Üye Bilgileri.

size uygun bölümden devam ediniz.

sitemizdeki online işlemlerden yararlanabilmek için kayıt olup parolanızla giriş yapmanız gerekmektedir.
Daha önce insan kaynakları için bir parola aldıysanız o parolayı kullanabilirsiniz.

Henüz üye değilmisiniz? Yeni kayıt!

Detaylı Arama.

size uygun bölümden devam ediniz.

site içerisindeki tüm içerikte arama yapılmaktadır. birden fazla kelime aratabilirsiniz.


25 50 75 100

Yayınlanma Tarihine Göre
Eklenme Tarihine Göre
Başlığa Göre
Okunma Sayısına Göre

Başlıkta Açıklamada İçerikte

Aynen girildiği gibi
Kelimelerin hepsi
Kelimelerden herhangi biri
ODA ÇALIŞMALAR KENT GÜNDEMI MESLEKI UYGULAMA YAYIN ÜYELER EĞITIMLER ONLINE İŞL.

BİNA KİMLİKLERİ SÖYLEŞİLERİ 1

ANKARA GAR KOMPLEKSİ

Cumhuriyet’in mimarlık mirasını üç ayrı sergide(1923-1933 arası 1.Etap 1933-1950 arası 2.etap ve 1950-1980 arası 3.etap) toplayan Bina Kimlikleri ve Envanteri Projesi söyleşilerle çalışma alanını genişletmeye devam ediyor. Bina Kimlikleri Söyleşileri’nin ilki, Ankara Gar Kompleksi üzerine, 19 Mart 2009 Perşembe günü 18.30’da gerçekleştirildi.

Söyleşi, Oturum başkanı mimar, öğretim üyesi Üstün Alsaç’ın garda yaşadığı çocukluk heyecanlarını anlatmasıyla başladı. Konuşmasının devamında Sayın Alsaç istasyon binasının bugünde ihtiyaçlara karşılık verebildiğine ve AŞTİ’nin kargaşasından uzak olduğuna değindi. Söyleşi, ODTÜ Mimarlık Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yıldırım Yavuz’un Gar Binası’nın tarihini, bugünün ve geçmişin siyasi konjonktürü içinde değerlendirdiği konuşması ile devam etti. Öncelikle yeni bir ülkenin, yeni bir Cumhuriyetin,mimari mirası olarak tasarlanan bu yapıların, ulusal miras olarak saklanmasına olanak kalmadığını son yıllarda yönetimlerin yaptığı akıl almaz değişikliklerle örnekledi ve binanın yapım sürecini aktardı.

 

1934 yılı kasım ayı içinde dönemin Bayındırlık Bakanlığı gar binası yapımının kararını alır. 19. yüzyılın sonlarında inşa edilmiş olan eski istasyon binası yeni kurulan ve modernleşme projesinin simgesi haline gelmiş olan Ankara için yeterli değildir artık. Başkentin ihtiyaç duyduğu gar, modern toplumun ulaşım olanaklarını karşılayacak ve aynı zamanda Başkent’e giriş kapısı niteliğinde tasarlanacak bir komplekstir. Yabancı bir mimar yerine ülkenin bir mimarının çizmesini istedikleri gar projesi, Bayındırlık Bakanlığı’nda çalışan genç mimar Şekip Akalın’a verilir. Avan proje çiziminin beğenilmesiyle, genç mimar farklı gar binalarını görmesi için devlet desteğiyle Avrupa’ya gönderilir. Bu gezi sırasında en çok Stuttgart Gar Binası’nı beğendiği söylenir. Çizimi tamamlanan proje 8 Temmuz 1935 yılında ihaleye çıkarılır. Dönemin ulusalcı yapısı projenin yalnızca mimarının değil, müteahhidinin ve kontrolörünün de ülkedeki teknik personelden seçilmesini gerektirir. Almanlardan yalnızca teknik destek alınarak yapılan bina 2 Eylül 1937’de tamamlanır ve 30 Ekim 1937’de büyük bir törenle açılır. Gar binasını dengeleyen saat kulesinin 1930’ların modern mimarlık anlayışının önemli unsuru olan yatay-düşey hatların ilişkisini sağlaması,kıvrımlarla bütünleşen köşeler ve yatay pencereler de o dönemin özelliklerindendir. Bunun yanında geleneksel mimariden de kopulmaz.

Binanın en özgün yeri olan giriş holünde tüm elemanlar çok yalın ve dönemi çok iyi anlatıyor.12m yüksekliğinde, 23mx33m genişliğindeki giriş holü buzlu camla kaplanarak tavandan sağlanan ışıkla, Ankara’da başka örneği olmayan ferah bir mekân haline geliyor. Ayrıca binanın ezici ölçeği, dönemin diğer binalarında olduğu gibi 1929 krizine rağmen ve dünyada yükselen ulus-devlet ideolojisinin de bir uzantısı olarak devletin gücünü çok iyi yansıtıyor. Binanın logosu olan kartal da gücü temsil etmesiyle bunu destekliyor. Bu küçük ayrıntıyı, binanın anıtsal yapısı ve giriş kolonlarını dünyada o sıralarda yaygınca görülen ve aslen Şekip Akalın’ın Almanya seyahatinde etkilenmiş olabileceği Nazi mimarlığı ile ilişkilendirmek de mümkün.

Giriş holünün iki yanında resim yapılması için özel olarak ayrılmış 4x21m boyutlarındaki çerçeveler için yapılan resim yarışmasını Nurettin Ergüven’nin Lozan’dan Önce (Büyük Taarruz’u betimler) ve Lozan’dan Sonra (Modern Ankara’yı betimler) isimli resimleri kazanır. Ancak bunlar yapılamaz ve bu panolar boş kalır. Sayın Yavuz’a göre bu durum yapının yalınlığının korunması açısından olumludur.

Ankara Gar Binası’nın bugününü de değerlendiren Yavuz hızlı tren projesiyle binanın yeniden canlanacağını ancak yapıların çok kötü kullandığını yeterli bakım ve onarım yapılmadığını, yeni eklenen mobilya seçimlerinin estetik ve uyum kaygıları taşınmadığını ve tüm bunlara ek olarak özgün malzemeyi zedeleyen ve binanın görünümünü bozan tabela kirliliğinin binanın özgün yapısının algılanmasına engel olduğunu aktardı.Mimarlık tarihi ve Ankara’nın tarihsel, kültürel belleği ve kimliği açısından büyük öneme sahip olan gar binası ayakta kalmaya devam etse de yapıyı var eden elemanların yok olmakta olduğunu ya da ağır tahribat altında özgün niteliklerinin seçilememekte olduğu tespiti ile konuşmasını bitirdi.

Yavuz’un bu keyifli ve yararlı konuşmasından sonra söyleşi, Lale Çoygun Sobutay’ın Gar Kompleksinin yapım sürecini anlatan sunuşuyla devam etti. Bu sunuşta Sayın Sobutay Ankara Garı’nın bir binadan ziyade, içinde yer alan müze, idari, sosyal tesis ve lojman yapıları ile bir yerleşke olarak ele alındığını vurguladı. Söyleşi Çankaya Üniversitesi İç Mimarlık Bölümü öğrencilerinin 2008 bahar dönemi diploma projesi olarak çalıştıkları Gar Gazinosu Binası projelerinin sunumu ile son buldu.

Bina Kimlikleri ve Envanteri Çalışma Grubu tarafından organize edilen Bina Kimlikleri Söyleşi dizisi Nisan ayında gerçekleştirilecek Ankara Üniversitesi Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesi binası ile devam edecek. Bu konudaki gelişmeleri www.mimarlarodasiankara.org adresinden takip edebilir, söyleşi programlarına yine aynı adresten ulaşabilirsiniz.

Okunma Sayisi : 15131
Adres : Konur Sokak 4/3 06650 Yenişehir / Ankara • E-posta : info@mimarlarodasiankara.org
Telefon : 0 312 4178665 • Faks : 0 312 4171804 • GSM Santral : 0 533 4777967
Son Güncelleme : 15.11.2018 - 10:30:04
Şu an 65 kişi online | Hukuki Şartlar ve Gizlilik Hakları