Üye Bilgileri.

size uygun bölümden devam ediniz.

sitemizdeki online işlemlerden yararlanabilmek için kayıt olup parolanızla giriş yapmanız gerekmektedir.
Daha önce insan kaynakları için bir parola aldıysanız o parolayı kullanabilirsiniz.

Henüz üye değilmisiniz? Yeni kayıt!

Detaylı Arama.

size uygun bölümden devam ediniz.

site içerisindeki tüm içerikte arama yapılmaktadır. birden fazla kelime aratabilirsiniz.


25 50 75 100

Yayınlanma Tarihine Göre
Eklenme Tarihine Göre
Başlığa Göre
Okunma Sayısına Göre

Başlıkta Açıklamada İçerikte

Aynen girildiği gibi
Kelimelerin hepsi
Kelimelerden herhangi biri
ODA ÇALIŞMALAR KENT GÜNDEMI MESLEKI UYGULAMA YAYIN ÜYELER EĞITIMLER ONLINE İŞL.
18 Mayıs 2020

Hukukçular ve meslek odalarını etkisizleştirmek için hazırlanan yasa taslağını masaya yatırdı

Hukukçular ve meslek odaları: Bu toplumu susturma operasyonudur. Tüm toplum dayanışmayla tavır koymalıdır

Hukukçular ve meslek odaları,  meslek odalarına yönelik susturma operasyonu ve odaları etkisizleştirmek için hazırlanan yasa taslağını online toplantı ile değerlendirildi.

Moderatörlüğünü Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan'ın yaptığı  toplantıya Avukat Turgut Kazan, Ankara Baro Başkanı Erinç Sağkan, Ziraat Mühendisleri Odası Avukatı Zühal Sirkecioğlu Dönmez , Avukat Nurten Çağlar, Mimarlar Odası Ankara Şube Avukatları Gökçe Bolat ve Revşan Deniz Çobanoğlu konuşmacı olarak katıldı.

Bu toplumu teslim almak üzerine bir harekettir. Bu taslak otoriter rejimin ayak sesleridir

İktidarın tek sesli bir toplum istediğini vurgulayan Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan, ‘’Bu yasa taslağı ile meslek odalarının elini kolunu bağlamak hedefleniyor. Bu nedenle bu yasa tasarısı ısıtılıp yeniden gündeme getirildi. Bugün Cumhuriyetin 101. Yılı. Ateşi ve ihaneti görenler olarak mücadelenin bitmediğini bir kez daha vurguluyoruz. Seçimle alamadıklarını, nispi temsille yönetimin içini karıştırarak almaya çalışıyorlar. İktidar, pandemi sürecin fırsata çevirerek, kamu gücünü de kamu yararına aykırı bir şekilde eşitsiz koşullarda kullanmaya başladı. Bayramdan sonra parlamentonun gündemine gelinecek denilen yasa değişikliği için, odalarımız ve üst birliklerimiz eylem planlarını oluşturuyorlar. Meslek odalarının yasalarının değiştirilmesi toplumu telsim almak üzerine bir harekettir. Bu ultra otoriter rejimin ayak sesleridir. Uluslararası kamuoyu da harekete geçirilmeye çalışılıyor. Meslek odalarımız susarsa toplum sesini ve yaşamını yitirmiş olur. 19 Mayıs’ın 101. yılında bir ülkeyi teslim almaya çalışan anlayışlara karşı yeni bir Türkiye’nin nasıl yaratılacağının mesajları mücadele ile verilecektir.  Anadolu bunu 101 yıl önce başardı dayanışma içerisinde sınırlarımızı zorlayarak uluslararası süreçlere kadar gidecek bir mücadele ile biz de başaracağız’’ dedi.

Meslek odalarını seçimle ele geçirmek istiyorlar

Ziraat Müh. Odası Avukatı Zühal Sirkecioğlu Dönmez, ise,’’ Bu teklif yasal olarak TBMM sitesinde yok. Cumhurbaşkanı’nın açıklaması üzerine gündeme geldi. Bildiğimiz, bu yasa taslağı için AKP TBMM’de iki çalışma grubu oluşturmuş bir metin ortaya çıkmış. Bu metin bize de ulaştı bu metne göre esas olarak amaç seçimle ele geçirmedir. Meslek odalarını anayasayı değiştirmeden ortadan kaldıramazlar. Meslek odaları yine olacak ama iktidarı meşrulaştıran meslek odaları olsun istiyorlar. İdari ve mali denetimi kanunlaştırarak daha fazla denetim imkanını getiriyorlar ve oldukça kapsamlı bir değişiklik getirilmiş. Bunlar çok önemli eğer kanunlaşırsa meslek örgütlerini çok yoracak.  Yargı bu baskıyla davranırsa çok ağır şeyler yaşanacaktır’’ değerlendirmesini yaptı.

Burada temel amaç bir temsili demokrasi sorununu gidermek değil,  tek sesliliktir

Ankara Baro Başkanı Erinç Sağkan da, 2019 Eylül ayındaki adli yıl açılış törenini hatırlatırken, meslek odalarının açıklamalarının ardından bu konunun daha öncede ısıtılıp gündeme geldiğini anımsattı.

Sağkan, şöyle devam etti:

 ‘’ Adli yıl açılışının külliyede yapılması nedeniyle 50’in üzerinde baronun tepkisi olmuştu. Barolar simgesel olarak yürütmeye ait olan bir mekanda adli yıl açılışının yapılmasının kuvvetler ayrılığını zedelediği ve yargı bağımsızlığına ket vurduğu için katılmayacaklarını ifade etmişlerdi. Erdoğan baroların bu tepkisi üzerine baroların ve meslek odalarının seçim sistemlerinin temsili demokrasiye uygun hale getirilmesinin öncellikleri olduğunu ifade etmişti. 2019’da sonra buna yönelik çalışmalar yapıldığı kulağımıza geliyordu. Son olarak Diyanet İşleri Başkanı’nın toplumun bir kesimini ötekileştiren ve ayrılaştıran söyleminin nefret suçu oluşturduğu ve tarafı olduğumuz uluslar arası sözleşmelere aykırı olduğunu belirten açıklamamız üzerine Ankara Barosu hakkında linç kampanyası başlatıldığına şahit olduk. Bu manipülasyonun neden yapıldığını düşünürken hemen arkasından meslek odalarının seçim sistemlerinin değiştirilmesi gündeme geldi. Türkiye’deki seçim sistemlerinin konuşulması doğal ancak siyasal iktidarın aklına nedense temsili demokrasiye uygun hale getirmek bir karşı duruş, bir haksızlığa isyan ve insan hakları savunusu olduğunda geliyor. Burada temel amaç bir temsili demokrasi sorununu gidermek değil,  tek sesliliktir. Bunun amacı insanların hukuk devleti ve yargı bağımsızlığı ile demokrasi mücadelesini vermesini engellemektir. Bileşenlerinin hiç içinde olamadığı avukatların baroların alınmadığı bir ortamda ve hep bir karşı çıkıştan sonra Demokles’in kılıcı gibi üzerimizde sallanan bir düzenlenmenin masanın altından çıkarılıp bize gösterilmesi amacın temsili demokrasi değil, baroları susturmak ve değiştirmek olduğunu gösteriyor.’’

Bağımsız ve güçlü bir baro adil yargılanmanın güvencesidir

Avukat Turgut Kazan ise, ‘’Güçlü ve bağımsız meslek kuruluşlarının kimin yararına çalıştığını bilmek gerekir. Türkiye’de yargının yürütmenin memurlarından oluşan bir teşkilat tarafından yürütüldüğü bir ortamda Türkiye’de hiç kimsenin malının, mülkünün ve özgürlüğünün güvencesi kalmadığı durumda insanların uyarılması, yapılanların haksızlık olduğunun anlatılması, siyasal iktidarı rahatsız ediyor. Temsilde adalet için değil susturmak için bu yola gidiliyor’’ dedi.

‘’Bağımsız ve güçlü bir baro adil yargılanmanın güvencesidir. Herkesin adil yargılanma hakkının garantisidir’’ diyen Kazan, bunu tarihsel örneklerle açıkladı:

‘’1980 darbe günlerinde bir grup meslektaşımla, DİSK, Barış Derneği ve Türkiye Yazarlar Derneği davalarında savunma görevimi yapmaya çalışıyordum.  Bu darbecilerin hiç hoşuna gitmedi.3003 sayılı bir yasayla bizi susturmanın somut adımı atıldı. Haklarında devletin şahsiyetine karşı suçlardan dava açılan avukatları işten yasaklamaya çalıştılar. Bu İstanbul Barosu’nun önüne konuldu.  O günkü baro yönetimi bize karşı olan avukat arkadaşlardan oluşuyordu. Baronun savunma hakkını savunması önemliydi. İstanbul Barosu yasaklamazsa Adalet Bakanlığı yasaklar deniyordu. Biz bize karşı yönetimin disiplin kurulunun önünde inanılmaz bir savunma yaptık. ‘Siz reddedin onlar yasaklasın İstanbul Barosu’nun üstünde böyle bir leke kalmasın’ dedik. Disiplin kurulu ‘Bu hukuku aykırıdır’ diyerek yasaklama isteğini reddetti. Dosyalarımız Adalet Bakanlığı’na gönderildi işten yasaklama kararı bekleniyordu. Arkadaşım Uğur Mumcu beni Ankara’ya gittiğimde restorana götürdü. Başka masada Adalet Bakanı vardı, Uğur beni bakana takdim etti. Bende uyarıcı olsun diye ‘Hani şu masanızın üstünde yasaklanması beklenen avukatlardan biriyim’ dedim. Adalet Bakanı ‘Sayın Kazan bilginiz olsun o dosyalar imzalanmayacak’ dedi. Baronunun bu duruşu, Adalet Bakanı’nı yasaklamayı uygulamamaya zorladı.’’

Bu siyasal iktidarın susturma projesidir. Bu proje Metin Feyzioğlu’nu yeniden TBB’ne seçtirebilme imkanını yaratma projesidir

Temsilde adalet konusunun 1996 yılında da dile getirildiğini vurgulayan Kazan, ‘’ O zaman şiddetle karşı durduk. Bugün bir metin yok onların kafalarındaki arayışlara göre değerlendirme yapıyoruz. Temsilde adaleti sağlıyoruz diyerek Türkiye Barolar Birliği’ni siyasal iktidarın emrine sokacak bir yapıya dönüştürmek istiyorlar. Bir çeşit Ankara, İstanbul ve Mersin Belediye Meclislerinde yaşananlar gibi elleri kolları bağlansın hiçbir adım atamasınlar istiyorlar. Madem temsilde adalet buysa yüzde 50 oy alanların hükümetin yer almasını istemiyorsunuz. Bu siyasal iktidarın susturma projesidir. Bu proje Metin Feyzioğlu’nu yeniden TBB’ne seçtirebilme imkanını yaratma projesidir. İsteyen kendi barosunu kurar söylemi bir deli saçmasıdır. Bunu kabul etmek Türkiye’yi tüm dünyada zor duruma sokar ve ayıplanır’’ diye konuştu. 

Yüksek İstişare Kurulu Üyeleri Türkiye’yi rezil edecek bu girişime dur demelidir

Kazan, tarihten bir saptamayı da günümüze şöyle aktardı:

‘’Celalettin Arif Bey, 1914-1920’li tarihlerde İstanbul’daki avukatlar meclisi başkanıydı.İstanbul’daki seçimde son Osmanlı Mebusan Meclisi’nin başkanı oldu. İngilizler meclisi basınca, meclis tatil edildi. Vahdettin’de meclisi fes edince, Cellaettin Arif bey Anadolu’ya geçti. Mustafa Kemal özel olarak Celalettin Arif Bey karşıladı. Mustafa Kemal 24 Nisan toplantısında 110 oyla birinci başkan, Celalettin Arif Bey 109 oyla ikinci başkan seçildi. Bir başka örnek ise İstanbul barosuna hilafetçi Lütfi Fikri seçilmişti. Mustafa Kemal konuşmasında Cumhuriyetin yeni hukuk düzeninde hilafetçi bir başkan seçilmesini eleştirmişti ama baroyu lağvetmek gibi bir şey düşünülmedi. Bugün ise nasıl bir ayıpla karşı karşıya olduğumuz ortadadır.’’

Kazan, Anayasanın 135. Maddesi’ne çok açık bir şekilde aykırı olan bu yaklaşıma karşı Yüksek İstişare Kurulu Üyelerini göreve çağırdı.

Kazan ‘’Bu üyelerin İsmail Kahraman hariç tamamı hukukçu ve avukattır. Türkiye’yi dünyada rezil edecek bu girişime karşı onları göreve çağırıyorum’’ dedi.

Avukat Nurten Çağlar, ‘’Meslek odalarının anayasada düzenlenmiş olması nedeniyle çoklu meslek odasının kurulmuş olması olanaklı değil.  Anayasa yürürlükte olduğu sürece meslek odalarına kayıt zorunluluğunu da ortadan kaldıramaz. Olayın siyasi ve susturma boyutu vardır. Öte yandan meslek alanlarının talana açılmasını atlamamak lazım. Hizmetlerin serbest dolaşımında bir takım kayıtlar var. Düzenlenmiş meslek grupları, barolar, tabipler, mimarlar ve mühendislerde sorun alanları var. Bu mesleklerin talana açılmasını atlamayalım. Etkisiz meslek odası isteminin bir nedeni de küresel sermayenin bizim gibi ülkelerde serbest hizmet dolaşımını sağlayarak tümüyle buraların da talana açılması istenmektedir. Güçsüz bir ülkede ve güçsüz bir meslek odalarının olduğu bir ülkede birçok alanda hizmet özelleştirilmiş durumda. Bu noktalar göz ardı edilmemeli ve meslek mensuplarına temsilde demokrasi denilip neler kaybedeceği açıklanmalı. Mimarlık ve mühendislik hizmetleri 200 küresel şirketin elindedir. Bu 200 küresel şirketin yüzde 35’i Amerikalı, yüzde 36’sı Avrupalıdır. Diğerleri de Çin, Hindistan ve Japonya’dan oluşmaktadır’’ değerlendirmesinde bulundu.

Hukuksal ihtiyaçlardan değil siyasal ihtiyaçlardan kaynaklı bir kanun değişikliği girişimidir

Avukat Gökçe Bolat ise şunları kaydetti.

‘’Pandemi süreci dünyadaki otoriteleşme eğilimini daha görünür kıldı. Geçtiğimiz günlerde Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas, koronavirüs salgınının dünya genelinde insan hakları için dramatik sonuçları olduğunu söyledi. Almanya Dışişleri Bakanı, koronavirüs kisvesi altında otoriter eğilimlerin güçlenmesine örnek olarak Türkiye, Rusya, Venezuela, İran ve Çin'de gazetecilere yönelik baskıcı uygulamaları göstermiş, Rusya'da ölüm tehditleri ve cezai soruşturmalara, Venezuela ve İran'daki tutuklamalara, Türkiye'deki gözdağı verme girişimlerine ve Çin'de sınır dışı edilen, tutuklanan ve ortadan kaybolan gazetecilere dikkat çekmişti. Çok ciddi bir hukuksal krize işaret etmişti. Bu gidişat hepimizi kaygılandırıyor. 2008 yılında mimarlık hakkında kanun taslağı gündemdeydi ve çok yoğun bir şekilde tartışılıyordu. Yine seçim sistemleriyle uğraşılıyordu il odacılığı tartışması ortaya atılmıştı. Sermaye birikiminin tamamlanmadığı yerlere de bu hizmetlerin dolaşımıyla ilgili mimarlık hakkındaki kanununda da maddeler öngörülmüştü. Sonrasın da biz bunun neticelenmediğini gördük ama 2008 yılında başka bir kanun değişikliği yapıldı. Türkiye Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliği(TÜRMOB) Kanunu’nda değişiklik yapıldı ve seçim sistemleri değiştirilip nispi temsil sistemi uygulandı. Geçtiğimiz hafta TÜRMOB Başkanı Emre Kartaloğlu, TÜRMOB’da 12 yıldır uygulanan nispi temsil sistemini bir gazetede değerlendirdi. Sorunlardan bahsetti karar alma süreçlerinin tıkandığını, bu sistemin bugüne kadar sorun ve sıkıntıdan başka mesleklerine en küçük bir katkı sağlamadığını dile getirdi. 2009 yılında Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanlığı döneminde bir Devlet Denetleme Raporu yayınlandı. Bu raporda, ağır ciddi suçlamalara da yer verildi. Meslek kuruluşlarının kendilerine çizilen çerçevenin dışına çıktığı ve ideolojik politik organizasyonlar gibi hareket ettiklerini ifade ettiler. Bu raporla hizaya sokma girişiminin başlayacağını fark etmiştik. 2013 yılında TMMOB’a bağlı 11 oda üzerinde idari ve mali denetim yetkisini Çevre Şehircilik Bakanlığı’na verildi. Bu dava konusu oldu. Bu süreç devam ederken idari ve mali denetimde yapılmaya çalışıldı ama buradan bir malzeme çıkmadı. Hükümet her defasında yeni atakla geldi. Bu ise hukuksal ihtiyaçlardan değil siyasal ihtiyaçlardan kaynaklı bir kanun değişikliği girişimidir. Meslek odaları ülkemizin her bir metrekaresine sahip çıktılar. Tarım arazisinden deresine, suyuna, Cumhuriyet değerlerine sahip çıktılar. İnsan hakları ihlallerine karşı susmadılar. Susmadıkları gibi de linç kampanyalarına rağmen avaz avaz bağırdılar. Hukuksal, bilimsel ve teknik bilgilerini toplumla buluşturdular. Sonuna kadar mücadele edeceğiz.’’

Avukat Revşan Deniz Çobanoğlu da, ‘’Anayasa Mahkemesi ve AİHM kararlarında demokratik toplum, açık fikirliliğin çoğulculuğun ve hoşgörünün olduğu toplumlar olarak tanımlanır. Ancak bugün gelinen noktada çoğulcu barolar ve il odacılığından bahsediliyor. Tamamen bir yanlış anlaşılmayla karşı karşıyayız. AİHM ve Anayasa Mahkemesi kavramlarından uzaklaşmış bulunmaktayız. Meslek Odaları demokrasinin ön koşuludur. Hak arayışımıza dayanışmayla devam edeceğiz’’ dedi.

TMMOB Mimarlar Odası Ankara Şubesi Basın Birimi

 

Bilgisayarınıza veya akıllı telefonunuza Zoom uygulamasını indirdikten sonra, sunumlara aşağıdaki linklere tıklayıp, bilgileri girerek kayıt yaptırabilirsiniz, katılım 100 kişi ile sınırlıdır. Kaydınız onaylandıktan sonra sunum saatinde linke tıklayarak katılabilirsiniz. 

 

19 Mayıs 2020 Salı saat:14.00 Hukukçular Meslek Odaları Yasa Taslağını Değerlendiriyor.Zoom Online Etkinliği kayıt için:

 

https://us02web.zoom.us/webinar/register/WN_WoghX_WiQYuyKWGFXoZdSw 

 

 

TMMOB Mimarlar Odası Ankara Şubesi online etkinlikleri kuralları :
Online toplantılarda, toplantıya katılan katılımcı sessize alınır.  
Açılış Mimarlar Odası Ankara Şubesi  tarafından yapılır
Açılıştan sonra söz konuk konuşmacıya verilir.
Konuk konuşmacı sunumunu tamamladıktan sonra katılımcılar söz alarak soru sorabilirler.
Mimarlar Odası Ankara Şubesi'nin bilgisi ve izni dışında toplantı kayıt altına alınamaz, yaygınlaştırılamaz.

 

Anlayışınız için teşekkür ederiz.

Okunma Sayisi : 66
Adres : Konur Sokak 4/3 06650 Yenişehir / Ankara • E-posta : info@mimarlarodasiankara.org
Telefon : 0 312 4178665 • Faks : 0 312 4171804 • GSM Santral : 0 533 4777967
Son Güncelleme : 02.06.2020 - 14:58:56
Şu an 133 kişi online | Hukuki Şartlar ve Gizlilik Hakları