parkı’nda sabahlara kadar düğün yapılıyor. Kötü bir durumdaydı, sağ olsun bunlar kaldırıldı biz bunun tam sevincini yaşarken biz parkı çok daha rahat kullanacağız derken bir anda TED Üniversitesi’ne verilmeye başlandı. Parkta birçok yapı var SİT alanı gibi kullanılmıyor. Çok köklü bir değişim yapılması lazım. Mahalle sakinleri olarak parkı TED Üniversitesi’nin almasına kesinlikle karşıyız. Belediye ile yaptığım görüşmelerde TED bir süre sonra burada güvenliği sağlayamadığını söyleyecek. Okul için  alt geçit yapacak. Koskoca belediye güvenliği sağlayamıyor. TED Üniversitesi mi yapıyor? Üniversite mi bunu halledecek dediğimde o zaman hiçbir cevap vermiyorlar, yok biz parkı vermedik diyorlar. Torunlarım orada top oynayamayacak bisiklet süremeyecek ve ilk haline dönüştürülecek benim en büyük korkum bu. 15 yıl sonrasını düşünerek konuşuyorum burası halkın parkıdır, bu yaz belediye ben bu parkta etkinlik yapalım daha çok halkın kullansın dediğim de pandemiyi bahane ederek yapmadılar. 30 yıldır atıl durumda bırakılan bir park sahibiyiz. Vatandaş olarak içim sızlıyor. Mahalle sakinlerine 153’ü arayarak tepkilerinizi gösteren diyorum tepki göstermezsiniz 3 gün sonra  orada yürüyüş yapamazsınız diyorum.”

Milli maratoncu Sefa Hat da, “Bende bu semtin sakinlerinden biriyim, 1972 yılından beri Kurtuluş Parkı’nda koşuyorum. Park sadece bu semte hizmet etmiyor. Demirlibahçe, Abidin Paşa, Küçükesat’tan arkadaşlarımız da buraya koşmaya geliyorlar. Burada geniş bir kitle koşu yapıyor. Zaman zaman belediye bizim taleplerimize cevap verdi. Koşu pistimiz kötüydü, onu yenilediler ama fazla bir bakım yapılmıyor. Aynı zamanda ben peyzaj mimarıyım. Mesleki açıdan baktığımda bazı ağaçlar kurumuş onlar ortamdan uzaklaştırılarak yeni ağaçlar dikilebilir. Protokolü görünce bayağı korktuk ve çok üzüldük. Kurtuluş Parkı halkındır, işlevi değiştirilemez.

TMMOB Mimarlar odası Ankara Şubesi Basın Birimi

Okunma Sayisi : 3520
Adres : Konur Sokak 4/3 06420 Yenişehir / Ankara • E-posta : info@mimarlarodasiankara.org
Telefon : 0 312 4178665 • Faks : 0 312 4171804 • GSM Santral : 0 533 4777967
Son Güncelleme : 27.01.2022 - 17:18:25
Şu an 1 kişi online | Hukuki Şartlar ve Gizlilik Hakları