Üye Bilgileri.

size uygun bölümden devam ediniz.

sitemizdeki online işlemlerden yararlanabilmek için kayıt olup parolanızla giriş yapmanız gerekmektedir.
Daha önce insan kaynakları için bir parola aldıysanız o parolayı kullanabilirsiniz.

Henüz üye değilmisiniz? Yeni kayıt!

Detaylı Arama.

size uygun bölümden devam ediniz.

site içerisindeki tüm içerikte arama yapılmaktadır. birden fazla kelime aratabilirsiniz.


25 50 75 100

Yayınlanma Tarihine Göre
Eklenme Tarihine Göre
Başlığa Göre
Okunma Sayısına Göre

Başlıkta Açıklamada İçerikte

Aynen girildiği gibi
Kelimelerin hepsi
Kelimelerden herhangi biri
ODA ÇALIŞMALAR KENT GÜNDEMI MESLEKI UYGULAMA YAYIN ÜYELER EĞITIMLER ONLINE İŞL.
11 Şubat 2020

Bilge mimar Baran İdil saygıyla anıldı

Mimarlar Derneği 1927, TMMOB Mimarlar Odası Ankara Şubesi, Türk Serbest Mimarlar Derneği’nin birlikte düzenlediği anma programı ile, 24 Aralık 2019 tarihinde aramızdan ayrılan  Mimarlar Odası Ankara Şubesi’nin 18. Dönem (1972-1973)  ve (1991-1992) 32. Dönemlerinde Şube Başkanlığı yapan Mimar Baran İdil anıldı.

Anma Programına Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan, Mimarlar Odası Ankara Şube Başkan Yardımcısı Ali Atakan, Mimarlar Odası Ankara Şube Sekreteri Nihal Evirgen, Mimarlar Odası Ankara Şube Yönetim Kurulu Üyeleri Muteber Osmanpaşaoğlu ve Ünal Kara, Baran İdil’in ailesinden eşi Ayla İdil, Kızı mimar Aslı Özbay, iş arkadaşı ve damadı Hasan Özbay. Oğlu Kaan İdil, İlhan Tekeli, Bekir Ödemiş,  Mimarlar Derneği 1927 Başkanı Lale Özgenel, Türk Serbest Mimarlar Derneği Başkanı Önder Kaya, Cahit Duru, Ayşe Işık Ezer,  Ergun Subaşı, Safranbolu Eski Belediye Başkanı Kızıltan Ulukavak, Mehmet Nazım Özer, Kazım Pehlivanoğlu, Mithat Akman, İlhan Gülgeç, Kübra Cihangir Çamur, İlhan Tekeli, Adnan Kurdik, Ersen Gürsel, Güven Erten ile birlikte çok sayıda mimar ve dostları katıldı.

Anma programının açılışını yapan Mimarlar Odası Ankara Şube Sekreteri Nihal Evirgen, Baran İdil’in özgeçmişini şöyle paylaştı:

Evirgen, “İdil, 1934 yılında Niğde’de doğdu.  1960 yılında İTÜ’den Y. Müh. Mimar unvanıyla mezun oldu. 1960-1967 yılları arasında İller Bankası Şehircilik Bölümü’nde Planlama Şefi olarak çalıştı. 1967 yılında kendi bürosunu kurduğu günden buyana planlama ve kentsel tasarım ağırlıklı serbest meslek faaliyetini kesintisiz olarak sürdürmektedir. 1973-1978 yıllarında ADMMA’da öğretim görevlisi olarak hizmet veren Baran İdil, bugünkü adıyla Gazi Üniversitesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümü’nde 1992 yılından 2008 yılına kadar görevini sürdürmüştür. 1987 yılında Tamer Başbuğ ve Hasan Özbay ile birlikte TH&İDİL Mimarlık Ltd. Şti’ni kurdu. Girdiği yarışmalarda 14’ü birincilik olmak üzere çeşitli ödül ve mansiyonlar aldı. Çok sayıda yarışmada asli jüri üyesi olarak görev yaptı. Pek çok kentin imar planını hazırladı. Öğrenciliğinden itibaren Mimarlar Odası çalışmaları ile ilgilendi. 1972-1973 1991-1993 dönemlerinde Mimarlar Odası Ankara Şubesi Başkanlığı görevini üstlendi. 1987’de kurulduğunda bu yana TSMD üyesi olarak ve Dernek’te pek çok çalışma grubu, komite ve komisyonda faal olarak görev üstlendi. “2002-2004 yılı Mimarlık ödülü” ne layık görüldü. TH&İDİL gurubunda serbest mimarlık ve planlama çalışmalarını sürdürmüştür.”

Baran İdil anısına saygı duruşunun ardından Baran İdil’i anlatan kısa film gösterimi yapıldı.

Anma programında oturumu Mimar Müjdat Karaca yönetti. Karaca İdil’i bilge mimar olarak tanımladı.

Kuşağın önde gelen temsilcilerindendi

Mimarlar Derneği 1927 Başkanı Lale Özgenel: “Ankara’da mimarlık meslek örgütleriyle ilgiliyseniz ya da serbest mimarlık yapıyorsanız Baran İdil’i tanımamak mümkün değil. Kentsel ölçekten mimarlık ölçeğine uzanan planlama tasarım ve uygulama deneyimleriyle farklı ölçekleri bir arada düşünen bir kuşağın önde gelen bir temsilcisi olarak ürettikleriyle her zaman bir araştırma ve sorgulama zemini yarattı. Özellikle yarışmacı kimliği ile bilinen İdil, görüşlerini ve eleştirilerini yarışmalar üzerine de yaptı” dedi.

Birlikte yaptıkları çalışmalardan bahseden Özgenel İdil’in derin ve mesleki ve bilimsel duruşunu şöyle aktardı:

“İdil’in bir yarışmanın ardından 2002 yılında Mimarlık Dergisi’nde yazdığı makalede, ‘Bu tasarımı soyutlamalı mı düşünmeli soyutlamadan mı sunmalı?’, ikinci bir makalede ise ‘Çok değişik şekillerde karşımıza çıkması doğal olan kentsel tasarımın bugün üniversitelerimizde olan formata hapsedilmesini doğru bulmadığımı söylemeliyim. Bu durumun mimarlığın bir kültür alanı olmak yerine bina yapma becerisi gibi algılanmaktan kaynaklanıyor. Mekan ve tasarım kültürünün mimarlık olduğunu ve tasarım kültürünün mimarlık olduğunu unutmak anlamlı olmaz’ sözlerinin günümüzde hala geçerli olması ne kadar doğru tespitler yapan bir meslek adamı olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor.”

Farklı meslekten insanları bir araya getirmesi çok önemli

Türk Serbest Mimarlar Derneği Başkanı Önder Kaya: Farklı meslekten insanları bir araya getirmesi çok önemli. Mimarlar Odası Ankara Şubesi’nin 64. Kuruluş yıl dönümünde, kendisi gelemediği için en son mesajını yayınladık. İnanılmaz duygusal ve çok güzeldi o gün çok etkilendik. Oradaki verdiği mesajla Türkiye’nin bütün meselelerini biraya gelerek ve birlikte olarak çözülebileceğini söylüyor.  Kısa filmle bu mesajın ne kadar önemli olduğunu vurguladık. Kendi mesleki konularımızda biraz daha destek olmak ve bir araya gelmek onun bir vasiyetidir. Bütün kurumlara ve bütün meslektaşlarımıza çok ciddi görev düşüyor.  Baran İdil’i saygıyla ve hürmetle anıyorum” dedi.

Cumhuriyet’in mimarını kaybettik

Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan, “Baran İdil, Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanlığı yaptı. Ben onunla gençlik yıllarımda tanıştım ama en etkileşimli zamanlarımız ben şube başkanıyken onun bana yol gösterici mektuplarıyla oldu. En son mektubu Mimarlar Odası Ankara Şubesi’nin 64. Kuruluş Yıldönümünde gönderdi. Bir kültür platformu çağrısını her zaman yineledi. Aslında meslek içerisinden de olsa farklı bakış açılarının bir aradalığı aslında onun o son gönderdiği, söylediklerinin bir karşılığı oldu. Baran İdil sadece bir mimar değildi. Okuyunca, izleyince ve onu takip edince görüyorsunuz. Aslında bu güne dair yapılan ülkesel bütün eleştirilerinin ne kadar haklı olduğunun bir vücutta buluşmasıydı. Cumhuriyet’in mimarları, plancıları ya da aydınları çok yönlü insanlar. Sanat ve kültürü yakından takip eden, üst ölçekten bakıp en küçük detayına kadar tasarlamayı bilen ve insan ilişkilerini geliştiren birisiydi. Baran ağabey şube başkanlığımla birlikte bana her dönem mektup yazardı. Sayın Başkan diye başlayan, fikirlerini anlatırdı. Mektuplarda bizi izlediği çok açıktı.64. Kuruluş yıl dönümüzde bir mesaj verdi. Bütün mektupları boyunca Bir kültür seferberliğinin yapılması gerektiğinden bahsetti. Sadece bir mimarı ve kentsel tasarımcıyı kaybetmedik. Cumhuriyet’in çok yönlü mimarını kaybettik. Umarım gittiği yerde ışıklar içinde uyur. Bizi buluşturmasının ne kadar kıymetli olduğunu ifade ederek hepinize teşekkür ediyorum” diye konuştu.

Baran İdil’in yazdığı mektuplar bizim çok kıymetli

“Baran ağabey oda yönetiminde başka kimseye mektup yazdı mı bilmiyorum ama bana her dönem  sayın Başkan diye başlayan mektup yazardı. Fikirlerini anlatırdı ve ben her yaptığımız işte bizi izlediğini gözlediğini o mektuplarda sarf ettiği sözlerden anlıyordum. Bize 64. Kuruluş yıldönümünde de bir mesaj vardı. Başkanlığı döneminde de o mesajı vermiş ama bizim onu o genç yaşımızda anlamamız mümkün değildi. Bana yazdığı bütün mektuplarda bir kütür savaşından, bir kültür seferberliğinin yapılması gerektiğinden bahsetti. Bu aslında bugün geldiğimiz noktada da rejimin tehdit altında olduğu günümüzde o günlerden bugüne mesaj veriyormuş. Bütün yazdığı mektuplarda da bunun altını çizdi” diyen Candan, İdil’in mektuplarından kendine yazdığı mektuplardan bir bölüm okudu:

“Unutmayalım ki oldukça somuta indirgenmiş bir kültür savaşı alanı, insan hakları demokratik haklar, hukuk ve sosyoekonomik sorunları da kapsar. Ancak bu durum bize, kurumlara ait misyonları yükleme sorumluluğu hakkını da vermez, Yine unutmayalım ki dünyanın en kötü kentsel mekanlarına en kötü camilerinin üretilmesinin mümkün olduğu bir ortamda mimar ve tasarımcıların kendilerine başka misyonlar edinmeye çalışması abesle iştigaldir. Bunun somut örneği, Cumhurbaşkanlığı Sarayı, Taksim Meydanı, Saraçoğlu Mahallesi gibi konularda yapılan çok başarılı ve toplumda yankı bulan savaşımlardır”

Candan, İdil’in Ankara Şubesinin çalışmalarını yakından takip ettiğini ve birçok kez mektup yazdığını ifade ederek aslında böyle şeylere ne kadar çok ihtiyaç var. Eksik bıraktığımız, yapamadığımız  ya da iyi yaptığımız çalışmalara ilişkin değerlendirmeleri  çok güzel yaptı.  Candan İdil’in mektuplarından alıntı yaparak devam etti:

“Önerdiğimi bir kültür savaşım organizasyonudur. Unutmamalıyız ki oldukça somuta indirgenmiş bu kültür savaşımı alanı ‘insan hakları, demokratik haklar, hukuk ve sosyo-ekonomik sorunlarıda’ kapsar. Gene unutmayalım ki ‘dünyanın en kötü mekanlarla en kötü camilerinin üretilmekte olduğu bir ortamda mimar ve tasarımcıların kendilerine başka misyonlar edinmeğe çalışması, ‘abesle iştigal’dir. Bunun somut  örneği, cumhurbaşkanlığı sarayı, taksim meydanı, Saraçoğlu Mahallesi gibi konularda yapılan çok başarılı ve toplumda yankı bulan savaşımlardır.” 

“Birkaç saat önce televizyonda Sayın Başkanımızın söyleşilerin izledim. Kısaca söyleyim ki çok duygulandım. Bir kere daha Mimarlar Odası Ankara Şubesi’nin bir üyesi olduğu için göğsüm kabardı. Öncelikle sizlerle gurur duyduğumu belirtmeliyim. Evrensel hukukun, demokrasi ve insan hakları üzerindeki yorumlarınızı mimarlık kültürü üzerinden yorumlarınızı gururla izledim. Yalnız kültürün değil, medeniyetin de görünür yüzü olan mimarlığın ne denli önemli bir alan olduğunu da diğer kültür dostlarımız da biraz algılamışlardır. Bir dahaki söyleşinizde yanınızda müzisyenler, yazarlar, sanatçılar, ressamlar, heykeltraşlar ve plancıların yer aldığını görürsem umutlarım daha da artacak. Savaşımınızda başarılar diliyor bana bu ümit ve hazzı tekrar tattırdığınız için şükranlarımızı sunuyorum. Baran İdil’in aslında bize işaret ettiği kültür savaşımı ve kültür organizasyonu aslında kendisinin çok yönlü yetiştiği potansiyeli ifade eden Cumhuriyet değerleridir. Mektuplarını O hep bana saygı ve sevgilerimle diye bitirirdi. Bende onu saygıyla anacağım. Bütün ailesine baş sağlığı diliyorum. Bu mektuplar benim için çok kıymetli.”

Açılış konuşmalarının ardından Baran İdil, ailesi, çalışma arkadaşları ve dostları İdil’e olan anılarını paylaştı.

 

Cahit Duru, İdil’in yarışmacı kimliği ve plancılığı ile parasız olduğu zamanlarda bile mesleğini parayla hiçbir şekilde satmadığına ilişkin anılarını anlattı.

Ayşe Işık Ezer,  meslek hayatına atılırken Baran İdil’in geleceğini nasıl şekillendirdiğini ifade etti. İdil’in kendisinin ustası olduğunu belirterek, İdil’in çalışma yaşamındaki önemini katılımcılarla paylaştı.

 

Ergun Subaşı, “Bir yarışma vesilesiyle Baran İdil’le tanıştım. Jüri üyeleri o yarışmada , ‘Bu proje çok iyi ama biraz deneyimsizler’ diyerek mansiyon ödülüne layık görmüşlerdi. Ben mezun oldum, kendisini İller Bankası’ndan önünden geçerken ziyaret ettim. O kadar güzel tasarlanmış güzel bir mekan. Bana bir masa verdi ve işe başladın dedi. Sonuna kadar demokrat bir insandı. Baran İdil’e İller Bankası’nda  milli şef derdik. Benim için hem bir öğretmen, hepimizi kollayan koruyan bir insandı ve benim ağabeyimdi” dedi.

Diğer katılımcılar ise duygularını ve düşüncelerini şöyle aktardı:

Kızıltan Ulukavak: Baran İdil’in çok eski bir dostu olarak buradayım. İdil’le yollarımız 1974 yılında Opera Meydanı’nda, bugün acımasızca yerle bir edilen o görkemli İller Bankası’nda keşişti. Safranbolu’ya  yeni belediye başkanı olmuştum. Bir imar planımız vardı ama uygulama olanağı bulamıyorduk.  İdil, bu imar planında düzenlemeler yaptı. Baran İdil’e şükranlarımızı ve saygılarımızı sunuyorum.

 

Mehmet Nazım Özer: Kendisiyle öğrencilik yıllarımızda tanıştım böyle değerli insanın bizimle zaman geçirecek olması bizi çok heyecanlandırmıştı. Hocamız haftada 15 saat ders yaptı ve bize çok destek oldu. Hocamız bize sorumluluk duygusunu, mesleğimize ve bilime sahip çıkmamamız için gerekli özgüveni aşıladı. Son öğrencileri bizlerdik,  öğrenci hoca ilişkimiz, usta çırak ilişkisine dönüştü. Hocamı saygıyla anıyorum.

Kazım Pehlivanoğlu: 1983-1987 yılları arasında birlikte çalıştık, çok sayıda imar planları yaptık ve yarışmalara girdik. Biz bilmeden hep koruma amaçlı imar planı yapmışız. Sonuna kadar fikrimizi savunma kısmı hepimize işledi.

 

Mithat Akman: “Mimarlar Odası’na seçimlere hazırlanıyoruz. Grup olarak kim başkan olsun onu konuşuyoruz. Hepimizin aklında Baran ağabey var. Bunu söylemek kendisine çok zor.  Sonra kızı Aslı Özbay’a gidip onunla konuşmasını istedik. Aslı kabul etmiyor dedi. Ben gittim konuştum kendisiyle, ‘Birçok genç var, git Mithat Bey gelmişim 65 yaşına niye bana geliyorsunuz’ dedi. Çok başarılı bir başkanlık yaptı. O benim Baran ağabeyimdi.”

İlhan Gülgeç: “İller Bankası’na Ergun Subaşı’yla aynı gün girdik. Biz Baran İdil’e büyük şef derdik” dedi.

 

Kübra Cihangir Çamur: “Baran İdil’le hocamızla 2000’li yılların başında tanıştım. 4 yıl birlikte çalıştık. Bir gün hiçbir sıkıntı yaşamadık. Babamdan hiç farkı yok, kendisini çok seviyorum. Öğrencilere hep daha fazlasını verdi. Atölyede güçler arasında dengesizliği hiç hissettirmedi. Bizi çok iyi yetiştirdi, ışıklar içinde uyusun”

İlhan Tekeli: “Baran’ı ifade edecek kelime “dobra” kelimesidir. Baran her zaman mimar olma iddiasını korudu ama Baran’ın şehircilik konusundaki iddiasındaki, mimarlıktaki iddiasından bir parmak önde gibi geliyor. 1960’lılarda mezun olanlar bende dahil sol düşünceyi bilmezdik. Türkiye’ye sol düşünceye kapalıydı. Biz 60’tansonra sol düşünceyi öğrendik. O tarihten sonra başka bir şehircilik olayı yaşandı. Hızlı kentleşme olayı başlamış ve bütün belediyeler fakir altyapı yok. İnanılmaz bir problemlerle karşı karşıya kaldık.  1960, Türkiye’de planlamaya geçiş problemidir. İller Bankası’nda kapsamlı araştırmaya dayanan planlama ortaya konuyor. Çok hızlı kentleşen ortamda kapsamlı araştırmaya dayanan  planlama doğru muydu? 1960’lı yıları düşündüğümüzde Biz planın her şeyi çözebileceğine inanıyoruz ama çözemiyor. Kendisini saygıyla anıyorum.

 

Adnan Kurdik: “Baran Bey’le öğrencilik yıllarımda tanıştım. Şehircilik dersine gelirdi. İkinci karşılaştığımız yer İller Bankası’ydı. Ben İller Bankası’nda çalışıyordum. O plan müellifi olarak geliyordu.  Baran Bey’in toplantıları kalabalık olurdu. Birde büro sahibi Baran İdil var. Benim öğrencilik yıllarımdaki arkadaşım yanında çalışıyordu. İkinci okulum gibi demişti.

Ersen Gürsel: 1963-64 yılları arasında tanıdım. İller Bankası bir kasaba imar planı yapmak üzere davet etti. Beni bir eleştiriyorlar Baran Bey’de beni arkadan izliyor. Yeni baştan kritik etmeye başlayın bakalım nerelere varacağız dedi ve kendime güven geldi. Ben daha sonra he ay İller Bankası’na gidiyorum ama sanki bir okul. Baran İdil yaşamı boyunca mimarlığı, kentsel planlama sorunlarını düşünsel alana çekme özelliği ile her daim kendisine ait bir hikâyesi olan aydın bir mimardı.

 

Kaan İdil: Buraya gelen herkese çok teşekkür ederim. 15 sene kadar babam mesane kanseriyle uğraştı ama yaşarken hep erken teşhis ve kontrollerde başlangıcında yakalama şansımız olmuştu. Sürekli ensesinde bir kanser tehdidiyle yaşamak zorundaydı. Babamla rutin kontrollerde dördüncü defa kanserin tekrar hortladığını öğrendik. İkimizde buruk bir vaziyetteyiz. Ne yemek istiyorsun, ‘Rakı olsun da yemek önemli değil’ dedi. Rakı benim için dostluğu ve paylaşmayı sembolize ediyordu. Baş belası bir kanser haberi aldıktan sonra günü güzelleştirmek istiyordu.

Güven Erten: Baran Bey, bodrumda yapacağı bir konuşma sırasında ona yardımcı olacağım sırasında tanımıştım, ailesine teşekkür ediyorum.

Arife Özçelik: Benim patronumdu ve 20 yıllık süreci birlikte geçirdik. İşveren olarak bir aile ortamını yaşattı.

 

Hasan Özbay:  Baran İdil’le yaptıkları projelerden bahsederken “ Baran İdil önce hocam, patronum, sonra ortağım sonra kayınpederimdi. Baran Bey öğrencilik yıllarımda tanıştım. İlk stüdyo dersimi Baran Bey’den aldım. Konu Foça’nın planlanmasıydı. Tek eksiklik 12 Eylül öncesi dönem gitme şansımız olmadı. 2 Mart 1978 yılında Baran Bey’le çalışmaya başladık. Son 12 yıldır Ankara’da Bodrum’a taşındılar. Baran Bey benim hocamdı, ortağım oldu, kayınpederim oldu ama aslında benim arkadaşımdı.

Aslı Özbay ise, anma programına katılan herkese teşekkürlerini sundu.

Program, Baran İdil ayakta alkışlandıktan sonra sona erdi.

TMMOB Mimarlar Odası Ankara Şubesi Basın Birimi

Okunma Sayisi : 391
Adres : Konur Sokak 4/3 06650 Yenişehir / Ankara • E-posta : info@mimarlarodasiankara.org
Telefon : 0 312 4178665 • Faks : 0 312 4171804 • GSM Santral : 0 533 4777967
Son Güncelleme : 31.03.2020 - 15:07:51
Şu an 58 kişi online | Hukuki Şartlar ve Gizlilik Hakları