Üye Bilgileri.

size uygun bölümden devam ediniz.

sitemizdeki online işlemlerden yararlanabilmek için kayıt olup parolanızla giriş yapmanız gerekmektedir.
Daha önce insan kaynakları için bir parola aldıysanız o parolayı kullanabilirsiniz.

Henüz üye değilmisiniz? Yeni kayıt!

Detaylı Arama.

size uygun bölümden devam ediniz.

site içerisindeki tüm içerikte arama yapılmaktadır. birden fazla kelime aratabilirsiniz.


25 50 75 100

Yayınlanma Tarihine Göre
Eklenme Tarihine Göre
Başlığa Göre
Okunma Sayısına Göre

Başlıkta Açıklamada İçerikte

Aynen girildiği gibi
Kelimelerin hepsi
Kelimelerden herhangi biri
ODA ÇALIŞMALAR KENT GÜNDEMI MESLEKI UYGULAMA YAYIN ÜYELER EĞITIMLER ONLINE İŞL.

HUKUK İHLALİNİN HER TÜRLÜ AFETE ZEMİN HAZIRLADIĞINI UNUTMADAN!
TBMM, HÜKÜMETİN DAYATTIĞI HUKUKÜSTÜ YETKİLERİ KABUL EDECEK Mİ?

Bakanlar Kurulu, 17 Ağustos 2011 tarihinde Resmi Gazete‘de yayımlanan 648 sayılı KHK ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı‘na tüm ülke toprağını (tapulu-tapusuz) istediği gibi kullanma yetkisi vermişti. Şimdi ise, "Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun Tasarısı" ile bu yetkinin hangi araç ve yöntemlerle kullanacağı düzenlenmektedir.

Bu tasarı yasalaşır ise, hiçbir kayıt ve koşula bağlı kalmaksızın yerleşim yerleri, orman alanları, kıyılar, boğaziçi, meralar, kültür ve tabiat varlıkları, tarım arazileri, zeytinlikler gibi özel koruma altında olan alanlar 3194 sayılı İmar Kanunu ve imara ilişkin hükümler ihtiva eden özel kanunlar da dahil olmak üzere özel mevzuatlardaki kısıtlamalara bağlı olmaksızın, rezerv yapı alanları, riskli alanlar ve riskli yapı statüsüne alınıp, tasfiye, dönüştürme, yeniden yerleştirme ve yıkım işlemlerine tabi tutulabilir. Rezerv yapı alanını Bakanlık, riskli alanları Bakanlığın teklifi ile Bakanlar Kurulu, riskli yapıyı ise Bakanlığın lisanslandırdığı kurum ve kuruluşlar belirlemeye yetkilidir.

Tasarının uygulama hükümleri normal zamanların hukuk normlarından muaftır, yürütmeye olağanüstü yetkiler tanınmıştır.

1-Riskli yapıların tespitini malik veya kanuni temsilci, "Bakanlıkça lisanslandırılmış kurum ve kuruluşlar"a yaptıracak, yaptırmadığı takdirde Bakanlık veya İdare re‘sen "teknik heyete" yaptıracak ve giderler hak sahibi tarafından ödenecektir. Bu tespit giderleri malik veya paydaşlarca karşılanmadığı takdirde tapu kaydına ipotek konulacak ve faiz işletilecektir.

Tasarıda "Bakanlıkça lisanslandırılmış kurum ve kuruluşlar" ile "teknik heyet"in tanımı olmadığı gibi statüleri de belirsizdir. Yönetmeliğe bırakılan bu oluşumların niteliği ve yetkileri idarenin takdirine bırakılmıştır.

2- Riskli alan ve riskli yapıların ilanından sonra malik ve kullanıcıların mülkiyet ve kullanımdan doğan tüm hakları kısıtlandığı gibi o bölge ve yapıya kamu hizmetlerinin de (elektrik, su, doğalgaz) verilmeyeceği hükme bağlanmaktadır.

Riskli yapıların, tahliye ve yıktırma masrafları da maliklere ait olup, hak sahipleri ancak enkaz bedeli alabilecektir, yıkım masraflarını ödemeyenlerin tapu kaydına ipotek konulacağı da ayrıca düzenlenmektedir.

3- Bakanlık uygulama işlemlerinde yani riskli yapılara, rezerv yapı alanlarına ve riskli yapıların bulunduğu taşınmazlara ilişkin her türlü plan, proje, arazi ve arsa düzenleme işlemleri ile toplulaştırma yapmaya, bu alanlarda bulunan taşınmazları almaya, satmaya, ön alım hakkını kullanmaya, trampaya, taşınmaz mülkiyetini veya imar haklarını başka bir alana aktarmaya, inşaat yapmaya, yaptırmaya, arsa paylarını belirlemeye, kent tasarımları hazırlamaya yetkili kılınmıştır. Bakanlık bu yetkilerini TOKİ‘ye, isterse İdareye devredebilir. Tasarı, Bakanlığın bu işlemlerine karşı tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde dava açılabileceğini, ancak mahkemenin yürütmenin durdurulmasına karar veremeyeceğini düzenlemektedir. Bakanlık, zorla el koyduğu alanlar üzerinde istediği tasarrufu yapmaya yetkili kılınmıştır.

4- Tasarının gelirleri arasında en büyük pay, 2-B orman alanlarından elde edilecek gelir (%90) olarak belirlenmiştir. 2-B gelirleri yanında, çevre vergisi olarak bilinen vergi ve idari para cezalarının %50‘si, İller Bankası‘nın yıllık safi kar tutarının %49‘u, Bakanlığın el koyduğu taşınmazlarda imar uygulamasına tabi tutulanların satışından elde edilecek gelirler, dönüşüm projelerinden elde edilecek kredilerin geri ödemeleri ve gecikme zamları, faizler, genel bütçeden ayrılan paylar ve sair gelirlerden oluşmaktadır. Büyük yetki ve bütçeyle donatılan Bakanlık ve TOKİ hem ülke toprağı hem de emlak piyasasını yönlendiren tek aktör olarak karşımıza çıkmaktadır.

5- Riskli yapıların tahliyesi, yıkma işi ve yıktırma işi, işlem ve değerleme işlemlerini "engelleyici" fiilde bulunanlar hakkında Türk Ceza Yasası gereğince suç duyurusu, bu eylemleri engellemeyen kamu görevlileri hakkında da ceza ve disiplin hükümlerinin uygulanacağı biçiminde yapılan düzenlemeyle de kimsenin mülkiyetine ilişkin bir hakkı kullanamayacağı hem halka hem de kamu görevlilerine peşin bir gözdağı maddesi ile hatırlatılmaktadır.

6- Zorla el konulan özel mülkiyet ve hazine arazilerinin kullanımına yönelik yapım işleri, mal ve hizmet alımları şeffaflıktan uzak davetiye usulü ile ihale edilmektedir. Kamu kaynaklarının ihale ediliş biçimi, iktidara yakın kişi, kurum ve kuruluşlara pazar açıldığı endişesini hep yaşatacaktır.

7- Kamulaştırma davalarında bilirkişilik yapan mimar ve mühendislere bilirkişilik yolu kapatılmaktadır. Sermaye piyasasına hizmet sunan değerleme şirketlerinin kamulaştırma davalarında bilirkişilik yapmalarına öncelik tanınmıştır. Değerleme şirketlerinde çalışan değerleme uzmanlarının çoğunlukla işletme, hukuk, iktisat gibi sosyal bilimlerde 4 yıllık eğitim almış kişiler olduğu dikkate alındığında mühendis ve mimarlara bu alanın kapatılmasını anlamak olanaklı değildir. Yargılama aşamasına dahi idareyi katarak adil yargılanma ilkesini ihlal eden bir anlayışın hakim olduğu tasarının yasalaşması durumunda, kamulaştırma bedellerinin objektif tespit edilmeyeceği açıktır. Bilirkişi seçiminde hakimin takdir hakkını elinden alan, yargılamanın bir unsuru olmadığı halde valilikleri yargılama sürecine katan bir süreçten adil bir karar beklenemez. Bakanlığı bir banka, yurttaşı müşteri gören bir anlayışıyla hazırlanan bu tasarıda kamu yararı görmek olanaksızdır.

8- Tasarısının ismi "afet riski taşıyan alanların dönüştürülmesi" iken aslında bir "torba yasa" özelliği taşımaktadır. Tasarının kendisi gerçekte yürürlükle birlikte 10 madde olup, diğer tüm maddeler Genel Bütçe dahil diğer kanunlarda değişiklik yapılmasını düzenlemektedir.

Kanunun uygulanmasında 14 kanunun engelleyici hükümlerinin uygulanmayacağı, bu 14 kanunun yanında gözden kaçmış diğer kanunlarda engelleyici hükümler var ise bunların da uygulanmayacağı hükme bağlanmaktadır. Uygulanmayacak yasaların yanında, tasarı ile 11 yasanın  maddesi değişmekte ya da yeni hükümler eklenmekte ve iki yasa yürürlükten kalkmaktadır. Tasarı ile Orman (kent veya çeperindeki ormanlık alanların kullanımına yönelik), Gecekondu, Toplu Konut, İmar, Yıpranan Tarihi ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması, İskan, İller Bankası Anonim Şirketi Hakkında Kanunlara ve Genel Kadro ve Usulü Hakkında KHK‘ye yeni maddeler eklenmekte; Kamulaştırma Yasası‘nın bilirkişilikle ilgili maddesi ile Yıpranan Tarihi ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Kanunu, Çevre Şehircilik Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında KHK değişmekte, Atatürk‘ün doğumunun 100‘üncü Yılının Kutlanması ve Atatürk Kültür Merkezi Kurulması Hakkında Kanun ile İmar ve Gecekondu Mevzuatına Aykırı Yapılara Uygulanacak Bazı İşlemler ve 6785 sayılı İmar Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında kanunlar ise yürürlükten kaldırılmaktadır. Yani bu tasarı, Anayasa yanında 27 yasanın koruyucu hükümlerini doğrudan etkilemektedir.

Haklar Risk Altında

Bu tasarının yasalaşması durumunda, Bakanlar Kurulu, Bakanlık ve TOKİ, %90‘ı deprem riski altında gerekçesiyle ülke toprağını hiçbir kayıt ve koşula bağlı olmaksızın istediği imar hareketine açabilecektir. Uygulamada gerek bireyin, bölge halkının hakkını gerekse kamu yararını koruma altına alan yasa hükümleri devre dışı bırakılmakta ve idarenin denetim yollarından olan yargısal denetim yolu kapatılmaktadır. Kendini hukukla sınırlandırmayan, kişilere hukuk güvenliği tanımayan bu tasarının yasalaşması demek, yasama organınının -kendi varlık gerekçesine aykırı olarak- sosyal hukuk devleti ilkesinden kamu adına vazgeçmesi anlamına gelmektedir.

Sonuç olarak; tasarı, iş, işlem ve araçlarıyla bizatihi kendisi yakın bir tehlike arzetmektedir. Tasarının yasalaşması halinde, kamu ve özel mülkiyet idari kararla alınıp-satılabilinir, yaptırılabilinir, dönüştürülebilinir, gerek toplu gerekse zorunlu iskan olabilir, toplulaştırılıp- dağıtılabilinir. Bu iş ve işlemlerden kar edecekler de ancak idare tarafından tespit edilebilir. Riskli yapıları tespit etmekte "lisanslı kurumlar", itirazlarda "teknik heyet", kamulaştırma bedeline itirazlarda "değerleme şirketleri" yetkilidir. İdarelerde istihdam edilecek personele ilişkin ise hiç bir kayıt ve koşulun uygulanmayacağı yeni bir "sözleşmeli personel" statüsü belirlenmiştir.

Bu değerlerlendirmeler ışığında;

Kamuoyuna "afetleri önleme yasası" olarak sunulan bu tasarının doğuracağı afetler daha ağır sonuçlara yol açacaktır. Siyasi İktidara sınırsız yetkiler tanıyan, yargı denetimini dahi yok eden tasarı geri dönülmez zararlar doğuracaktır. 

Ülkemizin bir deprem ülkesi olduğu ve imar afları, denetimsizlik nedeniyle sağlıksız hale gelen kentlerde yeni bir yapılanmaya gerek olduğu hepimizin malumudur. Bu sorunun çözümü;  planlama, imar, kentleşme, yapı ve afet alanlarında bilimsel, sosyal ve bütünlükçü yasal düzenlemelerle mümkündür.  

Tasarı bir an önce geri çekilerek, temel hak ve özgürlükleri gözeten, ülke kaynaklarını yok etmeyen, sosyal devlet ilkesini yadsımayan, oy ve kar kaygısı gütmeyen, bütünlükçü ve idareyi de bağlayan tutarlı bir düzenleme tüm ilgili tarafların katılımıyla hazırlanmalıdır.

 

Mehmet Soğancı
TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı

Okunma Sayisi : 5204
Adres : Konur Sokak 4/3 06650 Yenişehir / Ankara • E-posta : info@mimarlarodasiankara.org
Telefon : 0 312 4178665 • Faks : 0 312 4171804 • GSM Santral : 0 533 4777967
Son Güncelleme : 16.08.2019 - 11:50:38
Şu an 54 kişi online | Hukuki Şartlar ve Gizlilik Hakları