Üye Bilgileri.

size uygun bölümden devam ediniz.

sitemizdeki online işlemlerden yararlanabilmek için kayıt olup parolanızla giriş yapmanız gerekmektedir.
Daha önce insan kaynakları için bir parola aldıysanız o parolayı kullanabilirsiniz.

Henüz üye değilmisiniz? Yeni kayıt!

Detaylı Arama.

size uygun bölümden devam ediniz.

site içerisindeki tüm içerikte arama yapılmaktadır. birden fazla kelime aratabilirsiniz.


25 50 75 100

Yayınlanma Tarihine Göre
Eklenme Tarihine Göre
Başlığa Göre
Okunma Sayısına Göre

Başlıkta Açıklamada İçerikte

Aynen girildiği gibi
Kelimelerin hepsi
Kelimelerden herhangi biri
ODA ÇALIŞMALAR KENT GÜNDEMI MESLEKI UYGULAMA YAYIN ÜYELER EĞITIMLER ONLINE İŞL.
23 Mart 2019

Vedat Dalokay, toplumcu belediyecilik paneliyle anıldı

Vedat Dalokay’dan günümüze toplumu belediyecilik masaya yatırıldı

Mimarlar Odası Ankara Şubesi, Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanlığı, Mimarlar Odası Genel Sekreterliği ve 1973-1977 yılları arasında Ankara Belediye Başkanlığı yapmış Vedat Dalokay'ı vefatının 28. yılında, ailesi, dostları ve yol arkadaşlarıyla andı. Anma programı Dalokay'ın ölüm yıl dönümünde mezarlık ziyareti ile başladı. Program Cer Modern’de gerçekleşen "Dalokay'dan Geleceğe Toplumcu Belediyecilik" paneliyle devam etti.

Moderatörlüğünü Prof. Dr. Ruşen Keleş'in yaptığı  panele Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen, CHP Fındıklı Belediye Başkan Adayı Ercüment Çervatoğlu, Mimar Aydan Erim ve Ankara Büyükşehir Eski Belediye Başkanı Murat Karayalçın konuşmacı olarak katıldı.

Paneli Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş  Candan, Mimarlar Odası Ankara Şube Başkan Yardımcısı Ali Atakan, Mimarlar Odası Ankara Şube Sekreteri Nihal Evirgen, Mimarlar Odası Ankara Şube Yönetim Kurulu Üyeleri Muteber Osmanpaşaoğlu, Ünal Kara, Tuğba Arslan Konak, Mimarlar Odası Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Ali Hakkan, önceki dönem CHP Milletvekilleri Birgen Keleş, Ayşe Gülsün Bilgehan, HDP Milletvekili Filiz Kerestecioğlu, Çağdaş Gazeteciler Derneği Eski Başkanı Tevfik Kızgınkaya, Ankara’daki İstanbul Teknik Üniversiteliler Birliği Başkanı Ş. Serap Çatalpınar, Ankara Tabip Odası Yönetim Kurulu Üyesi Arif Müezzinoğlu, çok sayıda mimar ve vatandaş ta izledi.

Dalokay bizim için unutulmaması ve okutulması gereken önemli bir değerdir

Panelin açılış konuşmasını yapan Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan, şunları söyledi:

“Türkiye önümüzdeki hafta  yerel seçim süreci yaşayacak ve çok zorlu koşullardan geçtiğimiz bu dönemde Vedat Dalokay, Erol Köse ve Ahmet İsvan, Fikri Sönmez ile birlikte toplumcu belediyeciliğin önderliğini yapmıştır. Onları Murat Karayalçın, Ali Dinçer, Yılmaz Büyükerşen, Fatih Mehmet Maçoğlu izlemiştir. Vedat Dalokay, Mimarlar Odası ortamlarına emek vermiş, örgütümüzün mutfağından en üst noktasına kadar görev almıştır. Mimarlığın yaratıcılığını ve dönüştürücü gücünü yerel yönetimlere taşıyan birisi olması açısından da bizim için oldukça önemlidir. 1973-1977 yıllarında tam da 68 ruhunun 70’lere yansıdığı bir dönemde Ankara Belediye Başkanı olarak önemli bir görev üstlendi. Projelerinin engellenmesi için Milliyetçi Cephe Hükümeti döneminde davalar açılan bir süreçte yaratıcılığını yerel yönetimlere yansıtan önemli bir isimdi. Sıhhiye’de Hitit Heykeli’nin varlığı, hepimizin için simgesel ve önemlidir. Vedat Dalokay’ın hayatını okurken Hitit Heykeli’nin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha anladım. Çünkü Hitit Heykeli Milliyetçi Cephe Hükümeti’nin olduğu zor bir dönemde, bir belediye başkanının yaratıcılığının ve direnişinin öyküsüdür. Dönem dönem Hitit Heykeli’nin taşınması da gündemdeyken, Anadolu uygarlığının bir direniş anıtına dönüştüğü bu anıta gözümüz gibi bakmalıyız. Ankara Valisi o dönemde ‘Ankara’nın merkezine put yapacaklar’ diyerek dava açıyor. Tüm bunlar devam ederken Hitit Heykeli’ni yapmak üzere işçiler, Sıhhiye Meydanı’na giderken, Ankara Valisi Vedat Dalokay’a ve işçilere olmayan bir yaya geçidinden geçtikleri ve trafiği engelledikleri için defalarca kez ceza kesiyorlar. Dalokay da bütün trafik polislerine çime bastıkları için defalarca kez ceza kesiyor. Böyle bir karşılıklı mücadele sürecinde Hitit Heykeli, Vedat Dalokay, belediye yetkilileri ve bazı CHP milletvekillerinin nöbet tuttuğu bir süreçten geçerek  tamamlanıyor. Bu yapım süreci anıtın kendisi kadar hepimiz için çok değerli. 31 Mart yerel seçimlerine giderken iktidar o kadar açık şekilde tehdit ediyor ki, adaylar idari olarak kayyumlarla, mali olarak Cumhurbaşkanın onayına bağlı ve bütçelerinin kontrolünün hazine tarafından denetlendiği bir süreçle karşı karşıyalar. Fiziksel planlama süreçlerine baktığımızda, iktidarın istediği projelerin hayata geçirmesi ve istediği projeleri engellenmesi konusunda da bir keyfilik söz konusu. Tam da böylesi bir süreçte yerel yönetim seçimlerine giderken Vedat Dalokay’ın yaratıcılığı ve direnişçi belediyeciliği bugünlere yol gösteriyor. Vedat Dalokay mimarlık ortamının toplu hizmetinde mimarlık için yaratığı bütün değerleri ve mücadele geleneğini yerel yönetimlere taşıyarak, halkçı belediyeciliği, tüm riskleri alarak hayata geçirmiştir. Bu unutulmaması ve ders olarak okutulması gereken önemli bir değerdir. Cumhuriyet’in başkenti Ankara’da bir direniş ve bir belediyecilik nasıl yapılır? ya da o yaratıcı zekasıyla ABD Büyükelçiliği’nin duvarını yıkarken yanlışlıkla yaptık diyecek kadar pratik zekası  , Mimarlar Odası’nın AOÇ ve Kaçak Saray’da sürdürdüğü  mücadelenin yaratıcılığı ile o geleneğin izlerini taşıyor.  Vedat Dalokay,ranta karşı sermayenin değil halkın yanında yer almış, yaratıcı, zor koşullarda nasıl hizmet yapılırın uygulayıcısı olmuştur.Onu aklımızın köşesinden, tarihimizin sayfalarından ve yüreğimizden eksik etmeyelim.”

Ben bu kentin anasıyım derken sevgi ve şevkatini ondan esirgememiştir

Daha sonra oğlu Hakan Dalokay, Vedat Dalokay’ın hayatına ve mimarlığına ilişkin bir sunum gösterdi.

Mimar Hakan Dalokay, şöyle konuştu:

“Bir mimar olarak Vedat Dalokay ile birçok proje yarışmasına katılma fırsatım oldu. Kendisinin inanılmaz heyacanlı azimli ve çalışkan bir yaklaşımı vardı. Günlerce sabahlara kadar çalışırdık ben ilham gelsin de birşeyler çizmeye başlayım diye düşünürken o hemen çalışmaya ve çizmeye başlardı. Şaşkın şaşkın bakardım o ise ‘İlham sana ilham vermediğini düşündüğün konuya çalışmaya başladıktan sonra gelir. Çünkü oğlum ilham her yerdedir’ derdi. Yaratıcılığın zihinle değil bedenle ve bedenin gerçekleştirdiği eylemle ilgili olduğunu ilk ondan işittim. Zihin sonradan bir sürü yeni fikirle çıkıp geliyor inanın Bunu da babamdan öğrendim. Bir kentin belediye başkanı olmak büyük bir cesaret ve sorumluluk ister ama bir kentin anasıyım demek için sevgi ve şevkat te gereklidir. Korkusuz olmak gerekir korkusuz olmakla cesur olmak arasında büyük bir fark var. Cesur olmak demek hala bir korkuyu bastırmaya onu yenmeye çalışmak demektir yani içinizde bir savaş vardır. Korkusuz olmak ise çok farklıdır sadece sakin bir odaklanmadır. Sıradan bir insanla bir savaşçı ruh arasındaki tek fark budur. Savaşçı odaklanmayı bilir evrenle rahat bir bağlantı içindedir ve yaşamın mucizevi olduğunun farkındadır onu hisseder. Vedat Dalokay  ben bu kentin anasıyım derken sevgi ve şevkatini ondan esirgememiştir. Karanlık günlerde ne valinin görevden almasından, ne de beş suçsuz genci idam eden İspanya Büyükelçiliği’nin suyunu ve elektriğini keserken Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde yargılanırken korkmuştur. Ona göre karanlık nedir ki sadece ışığın yokluğudur. Korku o da benzer bir şey. Korku da sevginin yokluğudur. Ankara’nın Ankaralılar’ın sevgisi ona bu yaşam mücadelesinde yetmiştir. Işıklar içinde uyu sevgili babam, başkan Vedat Dalokay ve bu kentin anası.”

Kızı Gözde Dalokay ise, ‘’ Vedat Dalokay’ bir mimar, bir siyasetçi ama  benim için en önemlisi bir baba. Babamın renkli kişiliği ve hayat görüşü çok değerliydi benim için hatıralarıyla bizimle sonsuza kadar yaşayacak” dedi.

İnatçı hatta iflah olmaz bir modernistti

Prof. Dr. Celal Abdi Güzer, Dalokay’ın mimarlığını anlattı.  Güzer şöyle devam etti:

“Dalokay’a özgü mimarlık yaşamını üç noktada toplamak mümkün. Dolakay,  mimarlıkla kentsel mimarlıkla, kenti anlamakla ve kent için bir şeyler yapmakla tanıştı. Yapı ölçeğine geldiğimizde inatçı hatta iflah olmaz bir modernist vardır. Detay ölçeğinde sanatçı kişiliğinin, kimliğinin çok referanslı arayışlarının yansıması izliyoruz. Eserlerinde çok basit bir yazının grafiğinden nasıl kentsel bir işaret olan bir anıt üretebileceğini, sadece ışıkla oynayarak mekanda çok dramatik öğeler yaratılabileceğini, geleneksel öğelerin çok soyut ifade edilebileceğini büyük heyecanla gözleme şansım oldu. Ankara nitelikli bir şehir değil sanatla da buluşan bir kent haline geldi.  Onun için yeşil alanların sürekliliğini önemliydi. Çok kültürlülüğün ve çok katmanlılığın devlet adamlığını ve yöneticiliğini nasıl geliştirdiğini görüyoruz. Bugün en çok ihtiyacımız olan açık fikirli farklı kültürden –beslenen ve bir eleştirel süzgeçten geçerek yeniden üreten kişilerdir. Bu konuda rol model olan insanlardan bir tanesiydi.”

Dalokay’ın evladı olmak müthiş bir şey

Sibel Dalokay da, düzenledikleri anma paneli nedeniyle Mimarlar Odası Ankara Şubesi’ne teşekkür ederek, “Babam bir mimar bir siyaset adamı bir yazar bir ressam bir lider ve müthiş bir babaydı ve kendisini şöyle tanımlardı. ‘Şimdi ben beş çocuk babası yani toprağa karım da dahil 14 ayakla basan babayım.  Evimin her odasında ilkokuldan üniversiteye kadar devam eden çocuklarımın sesi gelir. Her çocuğum doğduğunda ben de yeniden doğdum. Beş kere doğdum beş kere daha ilkokula gittim. Müthiş bir şey çok çocuklu olmak’’

Sibel Dalokay,  ‘’Müthiş bir şey Dalokay’ın evladı olmak” dedi.

Konuşmalarından ardından  anma "Dalokay'dan Geleceğe Toplumcu Belediyecilik" paneliyle devam etti. Moderatörlüğünü Prof. Dr. Ruşen Keleş'in yaptığı  panele Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen, CHP Fındıklı Belediye Başkan Adayı Ercüment Çervatoğlu, Mimar Aydan Erim ve Ankara Büyükşehir Eski Belediye Başkanı Murat Karayalçın konuşmacı olarak katıldı.



Prof. Dr. Ruşen Keleş, “ Vedat Dalokay’ı profesör olduğum ilk yıllarda tanıdım. Mimarlar Odası’nın yönetimde çok başarılı çalışmalar yaptığına ilişkin gözlemler çok yaygındı ve çok saygın bir insandı. Kimliğini kentiyle özdeşleştirmiş olan bu nedenle de kendisine ‘06 Dalokay’ ismi verilmiş bir arkadaşımızdı. Mimar olarak kent sorunlarına kentleşmeye ilgi duyan bir aydın olarak düşüncelerini mesleki çalışmalarına yansıtmayı başarmış bir kişidir” dedi.

Nazım Hikmet’in mezarına Deniz Gezmiş’in mezarından toprak taşıdı

Murat  Karayalçın’da  Vedat Dalokay’ın göreve geldiği belediye yönetiminin koşullarıyla bugünün belediyeciliği  arasında çok önemli farklılıklar olduğunu vurgulayarak, o dönemi şöyle tarifledi:

“1970’li yıllardaki belediyelerin parası yok, kaynağı kıt, kıt olan kaynağın çok büyük bir bölümü de merkezden geliyor. Belediyelerinin kendi kararlarıyla olanak yaratmaları mümkün değil. Belediyelerin merkezi yönetimden kaynak almaları gerekiyor. Atamaların merkezi yönetim tarafından onaylanması zorunluluğu var. Belediyenin bütçesini valinin onaylaması gerekiyor. Dalokay, Ahmet  İsvan ve Erol Köse siyasi çizgilerinde bunlarla mücadele etti. Askeri darbenin ardından yeni döneme girdiğinde değişik tarihlerde belediyeler belli kazanımlar elde etti. 1973 yılında Türkiye’nin belediye yönetimlerinin başına solcular geldi. Dalokay hem söylem ve ölçek değişikliğinin öncü isimlerindendi.  Zaman zaman belediye kentin anasıdır. Zaman zaman belediye başkanı kentin anasıdır diyordu. Çevreden merkeze söylemi gecekonduların hizmet alması için ortaya koyduğu bir söylemdi. Dalokay siyaset alanında da çok farklı şeyler yaptı. Nazım Hikmet’in mezarına Deniz Gezmiş’in mezarından toprak taşıdı. Beş Basklı eylemcinin idamı nedeniyle Ankara’yı ayağa kaldırdı, İspanya Büyükelçiliği’nin elektriğini ve suyunu kesti ve yargılandı ve yargılanmasında çok etkili bir savunma yapmıştı. Kentin kimliği ile ilgili daha sonra çok tartışma konusu olan Hitit Güneşi örneği verilirdi. Kendisine ‘göbek vedat’ lakabının takılmasına neden olan kent vitrini açısından göbek uygulamaları da önem taşıyordu.”

Her Ankaralı’nın Hitit Güneş Kursu’nu savunması gerekmektedir. Bu aslında Anadolu uygarlıklarının savunmasıdır

Karayalçın, Hitit Anıtı tartışmalarına ilişkin ise, “Bu toprakların son siyasi birliğini simgeleyen, Türkiye Cumhuriyetinin başkentinde Hitit Güneşi’nin kullanılması çok çarpıcı bir anlayışın ifadesidir. Yalnızca bir dönemden kaldığı için değil bana göre uygar olan Anadolu uygarlıklarına inanan her Ankaralı’nın Hitit Güneş Kursu’nu savunması gerekmektedir. Bu aslında Anadolu uygarlıklarının savunmasıdır” görüşünü bildirdi.

Daha sonra Vedat Dalokay ve Uğur Mumcu ile ilgili hüzünlü bir anısını paylaştı.

Toplumcu belediyecilik ilhamını Dalokay’dan aldım

Eskişehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen ise şunları söyledi:

“Vedat Dalokayla benim aramda 10 yaş var. Dalokay’la hiç yüz yüze gelmedim. Dalokay’la bazı noktalarda benzerliklerimiz var.  Belediye başkanlığı sırasında Dalokay’a devlet hiç yardım etmedi. El hak bana da 20 yıldır hiç yardım etmedi.  Meşhur Hitit heykeli meselesi. Son günlerde liderlerin  hareket diyaloğuna dönüşen söz düellosunu göz önüne aldığımızda bundan üç hafta önce Eskişehir’de bir Ulus Anıtı diktik. Anıtta Cumhuriyet devrimleri kolonlarda ifade ediliyor. Anıtın en üstünde Mustafa Kemal Atatürk elinde dürbünle batıya doğru bakıyor. Alt kaidesi kuzey güney doğu batı ayrılmış durumda o kısımlarda da atlı heykeller var. Birisi Atatürk, bir diğeri Osman Gazi, öbür tarafta da bir tarafta Fatih Sultan Mehmet, diğer tarafta da Kanuni Sultan Süleyman var. Yani bir Ulus yapısını sembolize etmek istedik aslında Türk ulusunun beka sorunu olmadığını böylesine tarihi bir ulus olduğunu sembolize edelim ve gelecek kuşaklara aktaralım dedik . 9,10 metre yüksekliğinde bir anıt.  O anıtta benim kuruluşunda ve rektörlüğünü yaptığım sonradan ayrı bir üniversite olan, üniversitenin rektörü öğrencilere anıtın dronla tepeden resmini çektiriyor ondan sonrada bütün gazetelere, seçim mücadelesi yaptığım siyasetçilere ‘Büyükerşen’in diktiği anıtta haç işareti var’ diyor. Önemli değil. Sayın Dalokay’ın da Hitit Heykeli meselesinde neler başına geldiğini biliyoruz. Toplumcu belediyecilik ilhamını Dalokay’dan aldım. Köylerde sosyal belediyecilik nasıl yapılır onu örneğini vermeye çalışıyorum. Bizim idolümüzdür bundan sonra da idolümüz olarak devam edecektir.’’

Büyükerşen daha sonra Eskişehir’de yaptıkları toplumcu belediyecilik örneklerini ve yapmak istedikleri projeleri sıraladı.

Yaşam alanlarını savunmak toplumcu belediyeciliğin olmazsa olmazlarındandır

CHP Fındıklı Belediye Başkan Adayı Ercüment Çervatoğlu toplumcu belediyeciliğin duayenleri ve hocaların hocası Prof. Dr. Ruşen Keleşle birlikte bir panelde yer almaktan büyük heyecan duyduğunu belirtirken, Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı ve 30 yıllık yoldaşım Tezcan Karakuş Candan’a , ‘’Ben bu duayenlerin arasında ne diyebilirim? Eyvah ben yandım’’  diye sorduğumda  ‘Bıraktığınız yerden devam edeceğim’ dersin dedi. Tabi ki bu deneyimler benim için bir yol gösterici ve bu fikirleri onurla taşıyacağım.  Vedat Dalokay’ın Hitit heykeli için direndiği bir dönemden bugünlere baktığımızda , belediyecilik  sadece yol su altyapı değil, aynı zamanda yaşam alanlarını savunmak için bir direniştir. Belediyecilik Fındıklı halkının HES’lere karşı verdiği mücadelenin yanında yer almaktır. Onların selamı ile sözlerime başlamak istiyorum. Toplumcu belediyecilik yaşam alanlarını savunmaktır. Halkımız Fındıklı’da bir tarih yazmıştır. Dereler kurutularak köylü yok edilmeye çalışılmıştır.  Toplumcu belediyecilik Vedat Dalokay’ların, Fikri Sönmez’lerin, Ali Dinçer’lerin halkçı belediyeciliğin mirası ile yaşam alanlarımızı savunmaktan geçiyor. Köylüye dokunmak lazım. Ama köylünün yaşam kalitesini düşürmek için Fındıklı’da birçok proje yapılıyor. Bunlardan bir tanesi de Çaykur Varlık fonuna devredilmeye ve özelleştirilmeye çalışılıyor. Dünden aldığımız miras Çaykur’un özelleştirilmesine karşı çıkmak olacaktır.  Bir belediyenin yapması gereken hizmetleri yapacağız ama gerçekte biz hizmeti nasıl yapacağımız anlayışını, yönetim anlayışını değiştirmek istiyoruz. Bütün renklerin ifade edilebilir noktaya gelmesi için çalışacağız Katılımcı ve halkçı belediyecilik diyoruz” diye konuştu.

Daha sonra Fındıklı’da gerçekleştirmek istedikleri projeleri sıralayarak,  “Yaşam alanlarını savunmak toplumcu belediyeciliğin olmazsa olmazlarındandır. Sadece kenti bir rant olarak gören değil bütün rantları demokratik planlamayla yok sayan bir anlayış hakim olmalı” dedi.

Dalokay belediye başkanlığına Mimarlar Odası’nın karizmatik savaşçılarından biri olarak geldi

Prof. Dr. Aydan Erim da 1970’lerdeki belediyeciliğe ilişkin şu değerlendirmede bulundu:

“Çalışma yaşamımda epey şanslı belediyecilik deneyimlerim oldu. Harika başkanlarla çalıştım. Vedat Dalokay Ankara’da belediye başkanıyken ben Erol Köse’nin danışmanıydım. Karayalçın sayesinde belediye meclis üyeliği yaptım. Ama en keyiflisi bizim yenilikçi belediyecilik yaptığımız 70’lerdeki hareketti. Dalokay 70’lerde başkan olduğunda Türkiye’de pipolu, fularlı biraz monşer bir mimar imajı vardı. Dalokay öyle bir mimar imajıyla gelmedi. Başarılı bir mimardı o Mimarlar Odası’nın karizmatik savaşçılarından biri olarak geldi. Bu öykü 46’lık bir öykü dolayısıyla bazı insanlara biraz masal olarak geliyor. 70’li yıllar ekonomik ve siyasi olarak zor yıllardı bir askeri muhtıra ile başladı bir askeri müdahale ile bitti. 10 yıllık sürece 13 hükümet kuruldu. 4 tanesi koalisyon hükümetleriydi.  Toplumcu belediyecilik hareketi bütün bu kışkırtmanın içinde bir direnme olarak alternatif arayışı olarak kendine bu ortamı uygun buldu. Aynı zamanda 70’ler Türkiye’de belediyecilik tarihinde iz bırakan bir dönem oldu. Yenilikçi, demokratik ya da toplumcu belediyecilik hareketi dedik. O yıllarda ülke nüfusu bugünkü İstanbul’un iki katı kadardı.  Erim o dönem ki belediyecilik anlayışını ve belediye yönetimlerin karşılaştıkları sıralarken, 1973’te Dalokay belediye başkanı olduğunda 46 yaşındaydı elindeki en güçlü yasal araç olan belediyeler kanunu o üç yaşındayken çıkmıştı. Çıktığı için belki ilericiydi, bir nevi kullanma kılavuzu gibi bir yasaydı. Büyükşehir kavramı ortada yoktu.  Kendi siyasi temeli belediyelerin çok huzurlu değildi. Yenilikçi belediyecilik çok zorlu bir dönemde ilerici bir atılım olarak ortaya çıktı. ODTÜ’de bu arada müthiş bir kıyım yaşanıyor ve çoğunluğu mimarlık fakültesindeki hocaların işine son veriliyordu. Kocaeli, İstanbul ve Ankara Belediyesi bu hocalara sahip çıktı ve küçük yerlerden büyük fikirler çıkmaya başladı.  Sistem oluşsa başkanlar projelerini tamamlamak için bir dönem daha başkan olmam gerekir diye düşünmeleri gerekmez sistem işler.  Seçimler arifesinde  bu metropol büyükşehir belediyeler sorununa gelecek olursak, yasanın uygulanmasına bir önceki seçim öncesinde başlandı. CHP yasa çıktığında çok şiddetle karşı çıktı. Bu seçimlere giderken bas bas kamuoyuna anlatılması gereken bu konu bu dönemde neden yapılmıyor bilmiyorum.”

TMMOB Mimarlar Odası Ankara Şubesi Basın Birimi






Okunma Sayisi : 1204
Adres : Konur Sokak 4/3 06650 Yenişehir / Ankara • E-posta : info@mimarlarodasiankara.org
Telefon : 0 312 4178665 • Faks : 0 312 4171804 • GSM Santral : 0 533 4777967
Son Güncelleme : 19.09.2019 - 15:44:49
Şu an 57 kişi online | Hukuki Şartlar ve Gizlilik Hakları