Üye Bilgileri.

size uygun bölümden devam ediniz.

sitemizdeki online işlemlerden yararlanabilmek için kayıt olup parolanızla giriş yapmanız gerekmektedir.
Daha önce insan kaynakları için bir parola aldıysanız o parolayı kullanabilirsiniz.

Henüz üye değilmisiniz? Yeni kayıt!

Detaylı Arama.

size uygun bölümden devam ediniz.

site içerisindeki tüm içerikte arama yapılmaktadır. birden fazla kelime aratabilirsiniz.


25 50 75 100

Yayınlanma Tarihine Göre
Eklenme Tarihine Göre
Başlığa Göre
Okunma Sayısına Göre

Başlıkta Açıklamada İçerikte

Aynen girildiği gibi
Kelimelerin hepsi
Kelimelerden herhangi biri
ODA ÇALIŞMALAR KENT GÜNDEMI MESLEKI UYGULAMA YAYIN ÜYELER EĞITIMLER ONLINE İŞL.
04 Haziran 2020

Mimarlar Odası’nın duayen isimleri Yavuz Önen, Arif Şentek, Ali Ulusoy meslek odalarına yönelik saldırıları değerlendirdi

“Ne yaparlarsa yapsınlar dayanışma ve mücadele geleneğimiz devam edecek”

Mimarlık mesleğinin duayenleri, odaların siyasal iktidar tarafından neden hedef seçildiğini anlatarak, “Meslek örgütlerinin kuvvetlenmesi Türkiye’de genel uyanışa paralel gitmiştir. Bütün problem otoriter rejimin önünde engel olan demokratik kuruluşları ortadan kaldırmaktır. Bu demokrasi adacıklarını tümünü yok edecek bir sürecin başlangıcıdır. Anayasaya sıkı sıkı sarılmak lazım. Ne yaparlarsa yapsınlar dayanışma  ve mücadele geleneğimiz devam edecek” değerlendirmesinde bulundu.

Mimarlar Odası Ankara Şubesi, iktidar tarafından TMMOB'a karşı sürdürülen saldırılara ve seçim sistemi değişiklik taslağına karşı çalışmalarına "Meslek Odaları Yasa Tasarısı Değerlendirmeleri-2" ile devam etti.

Mimarlar Odası örgütlülüğünün önemli isimleri, geçmiş dönem başkanları Yavuz Önen, Arif Şentek ve H. Ali Ulusoy'un katılımı ile online söyleşi gerçekleştirildi.

Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan, ‘’İktidar çok uzun süredir meslek odalarına yönelik yasa değişikliğini gündeme getiriyordu. Daha önce Devlet Denetleme Kurumu raporuyla gündeme gelmişti, şimdi yeniden ısıtıldı. Hem barolar hem TMMOB hem de Tabipler Odası’nın yasasını değiştirerek aslında bir taraftan yetkilerini sınırlamak, özerkliğini almak bir taraftan da bütçesizleştirerek saraya bağlı bir oda haline getirmek istiyorlar.  Bu sürecin yeni olmadığını da biliyoruz. Bu sürecin tarihçesini ve neden yapıldığını birlikte değerlendireceğiz. Hem Mimarlar Odası’nda hem de TMMOB’ta bu taslağın yasalaşmaması için mücadele edeceğiz’’ diyerek söyleşinin açılışını yaptı.

Ne yaparlarsa yapsınlar dayanışma geleneğimiz devam edecek

Mimarlar Odası  Ankara Şube Sekreterliği, Mimarlar Odası Genel Başkanlığı ve 25,33,34,35. Dönem TMMOB Başkanlığı yapan  Yavuz Önen: ‘’Toplumsal muhalefetin güç kazandığı dönemlerde, sosyal muhalefet karşısında ülke yönetilemez noktaya geldiği anda bütün hükümetler ve iktidarlar her zaman kendi kurguladığı TMMOB ortamını gündeme getirir. Anayasal bir kuruluşuz.  Böyle bir statü hem devletin içinde hem de toplumun içinde kök saldı hem de üyelerinin güvencesi haline geldi. 1980’de darbe bizi bölüp parçalamak için üyelik zorunluluğunu kaldırdı. Sadece serbest çalışanların örgütü haline getirmeye çalıştı, ama bu güvence duygusu üyelerde öyle güçlüydü ki kamu çalışanları meslek örgütlerinden ayrılmadı. Ne yaparlarsa yapsınlar dayanışma geleneğimiz devam edecek. Mutlaka bir yolunu bulup kamu adına denetim görevimizi yapacağız. Üyelerimizin haklarını savunacak, mesleki ahlakı ve onurumuzu korumaya devam edeceğiz. Bu seferki salvo diğerlerinden farklı, bize yönelik kısıtlama ve yeni düzenleme biçimlerinden farklı. 1971 muhtırasından sonraki düzenleme görev alanımızı daralttı. 1980 bizi parçalamak istedi, yine siyaset yapma yasağıyla bir hegemonya altına almaya çalıştı fakat tüm bunlar ana statümüzü, kamu kurumu niteliğimizi değiştirmedi. Bu sefer önerilen şey, Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin her alanda teksesliliği istemesinin bir sonucu. Başka bir demokratik bir kurum, başka bir özerk kuruluş hiçbir muhalif ses istemediği için bunu gündemine alacak. Zaten Başbakanken Cumhurbaşkanı Mimarlar Odası’nı zikrederek eleştirmiştir ve hedef haline getirmiştir bu ilk değildir’’ diye konuştu.

Bu demokrasi adacıkların tümünü yok edecek bir sürecin başlangıcıdır

Önen şöyle devam etti:

‘’ Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi, bütün yaşama hükmetme sistemidir. Zaten Bakanlar Kurulu dediğiniz atanmış insanlar. Bu sistem bize şunu öğretti. Hiçbir muhalif ses olmayacak.  Polis, asker ve yargı gücü elinde olacak, ayrıca hiçbir muhalif ses çıkmayacak. Bizim bir özelliğimiz var. Bu kurumlar neden istenmiyor? Kamu adına denetim yaparken zülfi yâre dokunuyor, çomak sokuyor. Yolsuzlukları deşifre ediyor. Bilimsel ve kamu çıkarları açısından yaklaşıyor ve rahatsız ediyor. Bir başka özelliğimiz bizim demokrasi okulu olmamızdır. Böyle kurumlar da istemiyor. Bizim yasama organımız ve yönetim organımız hükümetimiz var. Kendi kendimizi seçip, kendi kendimizi yönetiyoruz. Bağımsız bütçemiz var devletten destek almıyoruz tam özerk ve demokratik kuruluşlarız. Bu işleyiş görüldü ki sadece üyelerinin haklarını korumuyor onlara demokrasi dersi de veriyor. Meslek odalarımız demokrasi ve özgürlük okulları oldu. Toplumsal konumlanmaya yaptığı tercih emekten yana olduğu zaman bu da sermayeye karşı rahatsız edici bir durum yarattı. Bizim hem devletin kurgulandığı statümüz hem sosyal davranışlarımız ki buna hep politika yapma dediler. Aslında politika yapıyorsunuz demek sesinizi, kesin, susun demektir. Meclise yakın zamanda getirecekleri yasa önerisi, demokrasi adacıkların tümünü yok edecek bir sürecin başlangıcıdır. Sadece barolara değil bütün meslek gruplarına dokunarak kendine nasıl tabi tutacak bu odaları, il odası kurmuş, parasını kısmış bunların üstesinden daha öncede geldik geliriz. Ama beğenmediği demeci veren yöneticiye soruşturma açma, görevden alma ve cezaevine gönderme yetkisi almak istiyor. Soruşturma yolunu açtığı zaman o irade mutlaka bunu uygulayacaktır. Görevden almakla yetinmeyecek cezalandıracaktır. Bu çok önemli, böyle bir tabi olma halini kabul etmeyeceğiz.

“Sosyal bir yürüyüş başlatacağız, cesaretimizin temelleri var”

Yavuz Önen ne yapılması gerektiğine dair önerilerini de şöyle sıraladı:

 “Sosyal bir yürüyüş başlatacağız, bu yürüyüş içerisinde,  yüreği mücadeleden yana olan herkes olacak, Mimarlar Odası Ankara Şubesi’nin Kaçak Saray’a yönelik verdiği mücadele yöntemi çok önemli bunu her yerde yaygınlaştırmak gerekli. Dayanışmayı büyüteceğiz, halkla birlikte bu süreci yürüteceğiz. Bizim kararlılığımızı ve kamu yararı mücadelemizi yok etmeyi başarmayacaklar. Yeni bir yıkım süreci ile karşı karşıyayız. Bunun nasıl karşılayacağız buna hazırlanmak gerekli. Dünyadaki gelişmeler, sadece orada kalmaz. Türkiye’yi de sarar. Demokratik ortamları güçlendirecek, demokratik hak ve özgürlükleri savunacak bir alanı yaratmak durumuyla karşı karşıyayız. Mevcut fotoğrafı çekerek ahu vah etmek değil, durumu iyi analiz etmek gerekir. Bu durum bizde, bir tedirginlik, bir korku bir yılgınlık yaratmasın.   Cesaretimizin temelleri var, geçmişi var,bir mücadele geleneği var, bedel ödeme kararlılığımız var.“

“İnsan aç kalmaya görsün inançlarını bile yer”

Önen düşünsel ve ideolojik berraklığın çok önemli olduğuna işaret etti. Önen, ‘’Meslek ortamında yapının dayanıklılığını yani eski söylemle mail-i inhidam olup olmadığına kim karar verir? Mimarlar ve mühendisler karar verir. Bizim konumumuz o kadar önemli ve stratejik bir hale geldi ki, Türkiye’deki bu gidişatın mail-i inhidam mı değil midir? diye bakması gereken yapı budur. Bizim raporumuz olumsuzdur. Mimarlar mühendisler toplum için çok önemli bir işlev görüyorlar, insanlar aç kalıyor işsiz kalıyorsa, bu sosyal yürüyüşe mutlaka katılacaklardır’’ diyerek konuşmasını Bertolt Brecht’in “İnsan aç kalmaya görsün İnançlarını bile yer “ sözleriyle tamamladı.

Meslek örgütlerinin kuvvetlenmesi Türkiye’de genel uyanışa paralel gitmiştir

Mimarlar Odası Ankara Şube Sekreterliği, Sayman Üyeliği ve Mimarlar Odası Genel Sekreterliği görevinde bulunan Arif Şentek ise şu değerlendirmeyi yaptı:

‘’Meslek kuruluşlarını suçlayarak siyasetle uğraşıyorsunuz diyorlar. Tabiki uğraşacağız. Hükümetin içinde hükümet tarafından kurulmuş üstelikte idari yapı içinde yer alan bir örgütlenme. Akademisyenler dolayısıyla kooperatif bir örgütlenme olarak nitelendiriyor. Meslek grupları ile idare arasında bir örgütlenme düşünüyorlar. Bizde de Türkiye’de yapı ve imar konularında hakkında 1951 yılında bir rapor düzenleniyor. Bu raporda meslek insanlarını özelliklede mimarları kastederek bir oda yapısı içinde örgütleyin diyen bir yapı vardı. İlk TMMOB Başkanı aynı zamanda milletvekili. Yani siyasetle iç içe bir hal var. Bizim durumumuz anayasal bir durum. Türkiye’de 1960’larda cebimizde anayasa kitapçıkları vardı ve çok önemliydi. Yaptığın her şeyi anayasaya referansla değerlendiriyorsunuz. Biz yapalım biz anayasayı ona göre uygun hale getirin diyorlar. Böyle bir zihniyetle hukuki ve akademik kavramlarla konuşmak çok güç. Her şeye hazırlıklı olmak lazım. Belediyelere kayyum atayan zihniyet bunu meslek kuruluşlarına da yapmaya niyetleniyor.  Anayasa o kadar gündemden düşmüş durumdaki muhalefet partileri falan da bakmıyorlar. 1961 anayasasından çok geriye gidilmiş olabilir ama düşünmek lazım ki hala anayasa diye bir şey var. Bütün yapılan icraatı ona referans vererek yorumlamak lazım. Anayasa sanki Türkiye’nin dışında bir şeymiş gibi hareket ediyorlar. Meslek örgütlerinin kuvvetlenmesi Türkiye’de genel uyanışa paralel gitmiştir. 60 kuşağı 60’da öğrenci hareketlerini yürüten kuşak geldiği vakit odalarda bir rüzgar estirdi. Arkadan da 68 kuşağı da başka bir hava estirdi.70-80 geldi o da başka bir hava estirdi.’’

Anayasaya sıkı sıkı sarılmak lazım

Geçmişten bugüne TMMOB Yasası’na dair değişiklikleri, iktidarların tutumlarını ve odaların bunlara yönelik tepkilerini de anlatan Şentek,‘’Özellikle Mimarlar Odası Ankara Şubesi’nin yürüttüğü Kaçak Saray mücadelesi çok önemli. Muhalefet partilerinin görmediğini Mimarlar Odası Ankara Şubesi gördü. Biz de üstüne gittik. Ana muhalefet partisinin Atatürk Orman Çiftliği’ne yapılan saldırıyı ve fiziksel yapıdaki değişikliğin Türkiye siyasetine ne getireceğini görmesi belli bir zaman aldı’’ dedi.

Şentek şunları söyledi:

‘’Bundan sonra ne olabilir? Anayasaya sıkı sıkı sarılmak lazım. 1961 Anayasasında meslek kuruluşlarına getirilen özerk yapı çok önemli. Başka ülkelerle karşılaştırıldığı vakit, Avrupa Mimarlar Konseyi ile ve Uluslar arası Mimarlar Birliği ile olan ilişkilerimiz önem kazanıyor. Bizim ilişkilerimizi o doğrultuda kullanmamız gerekiyordu. Önemli yasal korumamız var. Bir tanesi unvan koruması, mesleği uygulamada koruma altındasın bu işi ancak mimar yapar deniliyor. Biz bunları hazır bulduğumuz için değerini anlayamamışız. Anayasayı, bir rejim, bir tarafa atılmışsa taktik çalışmalara girmek lazım."

Uluslararası dayanışmayı sağlamak gerekli

Şentek, Mimarlar Odası’nın ve TMMOB’ye bağlı odaların üye oldukları uluslararası kuruluşları harekete geçirmelerinin ve dayanışma içerisinde olunmasının altını çizerek, mücadele sürecinin uluslararası boyutta dayanışmanın örgütlenmesinin de bir aracı olması gerekliliğini belirtti. 

Şentek, ‘’Birleşmiş bir halkı, örgütlü bir halkı, hiçbir güç yenemez” dedi.

Bütün problem otoriter rejimin önünde engel olan demokratik kuruluşları ortadan kaldırmaktır

Mimarlar Odası Ankara Şube Sekreterliği, Ankara Şube  Başkanlığı ve TMMOB yönetim kurulu üyeliği yapmış, H.Ali Ulusoy da, şu değerlendirmeyi yaptı:

“TMMOB, Barolar Birliği ve Tabipler Birliği’ne baktığınız zaman bu 3 örgütün demokraside önemli işlevleri olmuş. Toplumsal ve kamusal anlamda topluma öncülük etmiştir. Bu 3 örgütün hedef gösterilmesi tesadüf değil. Türkiye’deki siyasal iklimle yakından ilişkisi var. Cumhurbaşkanlığı sistemiyle Türkiye’de pek çok şey değişmeye başladı. Bu sistem kendi bakış açısı ve ideolojisiyle Türkiye’yi dizayn etmeye çalışıyor. Bu siyasal iktidara geldiği andan itibaren Cumhuriyet ve demokrasi değerleriyle ve özgürlüklerle sürekli uğraştı.2002 yılından itibaren Türkiye’de pek çok şey ters düz edildi. Türkiye’de dikensiz gül bahçesi yaratılmak isteniyor. Türkiye otoriter rejime karşı sürükleniyor. Bu 3 örgüt Türkiye’nin iktidarın kamusal alan yağmalamalarının karşısında duruyor. Özellikle TMMOB’a bağlı Mimarlar Odası bu güne kadar bu mücadeleyi dişe diş sürdürdü.  Mimarlar Odası siyasal iktidarın yapmış olduğu yanlış uygulamaları, özelleştirme adı altında kamu topraklarının yağmalanması ve bir takım kente mal olmuş özel alanların çıkar gruplarına dağıtılması noktasında karşısında durdu. Mimarlar Odası Ankara Şubesi’nin Kaçak Saray’la ilgili uzun süredir sürdürdüğü önemli bir mücadele var. Son günlerde AKM alanlarıyla ilgili Millet Bahçesi adı altında yapmak istedikleri, Saraçoğlu Mahallesi’ne yönelik saldırılar, tüm bunların Cumhuriyet değerleriyle bütünleştiğini görüyoruz. Bir taraftan rejimi değiştirmeye çalışıyorlar. Bir taraftan da Cumhuriyet’in ne kadar mekanı varsa yeni ideolojilerine uygun mekanlar yaratmaya çalışıyorlar. Bütün problem otoriter rejimin önünde engel olan demokratik kuruluşları ortadan kaldırmaktır. TMMOB ve Mimarlar Odası neredeyse demokrasi tarihiyle birlikte var olmuştur. Bu demokrasi mücadelesi bitmeyecek. Şu andaki siyasal iktidar Türkiye’yi yönetmede sıkıntı yaşıyor.’’

Ulusoy,  ‘’Bu süreçte giderek sıkıştığı için muhalif olarak kimi görüyorsa onu yok etmeye çalışıyor. Ben bu çabaların sonuç getireceğini düşünmüyorum. Her bir örgütümüz hem demokrasi okuludur hem de Türkiye’deki kamu yararı açısından toplumun önemsediği konuları kamuoyuna taşımış ve bunlarla ilgili önemli başarılar elde etmiş örgütlerdir. Türkiye şu an bir yol ayrımında ya otoriter bir rejimle devam edecek ya da özgürlükten yana olacak. Sonuçta biz galip geleceğiz çünkü şu anki uygulamalar sürdürebilir değil” diyerek sözlerini tamamladı.

TMMOB Mimarlar Odası Ankara Şubesi Basın Birimi


Okunma Sayisi : 420
Adres : Konur Sokak 4/3 06650 Yenişehir / Ankara • E-posta : info@mimarlarodasiankara.org
Telefon : 0 312 4178665 • Faks : 0 312 4171804 • GSM Santral : 0 533 4777967
Son Güncelleme : 26.11.2020 - 16:01:22
Şu an 47 kişi online | Hukuki Şartlar ve Gizlilik Hakları